-Reklam-
Ağlarsa Anam Ağlar, Gerisi Yalan Ağlar!
Tarih: 7 Mayıs 2011 - 1.043 kez okundu. - Yorum: 5

Tüm anneler özeldir. Herkesin annesi ayrıca “en özel”dir. 9 ay bizi karnında taşıyan, var olduğumuzdan itibaren her türlü anımızı gerçek duygularıyla yaşayan da annelerimizdir. Derler ya “Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar” diye. Çocukluğumuzda olsun, büyüyüp yetişkin olduğumuzda olsun, başımıza gelen her türlü derde bizden fazla üzülen de yine annelerimizdir. Yılların yaşanmışlıklarını içinde biriktiren ve çoğu zaman da bunların kendine zarar verdiğini farkedemeden zamana kendini bırakmış ve ancak hastalandığı zaman durmak zorunda kalmış olanlar da annelerimizdir. İşte annem de bundan 15 yıl öncesinde, 1997 yılında, tam da üniversiteden mezun olmama 1 ay kala romatoid artirit hastalığına yakalandığını öğrenmişti.

Annem ve babam bu hastalığı öğrenmişlerdi, ancak kardeşim ile ben ne yazık ki annemin ağrılarından dolayı döktüğü gözyaşlarını artık içine akıtmayıp sesli olarak hıçkırdığı zaman öğrenebilmiştik. Gündüzleri hareketsiz yatıyor, geceleri ise artan iltihap yüzünden ne yazık ki saatler boyu acıdan kıvranıyordu. Ben ise geceleri bu yüzden uyuyamıyor, çok üzülüyordum. Tedaviye başladıktan hemen sonra ilaçlar tesir etmediği için de ağrılarının dinmesi bir kaç ayı bulacaktı. İltihaplı romatizma hastaları çektiği acıları tarif ederlerken “Eklemlerim matkapla oyuluyor sanki” derler. İşte annem bu derece dayanılmaz acıları ile çırpınırken bile, 1 ay sonra teslim etmem gereken bitirme projeme kafamı veremediğimi düşündüğü için Dikili’ye gitmişti. Ben annemin acılar çektiğini düşünerek, zorla geçen zamanı belki de hızlandırarak, nihayet projeyi teslim edip Dikili’ye gitmiştim. Çok zor günler geçiriyordu annem. Tek bir parmağını dahi 1 cm hareket ettiremiyordu, sabahları 1 saat yataktan kalkamıyordu, kalksa bile yine ağrılar yüzünden acı çekiyordu. Ve sonraları ilaçlar etkisini göstermeye başlayınca acıları da yavaş yavaş azalmaya başladı. DEVAMINI OKU »

1 gün kadınlar günü, 364 gün erkekler günü!
Tarih: 9 Mart 2011 - 742 kez okundu. - Yorum: 0


Ecobella Home – Kadınlar Günü

“Ecobella” hazırlamış kadınlar günü için. Etkileyici ve düşündürücü bir çalışma olmuş. Anlayanlar için tabi!
Bir de bu konuda TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Sekreteri Dr. Ümit ÖZCAN’In yazmış olduğu yazıyı paylaşmak istiyorum: DEVAMINI OKU »

Turizme Yön Verenler Konferansı için Mengen’deyiz
Tarih: 16 Aralık 2010 - 281 kez okundu. - Yorum: 1

Yarın Işıl ile birlikte ,17 Aralık 2010 Cuma günü “Turizme Yön Verenler” konferans zincirinin 7. durağı , Mengen’ deki Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mengen Meslek Yüksekokulu’nda olacağız.

Konferans Ana Başlıkları;
• Turizmin gerçekleri ve sektörün alt yapı sorunu,
• Meslek, dernek ve federasyonlarının çalışmaları,
• Türk mutfak kültürün devamı tanıtılması ve yöresel yemeklerin turizme katkıları,
• Aşçılık meslek yüksek okullarında ki eğitim,
• İş teknikleri, başarının yolu,
• Turizm de yöresel yemeklerin önemi,
• Mengen’nin aşçılık mesleğindeki yeri ve önemi,

şeklinde olacak.

Sabah erkenden yola çıkıp aynı gün dönmeyi planlıyoruz. İzleyenler arasında bir çok aşçılık öğrencisini görmeyi umuyorum. Mevcut durumun pek de iç açıcı olmamasını konunun uzmanlarının doğru işlere imza atamıyor olmasının sebep olduğunu söylemek de olacağı için, umudumuz yeni nesildedir. DEVAMINI OKU »

Saray simidi idi, simit sarayı oldu!
Tarih: 9 Aralık 2010 - 397 kez okundu. - Yorum: 3

Simidin yapılışını izlemek isterseniz burayı TIKLAYIN.

Simitin İstanbuldaki satış fiyatı 1TL olacakmış. Hani fakirin, öğrencinin can simidi olan simit bu. Ekmek arası tavuk döner ve ayran da 2,5 TL. Ya ekmeğin arasındaki döner değil veya da simitin içinde altın gizlemişler. Mantık hataları dolu anlayacağınız.

Fakirin yiyeceği denerek küçümsenip önemsenmeyen simit son yıllarda değişim geçirdi. Kimi pazarlama ve marka uzmanları! yüzyıllardır bilinen simidi aldılar ve saraylarda! satmaya başladılar. İlk olarak bu işi yapan saraylar bu işten çok para kazandılar. Sonra her köşe başında mantar gibi bitiveren sarayları gördük. İngilizce’ ye “Turkish bagel” olarak çevirme sivri zekasını gösteren kişinin alnını karışlamak gerekiyor. Toplam 5 harften oluşan “simit” kelimesini her dile aynı şekilde yaymak varken Türk halkası diyerek yabancıların hafızasında nasıl bir iz bıraktığını da ayrıca düşünmek, sormak ve yazmak gerek. Zaten kendi kültürünü bilmek, tanımak ve tanıtmak dururken her kelimesinin başına ingilizce bir kelime ekleyerek “avrupai” olduğunu sanan insanların ruh halini de ayrıca irdelemek lazım.

Yetki sahibi olan ama mutfak ve yemeklerimiz hakkında bilgisiz yöneticilerin elinden çıkan yasalar ve kanunlarla değerlerimizi tanıtamıyoruz. DEVAMINI OKU »

Şekerleri kâseye boşalttım çocukları bekliyorum
Tarih: 12 Eylül 2010 - 251 kez okundu. - Yorum: 0

Torunum Doruk, çocukluğunda geçirdiği bayramları güzel hatırlasın ve kendi çocuklarına güzel anılarını anlatsın istiyorum. Ben hazırlıklarımı yaptım, dağıtacağım şekerleri kâseye boşalttım bekliyorum…

Ne mutlu, sabırla ve inançla bu mübarek günlerde oruç tutan kullara. Ramazan Bayramı onlar için geliyor. Bayram, mazeretleri olup da oruç tutamayan ve ramazanı idrak ederek yaşayanlara da geliyor. Onlar da dinimizin kolaylık gösterici yanlarından yararlanarak görevlerini yerine getirmenin huzuru ile bayramı bekliyorlar.

Bayram yaklaştıkça beni de ayrı bir telaş sarıyor. Bayramlaşmaya gelecek olan çocuklar için hediye veya bozuk paraların hazırlanması gerekiyor. Ben bayramları hep büyüklerini ellerini öpüp bayramlarını kutladıktan sonra aldığımız hediyeler ile hatırlarım. Çocukluğumda bayram hediyesi olarak mendil içine konan para veya ucu dantelli kısa çorap beni çok mutlu ederdi. Hele bir de okumanın önemini bilen büyüklerimizden bir hikâye kitabı almışsam o bayramı unutamazdım. DEVAMINI OKU »

Toplam 7 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...Son »


Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!


© Tüm Hakları Saklıdır - Kaynak belirtmeden alıntı yapılamaz! Türkiyenin ilk yemek televizyonu resmi blogudur.
Blog yazılımı'nı açık kaynak kod kullanıyoruz, lisansı burada. Geliştiren : Fatih Toprak.