Sağlık Bakanlığının Gıda içerik denetim sonuçları açıklandı!

Her gün sofralarımıza gelen 22 bin ürün, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından denetlendi. Ortaya çıkan sonuç, dehşete düşürüyor.

Yağ, bal ve pekmezin içeriğinin değiştirildiği, pul biberin zirai ilaçlar nedeniyle zehre dönüştüğü ortaya çıktı. Kırmızı ete, domuz, at ve eşek etinin karıştırıldığı belirlendi. Bebek mamalarında kurşun bulundu .

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, 2009 yılı gıda denetim programlarına ilişkin sonuçları açıkladı. Verilere göre, bakanlık, ”içerik” ve ”etiket” denetimi olarak iki ayrı kategoride denetim programı yürütürken, etiket denetimlerindeki olumsuz örneklerin oranının çok düşük kaldığı, içerik denetimlerinde ise olumsuz örneklerin kanatlı eti, bal ve pekmezde yoğunlaştığı belirlendi. AB kriterleri de dikkate alınarak yürütülen gıda denetim faaliyetleri programları konusunda geçen yıl 22 bin 172 gıda analizinde içerik denetimi yapıldı.

Yazının devamını okuyun »

Paylaşın:
  • Facebook
  • Arkadasina E-posta ile gonder!
  • RSS
  • Yazdir!
  • Yaziyi PDF e cevir!
  • del.icio.us
  • Google
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Twitter
  • Yahoo!
  • Yahoo! Buzz
  • Yigg
Kategorilenmemiş bölümünden bu yazı , 1,955 defa okundu...
Bu Yazıyı Paylaşın

Meyva sularını evde çocuklarınız ile beraber hazırlayın

Beslenme, her yaşta sağlığımızın temelini oluşturur. Acıktığımız zaman bir şeyler yemek ve içmek gerekiyorsa da, gıdalarımızı alırken dikkatli şeçimler yapmak durumundayız. Hele de konu çocuklarımızı ilgilendiriyorsa, onların beslenmesine daha fazla özen göstermek zorundayız. Onun için, özellikle yaz mevsiminde yurdumuzun verimli topraklarının bizlere sunduğu bol çeşitli meyvelerden yararlanmalıyız. Marketlerden katkı maddeleri ile hazırlanmış meyve sularından bahsetmiyorum. Pazardan aldığımız taze meyvelerden evde meyve suları hazırlamaktan bahsediyorum. Meyve sularını hazırlarken işin ucundan çocukların tutması da sağlanırsa meyve suyunu kendisi hazırlayan çocuğun vitaminli suyu içmek istemesi de daha kolaylaşacaktır. Üzüm,Şeftali,Vişne,Kaysıların veya eriklerin çekirdeklerini ayıklarken çocuklarınıza gazlı içeceklerin zararlarından, evde hazırlanan meyve sularının faydalarından, bu şekilde aile bütçesine katkı sağlıyor olduğundan bahsedecek olursanız hem büyüdükleri zaman hatırlayacakları güzel şeyler bırakmış olursunuz hem de sağlıklarına kendisinin sahip çıkması gerektiğini vurgulayarak onurlanmasını sağlamış olursunuz.

Çocuklarınızın, ilk doğduğu günkü bebek olmadığını hatırlayarak ona değer verdiğinizi hissederek sağlığı veya beslenmesi ile ilgili konuları anlatırsanız, anne baba olarak örnek olursanız, evlatlarınız sorun yaratmadan tüm yiyeceklerde ve içeceklerde seçici olmayacaktır. Gazlı içeceklerin zararlarından bahsettikten sonra, ilk futbol karşılaşmasında babasını,annesini,dedesini, gazlı içecek içerken , gören çocuk söyledikleriniz ve yaptıklarınız arasında bir tutarlılık göremeyince de söylediklerinize artık inanmayacaktır.
Yazının devamını okuyun »

Paylaşın:
  • Facebook
  • Arkadasina E-posta ile gonder!
  • RSS
  • Yazdir!
  • Yaziyi PDF e cevir!
  • del.icio.us
  • Google
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Twitter
  • Yahoo!
  • Yahoo! Buzz
  • Yigg
Güncel bölümünden bu yazı , 3,570 defa okundu...
Bu Yazıyı Paylaşın

Ulusal Müzik Konseyi’ nin temelleri 2010 Eylül ayında atılıyor

Ulusal Müzik Konseyi’nin temelleri -İTÜ TMDK Müdürü Prof.Dr. Cihat Aşkın tarafından başlatılan ve Türkiye müzik uğraşanlarınca da büyük destek gören bir girişimle- Eylül 2010’da atılıyor.

Konu, hangi alanı olursa olsun, “sanat” ise desteklenmelidir. Hele de fedakarlık yapılarak yoğun çabalar harcanıp ortaya birşeyler çıkartmaya çalışılınıyorsa el ele verilmelidir. Sayın hocamızın belirttiği gibi, birbirimizin hatalarından mutluluk duymak yerine birbirimizin eksikliklerini tamamlayıcı olmalıyız. Sadece musiki alanında değil, eminim tüm meslek alanlarında çalışan herkesin şikayet ettiği bir konudur ” insanların birbirini çekememezliği, arkadan iş çevirmeler, dedikodular, ayak kaydırmacalar, moda tabir ile “işten yıldırma (mobing)” hareketleri… Durum böyle iken dışardan düşmanlarımıza pek de iş düşmüyor, kendi kendimizi bireyler olarak böylesine aşağıya itmeye çalışıyorken. Oysa ki toplumsal olgular aslında bireyler tarafından gerçekleştirilmiyor mu ki? Arkadaş sohbetlerinde veya toplantılarda ” Ne olacak bu memleketin hali? “veya “Siyaset yapan insanlar ne kadar da oyuncu oluyorlar” demek ve uzakta görünen olayları ve kişileri eleştirmekle ülke kurtarılmıyor. Herkesin dönüp kendisine ve kendi dışındaki insanlara hatta kendisine nasıl davrandığına bakması gerekiyor.

İşte böylesi bulanıklaşmış gündelik olaylardan sıyrılıp aşağıdaki gibi güzel haberler alınca seviniyorum. Ve sizleri de haberdar etmek istedim. Yemek dostu olduğu gibi, müzik dostu olan herkesin bilgisine :

Ulusal Müzik Konseyi… Cihat Aşkın

Türkiye’ nin tarihsel ve kültürel geçmişi, ona çok büyük bir misyon yüklemektedir. Jeopolitik konumunun dışında dünya kültürüne bir köprü olarak yön veren yapısı, onu çok kültürlülük kapsamında 21. yüzyılda çok önemli bir mevkiye getirmiştir. Özellikle son 200 yıldır süren değişim hareketlerinde Türkiye sahip olduğu müzik kültürü açısından da dünyanın sayılı ülkelerinden birisidir.
Yazının devamını okuyun »

Paylaşın:
  • Facebook
  • Arkadasina E-posta ile gonder!
  • RSS
  • Yazdir!
  • Yaziyi PDF e cevir!
  • del.icio.us
  • Google
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Twitter
  • Yahoo!
  • Yahoo! Buzz
  • Yigg
İzlenim -Yorum bölümünden bu yazı , 1,612 defa okundu...
Bu Yazıyı Paylaşın

Dikili’ ye geldim nihayet!

Hasret bitti ve yeniden Ege’ nin en temiz havasını soluyabileceğiniz yerlerden biri olan Dikili’ ye göç ettik.

Kaz dağlarındaki ormanlardan gelen bol oksijen Bergama’ ya doğru oluşan bir boğaza doğru akarak havayı tertemiz kılıyor. Hastalar bu nedenle yörede şifa buluyor.

İnternetimiz henüz bağlı olmadığı için bir kaç gün daha sitemden uzak kalacağım, ancak sizlerin yalnız bırakamayacağına eminim:)

Paylaşın:
  • Facebook
  • Arkadasina E-posta ile gonder!
  • RSS
  • Yazdir!
  • Yaziyi PDF e cevir!
  • del.icio.us
  • Google
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Twitter
  • Yahoo!
  • Yahoo! Buzz
  • Yigg
Güncel bölümünden bu yazı , 2,042 defa okundu...
Bu Yazıyı Paylaşın

Türkiye Aşçılık Federasyon’ u seçimi olduda bitti, maşallah!

Fotoğraf: Ascilardunyasi.com

21 Haziran 2010 tarihinde, Pazar günü yapılan Türkiye Aşçılar Federasyonu Genel Kurul Toplantısı usul yönünden şaibelidir. Bu konuda isyan edenlere ve yazı yazanların fikirlerine katılıyorum. Ancak bu konu federasyona bağlı olan delegelerin oturdukları yerden şikayet etmeleri yerine, yetkili makamlara müracat ederek toplantı gününü incelemelerini talep etmeleri gerekmektedir. Sadece söylemlerde bulunmak ,yapılması gerekeni yapmadan sadece konuşmak, tüm aşçılık camiayı yaralayarak işi dedikodu boyutuna taşımaktan başka bir işe yaramaz çünkü.

Genel kurul toplantısında dikkatimi çeken çok önemli bir detay tüm delegelerin gözünden kaçtı. O gün aday listesi 2 kere okundu. Ve ne hikmetse, ilk okunan aday listesi daha sonra okunan aday listesi ile aynı değildi. İlk listedeki isimler sonraki listedeki isimlerden farklıydı yani. Bu konuyu farkettiğimde ise aday listesinin yazılı olarak tarafımıza verilmesini istememe rağmen talebim reddedildi. Böyle bir durum ise insanın aklına soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Ortaya çıkan tablo ise divan kurulu üyelerinin, özellikle de kurul başkanının yanlı tavır sergilediğini gözler önüne sermiştir. Toplantı boyunca önceki federasyon yönetiminin yapmış olduğu işler hakkında gündem maddeleri görüşülmeden oldu bittiye getirildi. Ve tertiplenen bu oldu bitti yüzünden, eski federasyon yönetimi ibra edilmeden , tahmini bütçe görüşmeleri yapılmadan toplantı sona erdirildi. Ve alınan bir karar doğrultusunda federasyon seçimlerinin 2 yıldan 4 yıla çıkarılması karara bağlanmıştır.
Yazının devamını okuyun »

Paylaşın:
  • Facebook
  • Arkadasina E-posta ile gonder!
  • RSS
  • Yazdir!
  • Yaziyi PDF e cevir!
  • del.icio.us
  • Google
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Twitter
  • Yahoo!
  • Yahoo! Buzz
  • Yigg
Kategorilenmemiş bölümünden bu yazı , 2,858 defa okundu...
Bu Yazıyı Paylaşın

Aşçılık mesleğine hizmet etmek için kurulan dernekler ve federasyonlar

Değerli basın mensupları ve yemek kültürümüze sahip çıkan sağduyulu aşçıların dikkatine,

2908 sayılı Dernekler Kanunu 7 Ekim 1983 gün ve 18184 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir. Dernekler Kanununun 2. maddesine göre dernek tanımı: “Kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklardır”. Aynı kanunun 34. maddesinde ise “Federasyonlar, kuruluş amaçları aynı olan ve kamu yararına çalışan en az üç derneğin, amaçlarını gerçekleştirmek üzere üye sıfatıyla bir araya gelmeleri; konfederasyonlar, kuruluş amaçları aynı olan en az üç federasyonun üye sıfatıyla bir araya gelmeleri suretiyle kurulur.” denmektedir.

Yıllardır yapmış olduğum yöresel Türk mutfağı araştırmalarımı geliştirmek ve faydalı bir hale getirebilmek için meslek kuruluşu olan her iki federasyonu bünyesindeki aşçılık derneklerine üye oldum. Kuruluş amaçlarının mesleki gelişime ve meslektaşlara özellikle mesleğe yeni başlamış gençlere yardım eli uzatıyor olduğu düşüncesi ile derneklerin kapısını çalmıştım. Oysaki bu derneklerin içlerine girince ortada dönen olayların ve kişilerin amaçlarının hiç de mesleki gelişime katkı yapacak niyetlerde olmadığına tanık oldum.
Yazının devamını okuyun »

Paylaşın:
  • Facebook
  • Arkadasina E-posta ile gonder!
  • RSS
  • Yazdir!
  • Yaziyi PDF e cevir!
  • del.icio.us
  • Google
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Twitter
  • Yahoo!
  • Yahoo! Buzz
  • Yigg
Kategorilenmemiş bölümünden bu yazı , 1,661 defa okundu...
Bu Yazıyı Paylaşın

Yine yüreğimiz yandı. Terör belası 30 sene daha sürecek mi?

Teğmen Cumhur Akdağ´ın 22 yaşındaki eşi Pınar Akdağ, PKK teröristlerinin hain saldırısı sırasında balkonda başına isabet eden mermiyle yaralandı ve ertesi gün kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. 12 Haziran 2010 günü ise cenazesi İzmir’ e getirilerek toprağa verildi. Eğer yaşasaymış yine bugün için aldığı uçak bileti ile İzmir’ e gelip 40 gün önce vefat eden babasının mevlütünü okutacaklarmı. Eşi ile 40 gün önce evlenmişler ve Pınar Akdağ eşini yanlız bırakmak istemediği için Osmaniye’ ye 20 gün önce gelmiş. Ve maalesef artık o da şehitlik mertebesine yükseldi. Allah gani gani rahmet eylesin.

Baharın gelmesi ile inlerinden çıkan insan kılığına girmiş mahluklar, bir kaç ülkeden gönderilen silah ve mermilerle insanımızı öldürmeye başladılar. 30 sene önce planlanıp düğmeye basılan iğrenç saldırıları düzenleyen mahluklar, uyuşturulmuş benlikleri ile kumanda edilmekte ve kendilerine emredilen tüm buyrukları yerine getirmektedirler. 2010 yılı başından beri 40 şehidimizin haberleri gazetelerin köşesinde küçük bir haber olarak verilip halkımızın artık bu olayları kanıksadığı sanan medya maymunları, aslında bunun da hiç de böyle olmadığını ve olmayan şeyleri magazin hale getirmeyi bırakıp gerçekleri görmeyi ve kabul etmeye başlamalılar. Hani pek çok köşe yazarının ağzında pelesenk olan bir söz vardır; ” Basın ahlakı” derler. Gazetecilik eğitimi alan öğrencilere de böyle bir ahlak değerinden bahsedilir. Ancak gerçek hayatın ortasına düşen genç gazetecilerin çoğu nedense kısa bir süre içinde basın ahlaksızlığına alet olarak sistemin çarkına karışır, çok azı ise gerçekleri yazmaya ve sunmaya kendini adar. 
Yazının devamını okuyun »

Paylaşın:
  • Facebook
  • Arkadasina E-posta ile gonder!
  • RSS
  • Yazdir!
  • Yaziyi PDF e cevir!
  • del.icio.us
  • Google
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Twitter
  • Yahoo!
  • Yahoo! Buzz
  • Yigg
Güncel bölümünden bu yazı , 1,002 defa okundu...
Bu Yazıyı Paylaşın

Mengen Aşçılar Festivali’nde 25 yıl geride kaldı!

Aşçılar Festivalinin birincisi o dönemin Bolu Valisi Adnan Devecioğlu ve Mengen Kaymakamı A. Cafer Akyüz ve öngörüsü yüksek üstat rahmetli Aydın Yılmaz’ ın gayretleriyle kutlanmaya başladı. Ve geçen sene festivalin 25. yıldönümü idi. Ancak ne yazık ki, çeyrek yüzyılı geride bırakan bir festivale hiç de yakışmayan bir kutlama gerçekleşmişti. Yine aynı yüzler sahnede idiler aynı konuları konuşuyorlardı.

Rahmetli Aydın usta  ve bir iki arkadaşı festivalin yapılmabilmesi için çok emek harcamışlar , ancak aradan geçen 25 yılda bir arpa boyu bile yol katedilmemiş olması çok üzücü.  Egolarını yenememiş her yaştaki kişiler aşçılık mesleğinin menfaatlerini bir kenara bırakıp şahsi menfaatlerini ön plana çıkartmaktan da hala yorulmamış görünüyorlar.

Onlarca aşçılık derneği kurulmuş, daha sonra bu dernekleri aynı çatı altında toplayan bir de federasyon kurulmuş. Hatta geçen sene bu federasyon “milli” olma özelliğini de almış. Türkiye’ nin aşçılık federasyonu olarak üzerine düşen pek çok işin de sorumluluğunu üstlenmiş bulunmaktadır. Ancak federasyon ne yapmaktadır? Birşeyler yapılıyor da biz mi farketmiyoruz ! Türkiye Aşçılık Federasyonu’ nun merkezi İstanbul iken, federasyon başkanı Ankara’ dan biri olur olmaz ofis kapatılmış ve işler Ankara’ dan yürütülmeye başlanmıştır.
Yazının devamını okuyun »

Paylaşın:
  • Facebook
  • Arkadasina E-posta ile gonder!
  • RSS
  • Yazdir!
  • Yaziyi PDF e cevir!
  • del.icio.us
  • Google
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Twitter
  • Yahoo!
  • Yahoo! Buzz
  • Yigg
Kategorilenmemiş bölümünden bu yazı , 3,728 defa okundu...
Bu Yazıyı Paylaşın

TÜRES 4. Olağan Genel Kurulu yapıldı

22 Mayıs 2010 Cumartesi günü Haliç Kongre Merkezinde, TÜRES’ in kongresindeydim. Güzel bir seçim gerçekleşti. Beni heyecanlandıran bir konu Temmuz ayında yapılması planlanan 2. Lezzet İstanbul Festivalinde 2010 çeşit yemeğin yapılacak olmasıydı. Tüm üyeler büyük bir heyecanla bu etkinlikte görev alacak ve çok güzel bir sonuç ortaya çıkacak.  Temmuz’ da buluşacağımız 2010 çeşit birbirinden lezzetli yemeklerde buluşmak dileğiyle…

Aşağıda genel kurul ile ilgili basın bültenini okuyabilirsiniz:

TÜRES (Tüm Restoranlar, Lokantacılar ve Tedarikçiler Derneği) 4. Olağan Kongresi, 22 Mayıs Cumartesi günü saat 11.00’de Haliç Kongre Merkezi Lale Salonu’nda gerçekleştirildi. Kongre öncesinde TÜRES Yönetim Kurulu Üyeleri, İşiBürokrasi dünyasının önemli katılımcıları ve TÜRES üyelerinin eşlik ettiği kokteyl düzenlendi.

Yazının devamını okuyun »

Paylaşın:
  • Facebook
  • Arkadasina E-posta ile gonder!
  • RSS
  • Yazdir!
  • Yaziyi PDF e cevir!
  • del.icio.us
  • Google
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Twitter
  • Yahoo!
  • Yahoo! Buzz
  • Yigg
İzlenim -Yorum bölümünden bu yazı , 2,252 defa okundu...
Bu Yazıyı Paylaşın

15 Mayıs Türkçenin Bayramı Kutlu Olsun

Mustafa Balbay’ ın kaleminden çıkmış olan, Türkçe ve önemi ile ilgili aşağıdaki yazıyı paylaşmak istedim .

İkinci Dünya Savaşı sürecinin gerilimli günlerinde Almanlar Alsas bölgesine el koyar. Fransız ağırlıklı bölgede aldıkları ilk karar şu olur:
“Yarından itibaren okullarda Fransızca eğitimin kaldırılması!”

O gün ders veren Fransızca öğretmenlerinden biri öğrencilerine şöyle seslenir:
“Çocuklar bugün çok üzgünüm. Bu, son Fransızca dersim. Sizden istediğim dilinizi kesinlikle unutmamanız. Hangi esaret zinciri altında olursanız olun, dilinizi unutmadığınız sürece, anahtar sizin elinizde demektir.”

Dil, bir ulusun varlığını sürdürmesinde en önemli unsurlardan biri.
Avrupa’nın doğusu ile batısı arasında sıkışıp kalan Polonyalıların, tarihte yüzlerce yıl devlet kuramamış olmasına karşın, ulus olarak ayakta kalmasında en önemli etkenin dilini unutmaması olduğu söylenir.

Türkçemizin Anadolu’daki ilk kilometre taşlarından biri 15 Mayıs 1277′de, bundan 733 yıl önce Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçeyi yönetim katlarının başlıca dili ilan etmesidir.
Yazının devamını okuyun »

Paylaşın:
  • Facebook
  • Arkadasina E-posta ile gonder!
  • RSS
  • Yazdir!
  • Yaziyi PDF e cevir!
  • del.icio.us
  • Google
  • Live
  • MSN Reporter
  • MySpace
  • Twitter
  • Yahoo!
  • Yahoo! Buzz
  • Yigg
İzlenim -Yorum bölümünden bu yazı , 2,945 defa okundu...
Bu Yazıyı Paylaşın