Yarın, 3 mart 2011 tarihinde, Chefsteam’ in (Şefler Ekibi) organize ettigi seminer için, Yeniçaga Otelcilik ve Turizm meslek lisesinde olacağız.
Yasin Sözen, Hüseyin Kurt, Hakan Soykan, Haşim Demirtaş ve ben çeşitli konular hakkında bilgi vereceğiz.
Seminer hakkındaki yorumlarımı dönüşte bu sayfada sizlerle paylaşmak üzere…
Geçenlerde televizyonda “Avrupa Birliği’ne girersek kokoreç yiyemeyecek miyiz?” konusunu gündeme taşıyan bir muhabirin haberini izliyordum. Kameramanın ağız sulandıran kokoreç çekiminden sonra muhabir mikrofonu ustaya uzattı ve sordu: “AB’ye girersek kokoreç yasaklanacakmış, ne düşünüyorsun usta?”. Kokoreç uzmanı arkadaş da elindeki satırı kameraya doğru sallayarak “Kokoreç yapmak bir sanattır. Yasak felan anlamayız” dedi. Satırı kameraya doğru sallamasındaki piskolojik sebepleri irdelemeyi bir kenara bırakırsak, geriye ettiği iki cümle kalıyor. İşte bu cümlelerden ilki kokoreç yapma eylemini sanat dallarından biri sayarak, bu yazının ortaya çıkmasına neden oldu. (Kokoreçi çok ama çok severim, ben de kokoreç yeme sanatçısıyım!)
“Sanat nedir, ne değildir” sorusunun cevabı bir çok kişiye göre görecelidir. Kimi sanat eserinin estetik ve insanı heyecenlandıran özelliğinin bulunması gerektiğini, kimi ise sanat eserinin mutlaka bir fikre gönderme yaparak kavramsal olması gerektiğini savunabilir. Sanat toplum veya kişinin kendisi için yapılabilir. Kant’a göre sanatı sadece dahi kişi ortaya çıkartabilir. Hegel’ e göre ise sanat doğadaki güzelliklerden üstündür. Munir Nurettin Selçuk, Mozart, Bethoven, Matisse, Leonarda da Vinci, Monet, Millet, Shakespeare, Dostoyevski, Tolstoy, Sabahattin Ali, Osman Hamdi Bey, Neyzen Tevfik, Namık Kemal, İsmail Dede Efendi DEVAMINI OKU »
Yarın Işıl ile birlikte ,17 Aralık 2010 Cuma günü “Turizme Yön Verenler” konferans zincirinin 7. durağı , Mengen’ deki Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mengen Meslek Yüksekokulu’nda olacağız.
Konferans Ana Başlıkları;
• Turizmin gerçekleri ve sektörün alt yapı sorunu,
• Meslek, dernek ve federasyonlarının çalışmaları,
• Türk mutfak kültürün devamı tanıtılması ve yöresel yemeklerin turizme katkıları,
• Aşçılık meslek yüksek okullarında ki eğitim,
• İş teknikleri, başarının yolu,
• Turizm de yöresel yemeklerin önemi,
• Mengen’nin aşçılık mesleğindeki yeri ve önemi,
şeklinde olacak.
Sabah erkenden yola çıkıp aynı gün dönmeyi planlıyoruz. İzleyenler arasında bir çok aşçılık öğrencisini görmeyi umuyorum. Mevcut durumun pek de iç açıcı olmamasını konunun uzmanlarının doğru işlere imza atamıyor olmasının sebep olduğunu söylemek de olacağı için, umudumuz yeni nesildedir. DEVAMINI OKU »
Simidin yapılışını izlemek isterseniz burayı TIKLAYIN.
Simitin İstanbuldaki satış fiyatı 1TL olacakmış. Hani fakirin, öğrencinin can simidi olan simit bu. Ekmek arası tavuk döner ve ayran da 2,5 TL. Ya ekmeğin arasındaki döner değil veya da simitin içinde altın gizlemişler. Mantık hataları dolu anlayacağınız.
Fakirin yiyeceği denerek küçümsenip önemsenmeyen simit son yıllarda değişim geçirdi. Kimi pazarlama ve marka uzmanları! yüzyıllardır bilinen simidi aldılar ve saraylarda! satmaya başladılar. İlk olarak bu işi yapan saraylar bu işten çok para kazandılar. Sonra her köşe başında mantar gibi bitiveren sarayları gördük. İngilizce’ ye “Turkish bagel” olarak çevirme sivri zekasını gösteren kişinin alnını karışlamak gerekiyor. Toplam 5 harften oluşan “simit” kelimesini her dile aynı şekilde yaymak varken Türk halkası diyerek yabancıların hafızasında nasıl bir iz bıraktığını da ayrıca düşünmek, sormak ve yazmak gerek. Zaten kendi kültürünü bilmek, tanımak ve tanıtmak dururken her kelimesinin başına ingilizce bir kelime ekleyerek “avrupai” olduğunu sanan insanların ruh halini de ayrıca irdelemek lazım.
Yetki sahibi olan ama mutfak ve yemeklerimiz hakkında bilgisiz yöneticilerin elinden çıkan yasalar ve kanunlarla değerlerimizi tanıtamıyoruz. DEVAMINI OKU »
Dikili’ den döndükten sonra İstanbul’ a ancak alışabildim diyebilirim. Kışlık tarhanamızı ve reçelleri de hazırladım. Şimdi de Işıl’ ın tezini teslim etmesini bekliyoruz. İlk olarak yayınlayacağımız çekim “likör hazırlanışı” olacak. Çok lezzetli bir vişne likörünün videolu anlatımı bizden, izlemesi ve uygulaması da sizden.
Bugün çok güzel bir olay yaşadım ve sizlerle de paylaşmak istedim. Bildiğiniz gibi dile kolay 5 yıldır internet üzerinden videolu yemek tariflerini yayınlıyoruz. Bu süre içinde çok güzel dostlar da edindik. Kimi ile yüzyüze görüştük, kimi ile telefonda…Bugün ise hem sitemizin takipçilerinden hem de aşçılık mesleğini yapmakta olan özlerine saygılı, 2 genç ziyaretime gelerek beni mutlu ettiler. Pırıl pırıl gençler Yasin Sözen ve Sercan Kıllı, kapıyı açar açmaz hem çiçeklerini uzatıp hem de fotoğraf süprizini yaptılar bana. DEVAMINI OKU »
Torunum Doruk, çocukluğunda geçirdiği bayramları güzel hatırlasın ve kendi çocuklarına güzel anılarını anlatsın istiyorum. Ben hazırlıklarımı yaptım, dağıtacağım şekerleri kâseye boşalttım bekliyorum…
Ne mutlu, sabırla ve inançla bu mübarek günlerde oruç tutan kullara. Ramazan Bayramı onlar için geliyor. Bayram, mazeretleri olup da oruç tutamayan ve ramazanı idrak ederek yaşayanlara da geliyor. Onlar da dinimizin kolaylık gösterici yanlarından yararlanarak görevlerini yerine getirmenin huzuru ile bayramı bekliyorlar.
Bayram yaklaştıkça beni de ayrı bir telaş sarıyor. Bayramlaşmaya gelecek olan çocuklar için hediye veya bozuk paraların hazırlanması gerekiyor. Ben bayramları hep büyüklerini ellerini öpüp bayramlarını kutladıktan sonra aldığımız hediyeler ile hatırlarım. Çocukluğumda bayram hediyesi olarak mendil içine konan para veya ucu dantelli kısa çorap beni çok mutlu ederdi. Hele bir de okumanın önemini bilen büyüklerimizden bir hikâye kitabı almışsam o bayramı unutamazdım. DEVAMINI OKU »
Ramazan ayı gelince nedense hep çocukluğum ve eskiden yaşadığımız günler aklıma geliyor. Bu haftaki yazım içinde şimdiki Ramazanlara ait güzel bir şeyler anlatmayı istedim, ancak hiçbir şey aklıma gelmedi. Televizyonlardaki yeni nesil reklamlarda gazlı içecekler ile kurulan iftar sofralarının çocukların beynine işleniyor olmasından mı bahsedeceğim? Veya dünyanın en eski hazır çorbası olan tarhanayı bilmeyen nesillere içirilen, içinde katkı maddesi olan hazır çorbalardan mı?… İnsanların bayram veya seyranlarda birbirlerini ziyaret etmek yerine cep telefonlarından hazır mesaj göndermeleri de bahis konusu olabilir elbette. Ananelerimizden, gelenek ve göreneklerimizden çok uzaklaştık, kendimize yabancılaştık. Hoşaflarımızı unuttuk, siyah gazlı içecekler ile oruç açar olduk. Ben bu medeniyet adı altında Batı’ya özenmeyi, sahip olduklarımızı yok saymayı, kendi kimliğimizden uzaklaşmayı hiç sevemedim, sevmeyeceğim de…
Bir de bunlara son yıllarda tüm televizyon kanallarının ilgi gösterdiği yemek programları ekleniyor. Bu sene çeşitli kanallarda yayınlanan yemek programlarında gençler yılların yöresel yemeklerini kendi yorumlarını katarak sunuyorlar. Daha da kötüsü “Bu da benim yorumum” deme cesareti gösteriyorlar. Örneğin geçen gün bu programların birinde yemek yapan kişi Karadeniz yöresinin meşhur “Laz böreğini” hazır börek yufkası ile aslına uygun olmayan biçimde yaptı. DEVAMINI OKU »
Çocukluğumda, henüz apartmanlar mantar gibi hızlı bir şekilde ortalığa yayılmamış iken, geniş bahçeler içinde müstakil evlerde yaşanırdı. Evin oğlu evlendiği zaman evin bir odası yeni gelin için döşenirdi. Tüm aile bireyleri büyük sofralarda beraber yemeklerini yerlerdi. Geniş bahçenin içinde kurulan sofrada söz her zaman annenin olurdu. Kayınbaba ise gelinlerle muhatap olmazdı. Bu evlerde en çok eğlenen ve sefa süren çocuklar olurdu. Babaanne ve anneanneler türlü fedakârlıklarla zamanlarının büyük bir kısmını torunları için harcarlar ve büyük bir sabırla onları büyütürlerdi. Ben de anneannem ile kısa da olsa, çok güzel hatıralarla dolu, unutamadığım zamanlar geçirdim.
Kalabalık ailenin içinde çocuk olmak çok güzeldi. Ramazan ayı boyunca evdeki büyüklerin telaşı, koşuşturmaları, yemek vaktine yakın mutfaktaki hazırlıklar bize oyun gibi gelirdi. Ramazan ayı gelmişti ve evimizdeki büyükler oruç tutuyorlardı. 5 veya 6 yaşımda iken, ben de oruç tutmak istiyordum, ancak annem ve babam çok küçük olduğumu söyleyerek bu isteğime izin vermediler. DEVAMINI OKU »






