-Reklam-
Erzurum Uzundere’de düzenlenen gastronomi festivalinde yemekler yarıştı
Tarih: 18 Eylül 2011 - 4.434 kez okundu. - Yorum: 3

Bir önceki günlük yazısında “1. Uzundere Gastronomi ve Mutfak Günleri” ile ilgili haberi sizlerle paylaşmış ve Erzurum’a gideceğimizi bildirmiştim. Evet işte o güzel etkinlik bitti ve evimize geri geldik. Işıl’ın çektiği onlarca fotoğraftan bazılarını aşağıya ekledik ki sizlerde bizimle bu güzellikleri bir parça da olsa paylaşın. Süleyman Engin hocamızın emeklerinin meyvelerini aldığını görmek hepimizi ayrıca mutlu etti. Onlarca kişi proje kapsamında yürütülen yemek eğitimlerini almıştı ve bu etkinlikte hünerlerini sergilemek için can attılar etkinlik günü. Hepsi çocuklar gibi heyecanlı ve mutlu idi. Bu heyecan da hem jurileri hem de proje çalışanlarını ziyadesi ile mutlu etti.

Doğu Anadolu Turizm Geliştirme Projesi (DATUR) ‘nin Uzundere sorumlusu Egemen Çakır’ ın Erzurum sevgisi dolayısi ile yöre tanıtımını ve gelişmesi için gösterdiği çabaları, pansyonlarında kaldığımız Rıza ve  Nezihe Özsoy’ un asaleti ve misafirperverliği, ilçe protokolünün de bu etkinlikler için duydukları heyecanı görmek için seneye yeniden etkinliğin 2. sine sizlerin de gitmesi gerek. Etkinlik coşkuyla gerçekleşti.  Öğrencileri Süleyman hocanın peşini bırakmadılar. Süleyman hocamızın da mutfak kültürüne gösterdiği emekler ve yüreğini ortaya koymuş olması öğrencilerin gözlerindeki heyecandan okunuyordu. DEVAMINI OKU »

Uzundere Gastronomi ve Mutfak Günleri için yol göründü…
Tarih: 12 Eylül 2011 - 596 kez okundu. - Yorum: 1

Doğu Anadolu Turizm Geliştirme Projesi (DATUR) kapsamında 2011 yılının Eylül ayında 1. si düzenlenecek olan “1. Uzundere Gastronomi ve Mutfak Günleri” için geri sayım başladı.

Genç ve başarılı aşçılarımızdan olan Süleyman Engin’in organizasyon başkanlığını yaptığı etkinliğe katılmak için Işıl ile birlikte yola Perşembe günü yola çıkıyoruz. 15-16 Eylül günlerinde 9 ayrı kategoride gerçekleştirilecek yarışmalarda jüri olarak yer alacağım. Etkinliğin ilk kez düzenlenmesi ve bir çok kurum tarafından geliştirilen proje kapsamında yer alması da önemli bir hal almasına sebep oluyor.

Doğu Anadolu Turizm Geliştirme Projesi (DATUR)’nden bahsedecek olursam, projenin resmi sitesinde yazdığı üzere;  Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Efes Pilsen işbirliği ile 2007 yılının Mart ayında yürütülmeye başlanan bir bölgesel kalkınma projesidir. Bu proje kapsamında  Ağustos-Eylül ayları arasında  mutfak, yerel gıda üretimi ve gastronomi konularında eğitimler verilmiş. DEVAMINI OKU »

Ne işimiz var ki yalan dünyanın içinde!
Tarih: 10 Eylül 2011 - 4.927 kez okundu. - Yorum: 6

Evet işte şimdiki hislerim bunlar.
Bir gerçek dünya var içinde yaşadığımız, bir de televizyonun icadından sonra kimi zihni sinirlerin icat ettiği yalan dünya var. Güzel duygularla bilgilerimi paylaşacağımı sanarak başladığım yayın hayatım şimdilik 5 gün sürmüş oldu. Pazartesi günü başladı ve Cuma yani bugün itibarıyla da bitti. İlk günkü çocuklar gibi duyduğum heyecan ve mutluluk tüm samimiyetim ile benimle birlikte idi. Ancak kamera arkası dedikleri ortamda çalışanların alışmış olduğu yalan dünya ne yazık ki benim samimiyetim ile örtüşemedi.

Yayından önce yapımcı ile görüştüğümüz konular ve verilen sözler ile yaşananlar ne yazık ki çelişiyordu. DEVAMINI OKU »

Şeker bayramınız kutlu olsun
Tarih: 31 Ağustos 2011 - 481 kez okundu. - Yorum: 0

Ramazan’ı da bitirdik, nihayetinde.. Şimdi ise tatlı bir hengame alıp başını gidiyor.. Bayram ziyaretleri, telaşlı koşuşturmalar, aile ziyaretleri, yakın akraba ilişkileri, tanıdık , eş dost görüşmeleri..

Uzaktakilerin yakına gelmeleri gibi.. Dolu dolu , bereketli otuz günün sonrası öğlen yemeği öğününe alışmak biraz zor olsa da en azından sağlıksal olarak dinlenmiş bir metabolizma ile güne merhaba diyoruz. Midemizi yormak için daha on bir ayımız var o yüzden rahatça hoyrat olabiliriz değil mi (:
DEVAMINI OKU »

Televizyonlardaki Yemek Kültürümüzü Bozma Çabaları
Tarih: 9 Haziran 2011 - 324 kez okundu. - Yorum: 3

Son günlerde televizyon kanallarında çeşitli yemek programlarını ara ara izleme fırsatım oldu. Çok hatalı ve kaliteden yoksun, konuştukları konu hakkında bilgisiz sunucular ile zaman doldurulan programlar almış başını gidiyor ne yazık ki. Tablo kaygı verici.  “Programlar hazırlanırken hiç mi konunun uzmanı kişilerden danışmanlık alınmıyor mu?” diye düşünüyorsunuz, ancak “danışman” sıfatı ile gördüğünüz isimler ne yazık ki konunun sadece ticari boyutu ile ilgilenen isimler oluyor çoğunlukla.

Bir televizyon kanalının Cumartesi günü yayınlanan yemek programında, aynı anda hem sunuculuk hem de aşçılık yapmaya çalışan kişi yemek malzemelerini birbirine karıştırması gerekirken yaptığı işleri birbirine karıştırarak ortaya komik bir manzara ortaya çıkarttı. Ne sunuculuğundan bir şey anlaşıldı, ne de yaptığı yemek tarifinden. Davet ettiği konuklardan birisi ile aralarında geçen konuşma şu şekilde;
Bazı yemekler asla değişime uğratılmamalıdır, mesala – Bolennez soslu penne makarnaya- -Kıymalı makarna- denilmemelidir.”
Bu sözler hem yemek kültürümüze hem de Türkçemize yapılan bir hakarettir. DEVAMINI OKU »

Ağlarsa Anam Ağlar, Gerisi Yalan Ağlar!
Tarih: 7 Mayıs 2011 - 706 kez okundu. - Yorum: 4

Tüm anneler özeldir. Herkesin annesi ayrıca “en özel”dir. 9 ay bizi karnında taşıyan, var olduğumuzdan itibaren her türlü anımızı gerçek duygularıyla yaşayan da annelerimizdir. Derler ya “Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar” diye. Çocukluğumuzda olsun, büyüyüp yetişkin olduğumuzda olsun, başımıza gelen her türlü derde bizden fazla üzülen de yine annelerimizdir. Yılların yaşanmışlıklarını içinde biriktiren ve çoğu zaman da bunların kendine zarar verdiğini farkedemeden zamana kendini bırakmış ve ancak hastalandığı zaman durmak zorunda kalmış olanlar da annelerimizdir. İşte annem de bundan 15 yıl öncesinde, 1997 yılında, tam da üniversiteden mezun olmama 1 ay kala romatoid artirit hastalığına yakalandığını öğrenmişti.

Annem ve babam bu hastalığı öğrenmişlerdi, ancak kardeşim ile ben ne yazık ki annemin ağrılarından dolayı döktüğü gözyaşlarını artık içine akıtmayıp sesli olarak hıçkırdığı zaman öğrenebilmiştik. Gündüzleri hareketsiz yatıyor, geceleri ise artan iltihap yüzünden ne yazık ki saatler boyu acıdan kıvranıyordu. Ben ise geceleri bu yüzden uyuyamıyor, çok üzülüyordum. Tedaviye başladıktan hemen sonra ilaçlar tesir etmediği için de ağrılarının dinmesi bir kaç ayı bulacaktı. İltihaplı romatizma hastaları çektiği acıları tarif ederlerken “Eklemlerim matkapla oyuluyor sanki” derler. İşte annem bu derece dayanılmaz acıları ile çırpınırken bile, 1 ay sonra teslim etmem gereken bitirme projeme kafamı veremediğimi düşündüğü için Dikili’ye gitmişti. Ben annemin acılar çektiğini düşünerek, zorla geçen zamanı belki de hızlandırarak, nihayet projeyi teslim edip Dikili’ye gitmiştim. Çok zor günler geçiriyordu annem. Tek bir parmağını dahi 1 cm hareket ettiremiyordu, sabahları 1 saat yataktan kalkamıyordu, kalksa bile yine ağrılar yüzünden acı çekiyordu. Ve sonraları ilaçlar etkisini göstermeye başlayınca acıları da yavaş yavaş azalmaya başladı. DEVAMINI OKU »

Hıdırellezi Kutluyoruz
Tarih: 4 Mayıs 2011 - 494 kez okundu. - Yorum: 2

HIDIRELLEZ ‘de yapılan “Varlık Mayası” ve “Yokluk Mayası” hazırlanışını izlemek isterseni TIKLAYIN.

Hıdırellez, Türk dünyasında kutlanan mevsimlik bayramlarımızdan biridir. Hıdrellez günü, Hızır ve İlyas peygamberlerin yer yüzünde buluştukları gün olduğu sayılarak kutlanmaktadır.

Milletlerin oluşmasında kültürlerin yeri ve önemi büyüktür. Kültürleri oluşturan önemli unsurların başında ise gelenek-görenek, töre, tören ve inançlar gelmektedir.

Gelenekler, tarihi kesin olarak tespit edilemeyen dönemlerden kalmadır. Neden, niçin, nasıl gibi sorular sorulmaksızın atadan oğula kalmıştır. Hukukun bile yetersiz kaldığı zamanlar olmuştur, ancak gelenekler milletleri ayakta tutmayı başarabilmiştir. Bu özellikleri ile millet bağını güçlendiren önemli unsurlardır gelenekler, Türk kültürü içinde canlılığını koruyan geleneklerden biri de “Hıdrellez”dir. Hıdrellez geleneği, bir bayram olarak bütün Türk milletinin topluca katıldığı, kutladığı, bir takım töreleri yerine getirdiği bir bahar bayramıdır. Oldukça eski bir devire inen bu kutlamalar,anadan kıza, babadan oğula günümüze kadar intikal etmiştir. Hıdrellez’den sonra yazın geldiği inancını yaşatan Türk toplumu, Hıdrellez’le birlikte artık karakışın geride kaldığını görmekte ve gelecek günlerin tabiatın canlandığı, yeşerdiği bahar ve yaz günleri olduğunu vurgulamaktadır. İşte böyle bir günü, bir dönüm noktasını “bahar bayramı” olarak bütün imkanlarıyla, duygularıyla, sevinciyle kutlamaya çalışmaktadır. Yüzyıllardır kültürümüz içinde var olan ve günümüzde de canlı bir şekilde hayatını devam ettiren Hıdrellez geleneği, halkın ortak ürünleri olan: maniler, ninniler, atasözleri, bilmeceler vb. ürünleri yanı sıra halk şairlerinin şiirlerine de yansımış, aşıkların tellerinde türkü, dillerinde koşma, semai ve destan olmuştur. DEVAMINI OKU »

Hülya Anne Özel Yemek Dersleri Vermeye Başladı…
Tarih: 27 Mart 2011 - 840 kez okundu. - Yorum: 4

DETAYLI BİLGİ ALMAK İSTERSENİZ ARAYINIZ:

0 554 228 95 15

Nihayet şirketimizi kurduk ve “AnnemMutfakta Yemek Merkezi ve Danışmanlık Hizmetleri” olarak çalışmalarımıza resmiyet kazandırmak istedik. Gelen özel yemek dersi ve danışmanlık taleplerinin de böyle bir karar vermemizde etkili olduğunu söylemeliyiz.

Evet…
Türk Halk Muffağı konusunda sitemizdeki videolardaki bilgilerin yanında Hülya Anne’den özel yemek dersleri alabilirsiniz. Dersler hakkında her türlü bilgiyi almak isterseniz arayabileceğiniz bir de telefon numaramız var:
” 0 554 228 95 15″

Çalışmalarımızı farklı bir boyuta taşıdık, haydi hayırlısı diyoruz…

1 gün kadınlar günü, 364 gün erkekler günü!
Tarih: 9 Mart 2011 - 523 kez okundu. - Yorum: 0


Ecobella Home – Kadınlar Günü

“Ecobella” hazırlamış kadınlar günü için. Etkileyici ve düşündürücü bir çalışma olmuş. Anlayanlar için tabi!
Bir de bu konuda TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Sekreteri Dr. Ümit ÖZCAN’In yazmış olduğu yazıyı paylaşmak istiyorum: DEVAMINI OKU »

Unutmamamız Gereken Kahraman Türk Kadınları
Tarih: 6 Mart 2011 - 1.729 kez okundu. - Yorum: 5

8 Mart 1850 yılında Amerika’ da işçi kadın ayaklanması sonucunda olaylar çıkmış ve yüzden fazla işçi kadın hayatını kaybetmişti. 1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag şehrindeki kadınlar toplantısında yaşanan bu acı olayların anısına 8 Mart’ın “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılması önerisi getirildi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

Sevgililer gününde sevgiliye, doğum gününde o gün doğan kişiye, yılbaşında sevilenlere hediye alınır peki ya kadınlar günü olarak kutlanan bu günde acaba ne yapılır? Veya kadının ve erkeğin eşit haklara sahip olduğunu düşündüğümüz bir yüzyılda, kadının hala işkence ve şiddete maruz kaldığının önüne geçilmediği düşünülürse, acaba “erkekler günü” diye bir gün de kutlanacak mı? Veya madur kadınların yaşadığı sorunları sadece televizyonlardaki kadın programlarında mı çözülmeye çalışılacak?

Televizyonlara bakıyorsunuz, birbirinin kopyası olan, ilkesiz yayın yapan kalitesiz pek çok program yayını yapılıyor. Hele kadın programları adını verdikleri programlar var ki Türk kadınını her daim ezilen, hor görülen, aldatılan veya aldatan, şahsiyetsiz olarak göstermekten başka bir görevi yokmuş gibi yayın DEVAMINI OKU »

Toplam 20 sayfa, 2. sayfa gösteriliyor.123451020...Son »


Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!


© Tüm Hakları Saklıdır - Kaynak belirtmeden alıntı yapılamaz! Türkiyenin ilk yemek televizyonu resmi blogudur.
Blog yazılımı'nı açık kaynak kod kullanıyoruz, lisansı burada. Geliştiren : Fatih Toprak.