-Reklam-
AnnemMutfakta ile ortaya çıkan değerli dostluklar…
Tarih: 27 Eylül 2010 - 257 kez okundu. - Yorum: 2

Dikili’ den döndükten sonra İstanbul’ a ancak alışabildim diyebilirim. Kışlık tarhanamızı ve reçelleri de hazırladım. Şimdi de Işıl’ ın tezini teslim etmesini bekliyoruz. İlk olarak yayınlayacağımız çekim “likör hazırlanışı” olacak. Çok lezzetli bir vişne likörünün videolu anlatımı bizden, izlemesi ve uygulaması da sizden.

Bugün çok güzel bir olay yaşadım ve sizlerle de paylaşmak istedim. Bildiğiniz gibi dile kolay 5 yıldır internet üzerinden videolu yemek tariflerini yayınlıyoruz. Bu süre içinde çok güzel dostlar da edindik. Kimi ile yüzyüze görüştük, kimi ile telefonda…Bugün ise hem sitemizin takipçilerinden hem de aşçılık mesleğini yapmakta olan özlerine saygılı, 2 genç ziyaretime gelerek beni mutlu ettiler. Pırıl pırıl gençler Yasin Sözen ve Sercan Kıllı, kapıyı açar açmaz hem çiçeklerini uzatıp hem de fotoğraf süprizini yaptılar bana. DEVAMINI OKU »

Şekerleri kâseye boşalttım çocukları bekliyorum
Tarih: 12 Eylül 2010 - 251 kez okundu. - Yorum: 0

Torunum Doruk, çocukluğunda geçirdiği bayramları güzel hatırlasın ve kendi çocuklarına güzel anılarını anlatsın istiyorum. Ben hazırlıklarımı yaptım, dağıtacağım şekerleri kâseye boşalttım bekliyorum…

Ne mutlu, sabırla ve inançla bu mübarek günlerde oruç tutan kullara. Ramazan Bayramı onlar için geliyor. Bayram, mazeretleri olup da oruç tutamayan ve ramazanı idrak ederek yaşayanlara da geliyor. Onlar da dinimizin kolaylık gösterici yanlarından yararlanarak görevlerini yerine getirmenin huzuru ile bayramı bekliyorlar.

Bayram yaklaştıkça beni de ayrı bir telaş sarıyor. Bayramlaşmaya gelecek olan çocuklar için hediye veya bozuk paraların hazırlanması gerekiyor. Ben bayramları hep büyüklerini ellerini öpüp bayramlarını kutladıktan sonra aldığımız hediyeler ile hatırlarım. Çocukluğumda bayram hediyesi olarak mendil içine konan para veya ucu dantelli kısa çorap beni çok mutlu ederdi. Hele bir de okumanın önemini bilen büyüklerimizden bir hikâye kitabı almışsam o bayramı unutamazdım. DEVAMINI OKU »

Yemek programları yöresel yemeklerimizi katlediyor!!!
Tarih: 28 Ağustos 2010 - 285 kez okundu. - Yorum: 0

Ramazan ayı gelince nedense hep çocukluğum ve eskiden yaşadığımız günler aklıma geliyor. Bu haftaki yazım içinde şimdiki Ramazanlara ait güzel bir şeyler anlatmayı istedim, ancak hiçbir şey aklıma gelmedi. Televizyonlardaki yeni nesil reklamlarda gazlı içecekler ile kurulan iftar sofralarının çocukların beynine işleniyor olmasından mı bahsedeceğim? Veya dünyanın en eski hazır çorbası olan tarhanayı bilmeyen nesillere içirilen, içinde katkı maddesi olan hazır çorbalardan mı?… İnsanların bayram veya seyranlarda birbirlerini ziyaret etmek yerine cep telefonlarından hazır mesaj göndermeleri de bahis konusu olabilir elbette. Ananelerimizden, gelenek ve göreneklerimizden çok uzaklaştık, kendimize yabancılaştık. Hoşaflarımızı unuttuk, siyah gazlı içecekler ile oruç açar olduk. Ben bu medeniyet adı altında Batı’ya özenmeyi, sahip olduklarımızı yok saymayı, kendi kimliğimizden uzaklaşmayı hiç sevemedim, sevmeyeceğim de…

Bir de bunlara son yıllarda tüm televizyon kanallarının ilgi gösterdiği yemek programları ekleniyor. Bu sene çeşitli kanallarda yayınlanan yemek programlarında gençler yılların yöresel yemeklerini kendi yorumlarını katarak sunuyorlar. Daha da kötüsü “Bu da benim yorumum” deme cesareti gösteriyorlar. Örneğin geçen gün bu programların birinde yemek yapan kişi Karadeniz yöresinin meşhur “Laz böreğini” hazır börek yufkası ile aslına uygun olmayan biçimde yaptı. DEVAMINI OKU »

Çocukken tekne orucu tutardık…
Tarih: 23 Ağustos 2010 - 277 kez okundu. - Yorum: 0

Çocukluğumda, henüz apartmanlar mantar gibi hızlı bir şekilde ortalığa yayılmamış iken, geniş bahçeler içinde müstakil evlerde yaşanırdı. Evin oğlu evlendiği zaman evin bir odası yeni gelin için döşenirdi. Tüm aile bireyleri büyük sofralarda beraber yemeklerini yerlerdi. Geniş bahçenin içinde kurulan sofrada söz her zaman annenin olurdu. Kayınbaba ise gelinlerle muhatap olmazdı. Bu evlerde en çok eğlenen ve sefa süren çocuklar olurdu. Babaanne ve anneanneler türlü fedakârlıklarla zamanlarının büyük bir kısmını torunları için harcarlar ve büyük bir sabırla onları büyütürlerdi. Ben de anneannem ile kısa da olsa, çok güzel hatıralarla dolu, unutamadığım zamanlar geçirdim.

Kalabalık ailenin içinde çocuk olmak çok güzeldi. Ramazan ayı boyunca evdeki büyüklerin telaşı, koşuşturmaları, yemek vaktine yakın mutfaktaki hazırlıklar bize oyun gibi gelirdi. Ramazan ayı gelmişti ve evimizdeki büyükler oruç tutuyorlardı. 5 veya 6 yaşımda iken, ben de oruç tutmak istiyordum, ancak annem ve babam çok küçük olduğumu söyleyerek bu isteğime izin vermediler. DEVAMINI OKU »

Ramazan yemekleriniz az ve öz olsun
Tarih: 15 Ağustos 2010 - 162 kez okundu. - Yorum: 0

Eskiden büyüklerimiz, “1 çeşit zeytin var sofrada, diğer yeşil zeytinin işi ne?” derler ve fazla gördükleri yiyecekleri sofradan kaldırtırlardı. Böylece Ramazan sofralarımız olabildiğince sade bir hale gelirdi.

Küçükken bunun sebebini anlayamazdık, ancak Ramazan ayının, oruç tutmanın anlamını kavradıkça biz de çocuklarımıza aynı öğütleri verir olduk.

Bu sıcak yaz günlerinde herkese hayırlı Ramazanlar dilerim. 2-3 senedir Ramazan ayının sıcak havalara rastlaması sonucu insanın sabrı ve dirayet gücü biraz daha önem kazandı. Artan şehir nüfusunun büyük bir bölümünün binalar içinde veya masa başı işlerde çalıştığını ve güneşin kavurucu sıcaklarından korunmasının mümkün olduğunu düşünsek de ne yazık ki güneşin altında çalışmak zorunda olanlar için nefis terbiyesi biraz daha zor olsa gerek. Ancak büyük bir sabır ve inançla oruçlarını tutarlar, tutmaya çalışırlar. DEVAMINI OKU »

Toplam 41 sayfa, 7. sayfa gösteriliyor.« İlk...56789102030...Son »


Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!


© Tüm Hakları Saklıdır - Kaynak belirtmeden alıntı yapılamaz! Türkiyenin ilk yemek televizyonu resmi blogudur.
Blog yazılımı'nı açık kaynak kod kullanıyoruz, lisansı burada. Geliştiren : Fatih Toprak.