-Reklam-
Mengen Aşçılar Festivali’nde 25 yıl geride kaldı!
Tarih: 31 Mayıs 2010 - 123 kez okundu. - Yorum: 0

Aşçılar Festivalinin birincisi o dönemin Bolu Valisi Adnan Devecioğlu ve Mengen Kaymakamı A. Cafer Akyüz ve öngörüsü yüksek üstat rahmetli Aydın Yılmaz’ ın gayretleriyle kutlanmaya başladı. Ve geçen sene festivalin 25. yıldönümü idi. Ancak ne yazık ki, çeyrek yüzyılı geride bırakan bir festivale hiç de yakışmayan bir kutlama gerçekleşmişti. Yine aynı yüzler sahnede idiler aynı konuları konuşuyorlardı.

Rahmetli Aydın usta  ve bir iki arkadaşı festivalin yapılmabilmesi için çok emek harcamışlar , ancak aradan geçen 25 yılda bir arpa boyu bile yol katedilmemiş olması çok üzücü.  Egolarını yenememiş her yaştaki kişiler aşçılık mesleğinin menfaatlerini bir kenara bırakıp şahsi menfaatlerini ön plana çıkartmaktan da hala yorulmamış görünüyorlar.

Onlarca aşçılık derneği kurulmuş, daha sonra bu dernekleri aynı çatı altında toplayan bir de federasyon kurulmuş. Hatta geçen sene bu federasyon “milli” olma özelliğini de almış. Türkiye’ nin aşçılık federasyonu olarak üzerine düşen pek çok işin de sorumluluğunu üstlenmiş bulunmaktadır. Ancak federasyon ne yapmaktadır? Birşeyler yapılıyor da biz mi farketmiyoruz ! Türkiye Aşçılık Federasyonu’ nun merkezi İstanbul iken, federasyon başkanı Ankara’ dan biri olur olmaz ofis kapatılmış ve işler Ankara’ dan yürütülmeye başlanmıştır. DEVAMINI OKU »

TÜRES 4. Olağan Genel Kurulu yapıldı
Tarih: 24 Mayıs 2010 - 185 kez okundu. - Yorum: 0

22 Mayıs 2010 Cumartesi günü Haliç Kongre Merkezinde, TÜRES’ in kongresindeydim. Güzel bir seçim gerçekleşti. Beni heyecanlandıran bir konu Temmuz ayında yapılması planlanan 2. Lezzet İstanbul Festivalinde 2010 çeşit yemeğin yapılacak olmasıydı. Tüm üyeler büyük bir heyecanla bu etkinlikte görev alacak ve çok güzel bir sonuç ortaya çıkacak.  Temmuz’ da buluşacağımız 2010 çeşit birbirinden lezzetli yemeklerde buluşmak dileğiyle…

Aşağıda genel kurul ile ilgili basın bültenini okuyabilirsiniz:

TÜRES (Tüm Restoranlar, Lokantacılar ve Tedarikçiler Derneği) 4. Olağan Kongresi, 22 Mayıs Cumartesi günü saat 11.00’de Haliç Kongre Merkezi Lale Salonu’nda gerçekleştirildi. Kongre öncesinde TÜRES Yönetim Kurulu Üyeleri, İşiBürokrasi dünyasının önemli katılımcıları ve TÜRES üyelerinin eşlik ettiği kokteyl düzenlendi.
DEVAMINI OKU »

15 Mayıs Türkçenin Bayramı Kutlu Olsun
Tarih: 14 Mayıs 2010 - 141 kez okundu. - Yorum: 0

Mustafa Balbay’ ın kaleminden çıkmış olan, Türkçe ve önemi ile ilgili aşağıdaki yazıyı paylaşmak istedim .

İkinci Dünya Savaşı sürecinin gerilimli günlerinde Almanlar Alsas bölgesine el koyar. Fransız ağırlıklı bölgede aldıkları ilk karar şu olur:
“Yarından itibaren okullarda Fransızca eğitimin kaldırılması!”

O gün ders veren Fransızca öğretmenlerinden biri öğrencilerine şöyle seslenir:
“Çocuklar bugün çok üzgünüm. Bu, son Fransızca dersim. Sizden istediğim dilinizi kesinlikle unutmamanız. Hangi esaret zinciri altında olursanız olun, dilinizi unutmadığınız sürece, anahtar sizin elinizde demektir.”

Dil, bir ulusun varlığını sürdürmesinde en önemli unsurlardan biri.
Avrupa’nın doğusu ile batısı arasında sıkışıp kalan Polonyalıların, tarihte yüzlerce yıl devlet kuramamış olmasına karşın, ulus olarak ayakta kalmasında en önemli etkenin dilini unutmaması olduğu söylenir.

Türkçemizin Anadolu’daki ilk kilometre taşlarından biri 15 Mayıs 1277′de, bundan 733 yıl önce Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçeyi yönetim katlarının başlıca dili ilan etmesidir. DEVAMINI OKU »

Türk Dünyasının Nevruz Bayramı Kutlu Olsun
Tarih: 19 Mart 2010 - 235 kez okundu. - Yorum: 0

Bahar’ ın habercisi olan Nevruz çok eskilerden bu yana  Türk toplumlarında kutlananmaktadır. Uzun bir tarihi geçmişe sahip olan Türk milleti zengin bir kültür birikimine, örf ve adetlerine sahiptir. Bir millet için kültür, sahip olduğu tüm madii ve manevi değerlerin bütünüdür. Bundan dolayı da kültürümüze sahip çıkmak, geleceği taşımak zorundayızdır. Çevresel dış faktörler veya medya yolu ile kirletilmeye çalışılan pek çok değerimiz olsa da, binlerce yıllık geçmişimiz galip çıkacak ve kültürümüz olması gereken yere yeniden gelecektir. Bunun için çalışıyoruz bunun için bildiklerimizi herkesle paylaşıyoruz.

Türklerin en önemli örflerinden biri olan Nevruz bayramı da hak ettiği şekilde kutlanmalı, bir takım etkilerle çirkinleştirilmemelidir elbette. Bu yüzden Nevruz bayramını, nevruz’ un ne olduğunu bilmeli, çocuklarımıza da öğretmeliyiz. DEVAMINI OKU »

Sağlığımızı tehdit eden şeyleri denetliyor muyuz?
Tarih: 2 Mart 2010 - 119 kez okundu. - Yorum: 0

Mersin’in Tarsus İlçesi Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, gece kentte bulunan fırınları denetlemiş. Fırında çalışanları da gördüğü manzara karşısında azarlamış. Keşke o raflar, kapılar paslanana kadar ara ara denetim yapılsaydı.  Buna benzer baskınları Uğur Dündar eskiden sık sık yapardı, bizler de şoka girmiş olarak izlerdik. Şimdi de bir belediye başkanı denetim yapmış ve o sırada kamera ile çekilmiş görüntüleri de internette yayınlaşmış.

Hürriyet Video’larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!


DEVAMINI OKU »

Bir nefes almak için karda bisikletle düştük yollara…
Tarih: 19 Şubat 2010 - 175 kez okundu. - Yorum: 1

Biraz nefes almam gerekiyordu. İstanbul artık Şair Orhan Veli Kanık’ ın “İstanbul’ u dinliyorum gözlerim kapalı” şiirinde yazdığı gibi gözler kapatılıp dinlenemiyor. Şiir çok güzel ancak şiirde bahsi geçen İstanbul’ u çeşmeleri, ağaçları, tertemiz denizi, beyefendileri ve hanımefendileri var iken yaşamak şimdiki İstanbul’ u solumaktan çok farklı olsa gerek. Artık1970′ lerde çevrilen Türk filimlerindeki manzaraları bile kaybetmiş bir şehir var bizi boğan. Gün geçtikçe de daha fazla sıkışıyorum. 1980 sonrasında talan edilen ve eşkıya vari insanların cirit attığı koca bir şehre dönüşmüş durumda.

Her konuda değişimin yaşandığı o dönemin sosyolojik etkilerini yazacak değilim elbette. O etkileri zaten her gün trafikte görebiliyoruz. Kendi memleketinden para kazanmak uğruna büyük şehre göç etmiş ve çalarak çırparak mütehatlik yapıp çok para kazanebildiğini görmüş ve varlığını sadece maddi şeylerle gösterebileceği şeyler edinmiş birini ele alalım. Asaletten bihaber olarak yaşayıp, ki sonradan görme deniyor bu tip kişilere halk arasında, arabasını yolun ortasına ( mecazi değil gerçekten arabaların geçtiği yolun ortası) park edip rahatlıkla arabasından inen bu kişi tabii ki siz kırmızı ışıkta beklerken sırıtarak yanınızdan geçer, kurukta beklerken sıranızı çalar, kaçak gecekondu yapıp kaçak elektrik kullanır veya kaçak yapılaşmayı oy uğruna destekler, süt diye süttozu satar, yoğurt diye sulu beyaz kıvamda bir şey satar, katkı maddeli gıdalar üretir, yapar da yapar…Yani bu tip insanlar o kadar çok ki, boğulduğumu hissediyorum bu şehirde.

Gözlerimi kapamak şöyle dursun, geçen gün Kadıköy’ de yayalara yeşil yanıyor iken karşıdan karşıya gegeçerken, kendisine hala kırmızı ışık yanmakta olan taksi son devirde arabayı hareket ettirdi. Saniye farkı ile bana çarpmadı. “Sonra arabadan inen taksici kibarca benden özür diledi” demem gerekirdi aslında değil mi!…Tabii ki özür dilemedi, hatta bağırdı yavaş yürüdüğüm için, daha nasıl hızlı yürünebileceğini sormak aklıma gelmemişti maalesef.  İşte o anlarda medeniyetin ne anlama geldiğini de daha iyi anlıyor insan. Kocaman bir şehire gelmiş ama kendini yetiştirememiş cahillerin yoğun olarak barınmaya çalıştığı bir yer İstanbul. O yüzden gözlerimi kapamak bir yana İstanbul’ da ise insan gözlereini kırpamıyor bile. Her an bir cahil veya eğitimli maganda karşınıza çıkıp ezebilir insanı. DEVAMINI OKU »

Toprak bu hainliği hiç hak etmedi
Tarih: 15 Şubat 2010 - 134 kez okundu. - Yorum: 1

Hülya Erol – AnnemMutfakta.TV

Mevsiminde yetişen sebze ve meyvelerle beslenmek sağlık için oldukça faydalıdır. Domatesi yaz mevsiminde yemek, kışın seralarda yetişenlerinden kaçınmak gerekir mesela.

Bu uygulama mutfak masrafına fazladan yük getirir, sera ürünü olduğu için lezzet olarak da yapay tattadır. Yemeklerimizde kullandığımız domates veya biber salçalarını da yazın sonuna doğru evlerimizde hazırlarız veya hazırlamamız gereklidir. Reyonlarda karşımıza çıkan hazır gıdaların içine uzun süre dayanabilmeleri için pek çok madde katıldığından, en iyisi ve sağlıklısı yine eski usullerle, kendi ellerimizle hazırladığımız kışlık gıdalarımızdır. Kışın kendi hazırladığımız salça ile yaptığımız yemeği veya biber kurusu dolmasını sevdiklerimizle birlikte yemenin tadına doyum olmaz. Şehirde yaşayan ve kış hazırlıklarını büyüklerinden öğrenemeyen gençler için bildiğiniz gibi, www.annemmutfakta.tv kültür eğitimini hâlâ devam ettiriyoruz.

Herkes kendi doğduğu ve büyüdüğü topraklarda yetişen gıdalarla beslense, vücutlarının metabolizması da doğru çalışır. Yurdumuzda her bölge iklim olarak farklılık gösterir. Buna bağlı olarak insan metabolizması iklime ayak uydurmaya çalışarak beslenme alışkanlığını oluşturur. İklimi kuru ve soğuk olan yörelerde yaşayanların beslenme şekli ile iklimi ılık ve nemli olan yörelerde yaşayanların beslenme şekli aynı değildir. Konya’nın yemekleri ile İzmir’in yemeklerinden örnek verecek olursak; Konya’da ağır kış aylarında ısınabilmek için hazırlanan “arabaşı çorbası” veya kenevir helvasının yanında Ege mutfağında zeytinyağlılar ön plana çıkmıştır. DEVAMINI OKU »

“Keş” peynir değil kurutulmuş yoğurttur!
Tarih: 8 Şubat 2010 - 439 kez okundu. - Yorum: 4

www. AnnemMutfakta.tv

Keş, hayvancılık yaparak geçinen  atalarımızın  günümüze taşıdıkları kültür hazinesinden ordaya çıkan ürünlerden birisidir. Evin bereketi sayılan ve mutfağın zenginliğini ifade eden yoğurt ile hazırlanır. Yaz mevsimi gelip sıcaklar bastırınca, her evde bir kaç kişi yaylaya göç ederdi. Yaylalarda doğal otlarla iyi beslenen hayvandan elde edilen ürün de bol olduğu günlerde süt ile çeşitli kışlık gıdalar hazırlanırdı. İşte bu hazırlıklar içinde yer alan “keş” önemli bir yer tutardı. Soğuk kış günlerinde bolca kullanılan “keş”, yemeklere kattığı lezzet ile mutfaklara bereket getirirdi. Tabi sadece geçmiş zamanlarda ait değildir,   günümüzde de  “keş” i bilen ve mutfağında kullananlar da var elbette.

Gelelim keşin hazırlanış aşamalarına; DEVAMINI OKU »

Çocuklar okullarda nasıl besleniyorlar, biliyor muyuz?
Tarih: 30 Ocak 2010 - 122 kez okundu. - Yorum: 0

www.AnnemMutfakta.TV
Anne ve baba’nın en değerli varlığı evlatlarıdır. Onları sağlıklı ve güvenli bir ortamda büyütmek isterler. Anne baba olmayı biz insanoğluna kimse öğretmez. Bir bakarsınız anne baba olmuşsunuz . Anneler hamilelik sürecinde, içgüdüsel olarak yaşayarak, bazen de zorlanarak öğrenir. Karnındaki çocuğunun doğal gelişimini yaşayarak evladı ile iletişim kurar ve ikisi birlikte büyür aslında. Babalar bu devrede doğal olarak duygusal bir gelişim yaşayamazlar. Çocuğu doğduktan sonra onu kucağına alan baba, o andan itibaren ilk duygusal yaklaşmada bulunur veya daha sonraları gerçek iletişime geçerler. Doğanın kanunu bunu gerektirir.

Aileler çocukları evde iken onları sağlıklı beslemeye özen gösterirler. Ailenin kültürü, geleneği, alışkanlıkları , gelir durumu veya tahsil durumu beslenme şeklini belirler. Ancak çocuklar okul çağına gelip evden çıktığı zaman beslenme alışkanlıkları konusunda daha dikkatli davranmak gerekir. DEVAMINI OKU »

Aile bütçesine katkı mutfakta başlar
Tarih: 18 Ocak 2010 - 171 kez okundu. - Yorum: 0

Eskiden ev hanımları mutfakta geliştirdikleri yöntemler ile aile bütçesine büyük katkı yapardı. Özellikle evde hazırlanan gıdalar sayesinde, gözle görünmeyen ancak hesap çıkarıldığında cebimizi koruyan büyük tasarruf sağlanırdı.

Kadınların çalışma hayatına girmesi ile zaman darlığı bahane edilerek gıdaların evde hazırlanması konularına gereken önem verilmemeye başlandı, hatta bu konu unutuldu. Batı özentisi ve tüketim toplumunun kölesi olma hali pek çok insanı sahip olduğu kültüründen neredeyse utanır hale getirdi. Kendi kültürünün zenginliğinden bîhaber olan gençler, pirohi (huluçka) dururken ravyoliyi (İtalyan mantısı ravioli), erişte dururken Çin makarnasını bilir oldular. Evlerde pişen sebzeli sulu pilavlar unutuldu, onun yerine rizotto yemek matah bir şey sanıldı. Şerbet ve şuruplarımızın bir kenara itilip, gazlı içeceklere bağımlı hale gelinmesini de unutmamak lazım.

Ev hanımlarının mutfakta yiyecek saklarken kılı kırk yararak geliştirdikleri yöntemler, onlara besinlerin her kısmının da değerlendirilebileceğini öğretmişti. Sınırlı imkânları ile geçinen ailelerde annelerin mutfaktaki tasarımları ve israfı önlemek için geliştirdikleri yemek çeşitleri büyük oranda gıdaların çöpe dökülmesini de engellemiştir. Taze sağılmış sütün her damlası yoğurt, tereyağı, peynir olarak değerlendirildiği gibi, bayat ekmeklerin çeşitli gıdalarla birlikte pişirilerek (tirit çeşitleri) yemek olarak yenmesi ve çöpe atılmamasını örnek olarak verebiliriz. DEVAMINI OKU »

Toplam 20 sayfa, 5. sayfa gösteriliyor.« İlk...345671020...Son »


Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!


© Tüm Hakları Saklıdır - Kaynak belirtmeden alıntı yapılamaz! Türkiyenin ilk yemek televizyonu resmi blogudur.
Blog yazılımı'nı açık kaynak kod kullanıyoruz, lisansı burada. Geliştiren : Fatih Toprak.