Daha çok yeni olan bu haberi annemin bir önceki yazısı ile direk ilişkili olduğu için günce sayfamızda yayınlamak istedim. Daha önce hızlı hazırlanan gıda (fast food olarak bilinir ) satışı yapan yerlerden birinde çalışan bir arkadaşım, halkın yediği yağda kızartılmış gıdalarda kullanılan yağların nerdeyse birkaç ay hiç değiştirilmeden kullanıldığını söylemişti, inanamamıştım. Ancak aşağıdaki haber de bize gerçeği gösteriyor sanıyorum. Dışarda yemek yemek zorunda kaldığımızda pek çok kez yeniden düşünmeliyiz …
Haber kaynağı : Hürriyet
Magnesol XL ile kullanılmış kızartma yağlarının renginin yeniden sapsarı yapıldığı ve tekrar tekrar kullanıldığı ortaya çıktı. Sloganları da hazır: ‘Kızartmalık yağlarınızı dökmeyin!
‘Kızartmalık yağlarınızı dökmeyin! Artık Magnesol XL var” sloganıyla fast food zincirlerine pazarlanan bu kimyasal, kapkara da olsa yanmış yağlara katıldığı anda rengi sapsarıya dönüştürüyor. Ayrıca, yanık yağ kokusunu da yok ettiği iddia ediliyor. Böylece, en fazla 3 günde bir değiştirilmesi gereken yağ, en az 9 gün kullanılabiliyor. Ancak, işlemin aynı yağ üzerinde defalarca uygulanması, sürenin 20 günlere ulaşmasını sağlıyor. DEVAMINI OKU »
Bu aksam ana haberde Uğur Dündar’ın konuğu Prof. Dr. Erkan Topuz ile kanser hakkında konuşmalarını dikkatle izledim .Günümüzde artan kanser olaylarını konuştular.
Bende üyelerim için yazma geregi hissederek dinlediklerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Daha önce de Prof. Dr Erkan Topuz’ un kanser ile ilgili söylediklerini sitemizden sizlerle paylaşmıştık. Orda söylenenler de günlük hayatımız içinde yapageldiğimiz pek çok zararlı şeyi farketmemizi sağlamıştı aslında. En basiti, evlerde ayakkabı ile dolaşılmasının ne derece zararlı olduğunu anlatmıştı Topuz. ( Eski yazıyı burayı TIKLAYARAK okuyabilirsiniz)
Erkan Topuz, patates kızartmasının kolon kanserini tetiklediğini ve yenmemesi gerektiğini, özellikle de çocuklarımız için hiç yararı olmadığının bilinmesi gerektigini söyledi. Kızartma yağını harlı ateşte ısıtıp birden atılan pateteslerin (diğer kızartmalar da dahil)yapısal bozukluklara ugradığı zararlı ve zehirli maddeler içerdiğini anlattı. DEVAMINI OKU »
Kültür değerlerine sahip çıkmak ve nesillere aktarmak çok zahmetli ve çok zor bir uğraşdır. Önce yazılı metinler, sonra yörede uygulayacak kaynaklar bulunacak ,derlenip toplanacak, sonra “Avrupa birliği fonlarına” başvuracaksınız! Bilgilerinizi önce onlarla paylaşacaksınız, sonra isterlerse size parasal destek verecekler ve siz konunuz üzerine araştırmalarınızı onların istediği biçimde hazırlayarak kitap serilerini çıkarabileceksiniz. Çoğu projenin de bu şekilde yürütüldüğünü ve sonuçlandırıldığını görmekteyiz.
Avrupa birliği bizim kara kaşımız, kara gözümüz için mi paraları veriyor hep düşünmüşümdür.
Bu fonlardan faydalanarak kültüre destek adına çıkarılan yemek kitaplarını da gördük. İmza olarak “STK” (sivil toplum kuruluşu) logosunu yerleştirdi mi tamamdır, doğrudur öyle mi? Yakın bir zamanda yine böyle bir kuruluşun vakfın desteği ile çıkartılmış bir yemek kitabına göz gezdirdim. Ve bu kitapta kültürümüz adına yapılan yalışları çok yadırgadım. Yanlışlıklar içeren kitap basılı kaynak olduğu için seneler sonraki nesillere de aktarılacaktır elbette. Seneler sonra bizim torunlarımız doğru yöresel yemek tariflerini yaparlarken, velev ki “81 İlin Yöresel Yemek” kitabını okuyup 152. sayfasına geldiklerinde diyecekler ki “siz yanlış biliyorsunuz bakın şu tarihte atalarınız kitap yazmışlar bu tatlı Kayseri’ nın değil Konya’nın “Nevzine Tatlısı“dır” diye ahkam keseceklerdir. DEVAMINI OKU »
Nereye gittiğini bilen kişiye bütün dünya yol verir.
Ralph Waldo Emerson
Haksızlığa sapıp bütün insanların seninle beraber olmasını sağlamaktansa;adaletle hareket edip,tek başına kalmak daha iyidir.
Mahatma Gandi
Gerçek başarı;başkalarına muhtaç olmadan,tek başına ayaklarının üstüne basarak ve kendine güvenerek”Ben bu işi yapapilirim”diyenindir.
Ralph W Emerson. DEVAMINI OKU »
Yöresel yemek araştırmaları yaparken en çok zorlandığım konu aynı sokakta oturan farklı kapılar ardından bizlere verilen farklı tarifler olmuştur. Her evin annesi aynı yemek için ufak tefek farklılık gösteren tarifler verebiliyordu. Biz de ortak bir tarif için, yörenin ustalarından onaylar alarak derlemeler yaptık.
Bize verilen hangi tarifi “yöresel yemek” olarak yazacaktık, kayıt altına alınmasını sağlayacaktık. Herkes doğru tarifin kendi tarifi olduğunu söyler durur, bir başkasının tarifini de beğenmez üstelik. Komşusu olsa bile, “onun annesi buralı değil ki” diye yorumlar yapabilir kimi zaman. Eh bir de aynı evde yaşayan gelin ile kayinvalide arasındaki yemek tartışmalarını da göz önüne alacak olursak ortak paydada bulunmanın güç olduğunu kabul edebiliriz. DEVAMINI OKU »




