-Reklam-
Gaziantep – Şanlıurfa gurme turundayız
Tarih: 20 Aralık 2011 - 2.517 kez okundu. - Yorum: 5

Güneydoğu Anadolu Projesi Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından 22 Aralık 2011 tarihinde Şanlıurfa’da düzenlenecek olan “Kaybolan Yöresel Lezzetler” yemek yarışması için juri olarak davet edildik. Pazar akşamı, Şanlıurfa’ya her zaman uçak kalkmadığı için Gaziantep’e gittik. Proje kapsamında görevli olan dostların evsahipliğinde sabaha Katmer yiyerek başladık. Koordinatör Volkan Doğan, fotoğrafçı-Araştırmacı Kemal Vural Tarlan,Ayşe Tüter ve AnnemMutfaktanın herşeyinden sorumlu kişi Işıl ile birlikte çarşı içinde “Zekeriya Usta” adındaki katmerciye gittik. Esnaf lokantası havasında olan mekana girdiğimizde, sabahın o saatinde içerdeki bütün masaların dolu olması aslında katmerin tadı hakkında da önceden fikir sahibi olmamızı sağladı. Taş fırının başındaki yaşlı usta işini büyük bir ciddiyet ile sürdürüyordu. Mekana ismini veren Zekeriya Özsimitçi, babası ile birlikte açmış oldukları işyerini ömrü boyunca sahiplenmeye kararlı gibi görünüyor. Gelen müşterileri güleryüz ile karşılayan oğlu Mehmet Özsimitçi de daha yıllar boyu bu lezzetli katmere sahip çıkacağına da eminim.

Masamıza gelen katmerden önce herkes bir parça aldı. Nefis kaymağın ve antepfıstığının damakta bıraktığı tat hepimizi ikinci lokmaları almaya mecbur bırakmıştı. DEVAMINI OKU »

Tortum’da HES karşıtı yurdumun annelerinden çarpıcı sözler…
Tarih: 15 Aralık 2011 - 458 kez okundu. - Yorum: 0
This text will be replaced

Bir mücadelede anneler var ise, o direniş mutlak doğrudur ve netice alana kadar da sürecektir. Biz de AnnemMutfakta ekibi olarak, suyun tekelleştirilip doğanın ve halkın elinden alınmasına karşıyız. Nerden kazandıkları belli olmayan paralar ile zengin olmuş ve hidroelektrik santral yapma yetkisi kazanmış bir kitlenin üretimini de şaibeli buluyoruz. Erzurum İstanbul’ dan uzak, diyerek tepkisiz kalacak değiliz. Bu topraklarda yaşayan her birey suyuna, doğasına ve haklarına sahip çıkmalıdır.

İkinci bölüm:
DEVAMINI OKU »

Bir Çay Daha Lütfen – Katharine Branning
Tarih: 10 Aralık 2011 - 386 kez okundu. - Yorum: 2
UNESCO Keşkeğe Sahip Çıkarak Korunacaklar Listesine Aldı
Tarih: 1 Aralık 2011 - 1.792 kez okundu. - Yorum: 0

Türkiye’de birçok ilde, sölen,kutlama günü, düğün, cenaze, asker uğurlama gibi toplumsal olaylarda gelenek olarak ikram edilen keşkek UNESCO’nun  korumasına giriyor. …

UNESCO’nın “Somut olmayan kültürel miras” listesine girdi. Keşkek, Endonezya’nın Balı Adası’nda toplanan UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Hükümetler arası Komitesi tarafından, “hazırlanışından sunuluşuna ve tüketilişine kadar kadın-erkek eşitliği ve paylaşımı açısından önemli bulunduğu” gerekçesiyle bu listeye alındı. Komite, yemek kültürünün kendilerine nasıl sunulması gerektiği konusunda diğer adaylara Türkiye heyetinin keşkek hazırlığını örnek gösterdi.

Bizim olan değerleri beğenmeyiz, sunumları kötü, servislerinde sorun yaşıyoruz diyerek kötülerken, uluslararası sivil toplum örgütü milli yiyeceğimiz olan keşkeğimizi “Somut olmayan kültürel miras” listesine alıyor. Şimdi yemek işi ile ilgilenen herkesin şapkasını önüne alıp düşünmesi gerekiyor. Ve “Neden biz bu lezzetlerimizi gençlere tanıtamıyoruz” diye kendilerini sorgulamalıdırlar. Acaba sebep kendi değerlerimizi bilmeden dünya mutfaklarına açılmamız ve milletimizin üzerine çöreklenen “batı hayranlığı” denen çirkin huydan bir türlü kurtulamamız mıdır? Turizm sezonlarında değerlerimize sahip çıkarak onları yaşatma ve farklı kültürlere tanıtma imkanını ellerinde tutan aşçıbaşlarına ne demeli? Tabi “her şey dahil” sistemi devrede iken, hayal ettiklerimizi gerçekleştirmenin de mümkün olmadığını bilmekteyiz. Otel işletmecilerinin, patronların, turizmcilerin ve turizm emekçilerinin toplu olarak yapılan yanlışın farkında olmaları gerekiyor ki, doğruya açılan kapı aralanabilsin.

Dünyanın pek çok ülkesinde, farklı ülkelerin yerel lezzetlerini tanıma amaçlı özel ve pahalı turlar düzenlenmektedir. Nedendir bilinmez lezzet zengini bir ülkeyiz ama yemeklerimizi yediremiyoruz, satışını yapamıyoruz. Tereciye tere satmaya heveslenir dururuz.  “Her şey dâhil” sistemi ile ülkemizin milli gelir potansiyelini en çok barındıran turizm sektörü ne yazık ki “her şey hariç” konumundadır.Sabit bir fiyat vererek her şeyden dilediği kadar yiyebileceğini düşünen çoğu doymaz insan, tabaklarına doldurdukları yemeklerin büyük bölümünü bitirememekte, bu da hepsinin çöpe gitmesine yol açmaktadır. Yani her şey dahil sistemi milli geliri hariç ediyor. Yurtdışından, gelir seviyesi düşük olan insanlar, Türk Lirası’ nın kendi paraları karşısındaki değersizliği yüzünden, ülkemizde 5 yıldızlı otellerde, her şey dahil sistem içinde konaklayabilmektedir. Aynı fırsat ne yazık ki kendi vatandaşlarımızın ömründe göremeyeceği bir hayaldir. Ancak yurtdışından gelen düşük gelirli insanlar bir de doymak bilmeyen türünden olduğu zaman, 5 yıldızlı denen ve lüks diye nitelenen otellerde, türlü çirkin manzaralar ile karşılaşılmaktadır. Akıntıya karşı kürekler havada çevrilerek ilerlemeye çalışılmakta, ancak geriye doğru sürüklenilmektedir. Sadece Paris gibi bir şehrin yıllık turist sayısının 70 milyon olduğunu düşünürsek, Türkiye’ye yılda gelen 26 milyon kişi ile gururlanmak pek mümkün değildir. Ekranlara çıkıp turizm konusundaki ufak tefek başarılardan söz etmek, gerçek bu kadar açık iken, oldukça komik kaçmaktadır. DEVAMINI OKU »



Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!


© Tüm Hakları Saklıdır - Kaynak belirtmeden alıntı yapılamaz! Türkiyenin ilk yemek televizyonu resmi blogudur.
Blog yazılımı'nı açık kaynak kod kullanıyoruz, lisansı burada. Geliştiren : Fatih Toprak.