YılbaÅŸlarında tatsız hindilere tat vermeye çalışıyoruz artık…
Çok eskilerde, yeni yılı karşılarken, ailecek , kalabalık olacağından dolayı, büyük odalı ve rahat ısıtılan bir evde toplanılırdı. Yeni yıl için ortaklaşa yemekler hazırlanır, yemeğin ardından da ud veya kanun çalan babalarla birlikte güzel sesli annelerin söydediği fasıllarda şarkılarla,türkülerle eğlenilirdi.
Bir araya gelen akrabalar veya ahbaplardan kim en iyi neyi yapıyorsa onu yaparak ev sabibinin daha az yorulmasını saÄŸlarlardı. Pek çok çeÅŸidin bulunduÄŸu lezzetli sofralar hazınlanırdı. Aklımda kalanlar, su böreÄŸi, zeytinyaÄŸlı barbunya pilaki, zeytinyaÄŸlı karışık sarma, peynir salatası, karışık salata…Bunlar ve dahası yeni yıl karşılamasında piÅŸirilirdi. Sucuk ve evde hazırlanan pastırma sofrada olmazsa olmazlarındandı.
Çiftlikten gelen özel olarak beslenmiş, kuru yolum yapılarak tütsülenen hindi, kurulanarak doluma hazırlanırdı. Sonra hindi, annemin hazırladığı tavuk suyu ile pişirilen iç pilavla doldurulur ve yorgan iğnesine geçirilen iplikle dikilirdi. Hazırlanan büyük bir kazan içine konan özel sacayağı üzerine hindi yerleştirilirdi. Kazanın dibine hindinin değmeyeceği miktarda su konarak kazanın kapağı hamurla sıvanıp kapatılırdı. Kazanın altı önce harlı, sonra kışık ateş ve sonraları kor takviyesi ile başından ayrılmadan 4-5 saat veya hindinin büyüklüğüne göre 5-6 saat içinde pişirlirdi.
Kazan kapağı tamamen hamurla kapatılırken 1 santimlik bir kısmı açık bırakılırdı. Anneme nedenini sorduÄŸum zaman; “fazla buharın çıkarılması için gerekli”yanıtını verirdi. PiÅŸirme süresinde ara ara bu delik hamurla sıvanır, tekrar açılırdı.(Düdüklü tenceresinin buluÅŸ aÅŸamasında , bu tekniÄŸin ilham verdiÄŸini düşünüyorum.)
Hindinin bu ÅŸekilde piÅŸirilmesinin bir nedeni ise, kazanın dibinde biriken su ile “arabaşı çorbası”na takviye yapılması idi. Kazanın dibinde biriken su çok lezzetli olurdu. Eskiden çocukluÄŸumdaki yeni yıllarda mutlaka kar yaÄŸardı. Ve o akÅŸam ara yemek olarak da tüm sofrada yenenlerin üstüne bol acılı , ekÅŸili, etli ,bol yaÄŸlı , salçalı ve kıvamlı arabaşı çorbası ile hamuru tahta kaşıklarla yutulurdu. Bu sene-2009, hala kar yaÄŸmadı. YaÄŸsa hemen yapacağım. Arabaşını çok özledim. Kar yaÄŸmadığı için yapamıyorum, lezzeti kar yağınca çıkıyor.
Yeni yılı karşıladığımız o gecelerde, biz çocuklara başka bir oda ve sofra hazırlanırdı. Sofra erken biter ve kaldırılırdı. Çerez tabakları getirilir, leblebi, fındık, ceviz, kuru üzüm, köftü (Pekmezden yapılan bir tür tatlı)pestil, dut kurusu, keçi boynuzu, mersin, mısır patlağı ve mekke haşlaması, afyonlu buğday haşlaması, küçük bir tepsi içinde elma ve portakal dilimleri, üzüm, armut, kelek, salatalık turşuları yerdik. Hepsi doğal ve besleyici yiyecekleridi.
O zamanlar “Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı” diye dillerden düşmeyen bir deyiÅŸ vardı. Çok önem verilerek bizlere öğretilmiÅŸti. Anneler, ananeler, babanneler hep evlatları ve torunları için evlerinde bir ÅŸeyler hazırlardı. Bakkalda satılan yiyecekleri küçümserler, çocuklarına bakkaldan yiyecek alan anne babaya da pek iyi gözle balıkmazdı. “Tembel kadın hazır gıda nasıl yapılıyor ki ,az gezmeye gitsede, bir sini kurabiye yapsa ,bir hafta yeter” diye büyükler kendi aralarında konuÅŸurlardı.
Evlerde fırın yoktu, olsa bile evlere yeterli süre elektrik verilmezdi. Çarşıdaki ekmek fırınları pişirirdi. Ekmekler piştikten sonra belirli saatlerde evlerden getirilen kurabiye, börek, çörek türü siniler pişirilirdi.Fırından çıkan her yiyecek de çok nefis olurdu.
Siz hiç doÄŸal beslenen haÅŸlanmış hindinin yağı ile yoÄŸurt, yumurta, tam bugday unu , karbonat , küllü su ile yoÄŸrulmuÅŸ kurabiye yediniz mi? Lezzetine doyum olmazdı. Ve maalesef ÅŸimdiki hazır hindiler saman gibi. Ne lezzeti var nede kurabiye yapabilecek yaÄŸları…Suni gıdalarla besleniyorlar, son derece hızlı etlendirilerek satışa çıkarılıyorlar. DoÄŸal ot ve yemler yemeden , gezmelerine izin verilmeden beslenerek satılan sözde hindi, sözde tavuk etlerini de alıp yiyoruz…
Yeni yılda torunum için piÅŸirdiÄŸim onca baharatlarla , limon, salça, yoÄŸurtla ovduÄŸum hindiyi ev halkı çok severek yediler ama, nerde doÄŸal ortamda doÄŸal yemlerle beslenen, yaÄŸlanması için son 10-15 gün besiye çekilen hindi, kaz, ördek etinin lezzeti! O lezzeti ancak yiyenler bilir…
Yeni yıl evde kutlanırda “tombala” oynanmaz mı hiç ? Tombalayı çoluk çocuk hep birlikte oynardık. Televizyon olmadığı için de ev ahalisinin göz zevkini bozan dansözleri de izlemezdik. 1. Çinko, 2.çinko ve ardından “tombala” haykırışlarda ÅŸenlik havasına bürünen yeni yıl karşılamalarımız olurdu. Kuzine sobada veya mangal üstü ızgarada kestane kebaplar piÅŸer, dağıtılırdı.
Tatlı olarak afyonlu pekmezli kıvrım, sütlü kabak tatlısı “zülbiye”, büyükler isterse bol tereyaÄŸlı kavrulmuÅŸ miyane ile kaynatılan aÄŸda yumuÅŸatılır, piÅŸmayine cekilirdi. Büyük bakır sini üzerinde en az dört kiÅŸi özel katlama ve çekme teknikleri ile un ve aÄŸda halvet olup tel tel dökülünceye kadar seyre dalardık. Oda ısısını ayarlamak için ara sıra kapı veya pencere açılırdı.
Ne güzel anlarmış o yaÅŸananlar…
Åžehirde büyürken çok ÅŸeyler kaçırıyor çocuklar ne yazık ki…Veya günümüzde , hindilerin suni beslenmesindeki gibi . herÅŸey yapay artık…
Yapay ve tatsız…
Ne dersiniz?
Bu yazı toplamda 2816, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuzu yazın
Yorumlar
Münevver hanımcığım,
Sizin güzel bakan gözlerinize,güzel atan yüreğinize,ve zahmetler ederek yazdığınız güzel yorumlarınıza çok çok teşekkür ederim.Sizin muhterem ellerinizden öperim.
Günümüzde böyle güzel dostluklar malesef kurulamıyor ama ben sizlerin sayesinde bu güzellikleri yaşayan bir kişi olarak kendimi çok şanlı hissediyorum.İyi ki varsınız Allah size sağlıklı ömürler versin,bizlere de paylaşımlarınızla güzellikleri yaşatın.
Sizin yaşama bağlılığınız bana güç veriyor,bana moral veriyor.
Ankara’ya gelince bir fırsat yaratarak,kapıdan da olsa sizin elinizi öpmek için gelmek istiyorum.
Sizin ve hayırlı evlatlarınız yeni yılını kutlar,sağlık ve bereketli bir yaşam geçirmenizi dilerim.
Sizi çok seviyorum.Sağolun,sağlıkla yaşayın inşallah.
















Hülya hanım, öyle güzel tarif ettiniz ki eski yılbaşına beni 1950 lere gotürdünüz, sizi kutlarım, aynen tarif ettiğiniz gibi çocukluğum öyle geçti. Yıl başını iple çekerdim, gelmesi için.Dışarı kar içeri de soba güb güb yanar mis gibi yemak kokuları masallar gülmek eylenmek tonbala,fincan oyunları, sizin güzel yorumunuzla yazgığınız güzellikleri aynen yaşadim.
Gaz lambasındaki hayatı bana hatırlattınız annem büyük tepsi
ortasında hindi içi kırmızı iç pilav etrafı piriç pilav ,yani büryan mangal kullnırdıki lezzeti hiç bir yerde yok yok.
Şimdi çocuklarımız,torunlarına ne anlatacaklar kimbilir. Beni tanıdınız mı73 lük, kalbi 45lik hayatı seven kişiyim, belki hatırlamışındır. Yeni yılın kutlu olsun ,bu ikinci kutlayışım inşallah seneyede kutlamak nasip olsun .
Selam yaptığınız hiNdiden bir parça ayırdınız mı ? selamlar