Güneydoğu Anadolu Projesi Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından 22 Aralık 2011 tarihinde Şanlıurfa’da düzenlenecek olan “Kaybolan Yöresel Lezzetler” yemek yarışması için juri olarak davet edildik. Pazar akşamı, Şanlıurfa’ya her zaman uçak kalkmadığı için Gaziantep’e gittik. Proje kapsamında görevli olan dostların evsahipliğinde sabaha Katmer yiyerek başladık. Koordinatör Volkan Doğan, fotoğrafçı-Araştırmacı Kemal Vural Tarlan,Ayşe Tüter ve AnnemMutfaktanın herşeyinden sorumlu kişi Işıl ile birlikte çarşı içinde “Zekeriya Usta” adındaki katmerciye gittik. Esnaf lokantası havasında olan mekana girdiğimizde, sabahın o saatinde içerdeki bütün masaların dolu olması aslında katmerin tadı hakkında da önceden fikir sahibi olmamızı sağladı. Taş fırının başındaki yaşlı usta işini büyük bir ciddiyet ile sürdürüyordu. Mekana ismini veren Zekeriya Özsimitçi, babası ile birlikte açmış oldukları işyerini ömrü boyunca sahiplenmeye kararlı gibi görünüyor. Gelen müşterileri güleryüz ile karşılayan oğlu Mehmet Özsimitçi de daha yıllar boyu bu lezzetli katmere sahip çıkacağına da eminim.
Masamıza gelen katmerden önce herkes bir parça aldı. Nefis kaymağın ve antepfıstığının damakta bıraktığı tat hepimizi ikinci lokmaları almaya mecbur bırakmıştı.
Her lokma bittiğinde bir sonraki lokmayı da ardından yediriyordu. Ve farkında olmadan iki tane katmeri bitiriverdik.
Mehmet ustanın söylediğine göre, katmerin lezzetindeki sır, malzeme kalitesinden kesinlikle ödün verilmemesi ve taş fırında pişirilmesi imiş. Burdaki katmerin tadına vardıktan sonra bir daha katmer yiyebileceğimi pek sanmıyorum.
Daha sonra Kilis’e doğru yola koyulduk. Yörem Ev Yemekleri adlı mekana gittik bu defa. Mekan sahibi İffet Kadayıfçı aynı zamanda yemekleri de yapıyordu. Biz gelmeden evvel bir çok farklı yemek hazırlamış. Kilis’in yoğurtlu köftesinin pişirilme aşamalarını sitemizde paylaşmak için kaydettikten sonra, tatbilirler (gurmeler) masaya oturduk ve elimizden geldiğince hepsinin tatlarına baktık.
Yediğimiz yemeklerden sonra sofraya getirilen “cennet çamuru” adındaki tatlı da nedense Kilisli hanımlar tarafından evde yapılmaz, misafirlerine ikram edecekleri zaman dışardan getirtirlermiş. Cennetin çamurunun bile çok güzel olacağını ifade eden tatlı da oldukça “tatlı” ve lezzetliydi ve Seydişehir günlerime götürdü beni.
Cennet Çamuru’nun lezzetini ve yaptığı alışkanlığı 1971 yılında Seydişehir Etibank tesislerinde çalışan ve Ukudan teyzelerin kıracısında yediğimiz günden beri bilirim.Bakır kalın tabanlı tavada bol tereyağ ile kırık kadayıfları kavurdu kısık ateşte,sonra ceviz parçaları ve dövülmüş fıstık karışımı ile döşedi ve şerbetledi üzerine kaymak döşedi ılık ılık ikram etmişti,üstüne de kaçak çay içmiştik hey gidi günler hey.Bu tatlı, yiyenlerde alışkanlık yapıyor.
Kilis’ten sonra rotamızı yeniden Gaziantep’e çevirdik. Eşyalarımızı alıp Şanlıurfa’ya doğru yola koyulacaktık. Ancak öncesinde bakırcılar çarşısını dolaştık, çeşitli baharatlardan aldık.Öksürüğe iyi geldiği söylenen polat şekeri, eskiden çocuklar tarafından tatlı niyetine tüketilirmiş.
1635 yılından bu yanan açık olan “Tahmis Kahvesi”ne uğramamak olmazmış. Vakıflar idaresi kısa bir süre önce mekanı koruma amaçlı olarak tadilat ettirmiş, ancak ne yazık ki bu değerli mekanın simgesi olan sobayı kaldırıp çirkin klimalar yerleştirme hatasına düştüğü için de üzüldük. Kahvelerimizin yanında ikram edilen kavruk kırık leblebi ve melengiç masadaki tüm ekip için yemesi oldukça keyifli idi.

Kahvenin yanında getirilen kavrulmuş melengiç, kırık leblebi...
Güneşin gökyüzü aydınlığını terketmesi ile birlikte biz de tekrar yola çıktık. 2 saatlik bir yolculuktan sonra otelimize yerleştik. Bakalım yarının karelerinden hangi yüzler, hikayeler ve renkler sizlerin ekranlarına da ulaşacak…
Şanlıurfa çok büyük , önemli tarihi kalıntıların gün yüzüne çıkarıldığı medeniyetlerin kalıntılarına sahip bir ilimiz imiş.
Şehri tanıtan rehberimizin anlattıklarını hayretle dinledim,yazılı ve görsel basın çok önemli kalıntıların bulunduğunu bizlere duyuramıyor,her konuda olduğu gibi tarih miraslarımıza da sahip çıkamıyoruz.Urfa kazılmış ve 12 bin yıl öncesinin şehir kalıntılarına ulaşılmış 4-5 senedir de yabancılar çalışmalarına devam ediyorlarmış . Bu ülkemiz ve turizm için tarihi eserlerin hakkındakı duyduklarımı sizler ile başka bir yazımda daha detaylı öğrenerek paylaşacagım ayrıca,
Şanlıurfa da yeni kurulan güzel ve geniş Mutfak Müzesini,yaşam alanını ve Urfa yemek kültüründe kullanılan mutfak eşyalarını yazacagım sizlere .Bu müzeyi kuranlar emeği geçenlerden Allah razı olsun. Mutfak Müzesini yazmak anlatmak için Urfa’ya bir defa daha gidecegim resimler ve doğru bilgilerle kayda alacagım.Balıklı göl gezintiye doyamadım Allahın izniyle ziyaretine gelecem:))
















Tufan Akol dedi ki..
Sizleri tebrik ediyorum..Ve kiskaniyorum keske bende sizlerlen beraber olsaydim
20 Aralık 2011 06:08
iffet kadayifci dedi ki..
sayın hülya erol ben iffet kadayıfçı.kilise gelerek benim mekanı seçip beni onore ettiğiniz için öncelikle sizlere teşekkür ederim.sizin gibi ustaları memnun edebildiysem ne mutlu bana.ben bu işi çok severek yapıyorum .bu güzel kilis lezzetlerinin herkes tarafından bilinmesini istiyorum.lakin kilisin içinde zorla yürütürken kilis dışına nasil çıkacağımı bilemiyorum bana bu konuda yardımcı ve destek olusanız çok memnun olurum.bir büyüğüm olarakbana yol gösterirsenız size müteşekkir kalırım.şimden vereceğiniz cevap için teşekkür ederim
20 Aralık 2011 15:42
hülya Erol dedi ki..
KİLİS yöresel “HAYLAN KABAĞI” dolma ve sebze yemegi lezzet harikası bir lezzetti,KİLİS İÇİ çok özeldi.İffet hanım elinize yüreğinize sağlık.Sizin gibi cesur girişimci yöresel işletmelere özel teşvikler verilmeli ve desteklenmelidir.Belediyeler ve Valılıklerdeki kültür müdürlüklerine duyrulur.
“CENNET ÇAMURU TATLISI” İse lezzetini anlatmaya kelimeler yetersiz kalıyor,Kilis’e gitmek ve doğru recete ile fırında pişirileni yemek lazım:))
İffet hanım sizi kutlarım Kilis halkı siz ve sizin gibi girişimci kadınlarımıza destek vermelidir.Bizde üstümüze düşen görevi sizlere vermeye çalışacağız her zaman olduğu gibi:))
23 Aralık 2011 09:16
oya güvener dedi ki..
Sayın Hülya Erol kaybolan lezzetler için Kilis olarak epey bir araştırma yaparak yeni kuşağın bilmediği çok güzel bir yemek seçtik. Çünkü yarışmayı adil sanıp bilmeden çok ciddiye aldık! Ekibimiz yemeklerini özenle sergiledikleri halde dereceye giremediler. Duyduk ki meğer ne kadar unutulmuş yemekler seçmişsiniz! Sizi çok tebrik ederim!!! Tas kebabını, dolmayı, şiveydizi bir gurme olarak bilmeyip bu yemeklerle ilk defa tanışıyor olmanızı esefle karşıladım YAPILAN HAKSIZLIĞA ALET OLMANIZ SADECE YARIŞMAYA DEĞİL SİZE OLAN SAYGIMIZI DA ZEDELDİ…
23 Aralık 2011 15:09
Hülya Erol dedi ki..
Sayın Oya Güvener merhaba.
Yorumunuz ile kırgınlığınızı belirmişsiniz kendinize göre haklı da olabilirsiniz.Ancak sayğı sınırını aşmışsınız üzüldüm .Siz bizlerin bu yemekleri ilk defa tatdığımızı nereden biliyorsunuz acaba? Baharat boğduğunuz köfteniz ve SUNUMDA BUROKOLİ VE YEŞİLLİKLERİN ÜZERİNE SERPTİĞİNİZ SİMLERLE Mİ DERECE ALMAYI BEKLEDİNİZ sizi sukunete davet ederim ve bana duyduğunuz saygının zedelenmesine üzülmedim ,demek ki beni hiç tanıyamamışsınız asla kul hakkı yemedim, vebal da almadım bilerek.Ama bilmeden hata yaptım ise, Allahım af etsin diye dua ederim:))
http://www.annemmutfakta.tv Televizyonun ilk videolu yemek okuluna girin hangi yöresel yemekleriniz var izleyin bakalım sitemizi:))
23 Aralık 2011 16:55