Geçenlerde televizyonda “Avrupa Birliği’ne girersek kokoreç yiyemeyecek miyiz?” konusunu gündeme taşıyan bir muhabirin haberini izliyordum. Kameramanın ağız sulandıran kokoreç çekiminden sonra muhabir mikrofonu ustaya uzattı ve sordu: “AB’ye girersek kokoreç yasaklanacakmış, ne düşünüyorsun usta?”. Kokoreç uzmanı arkadaş da elindeki satırı kameraya doğru sallayarak “Kokoreç yapmak bir sanattır. Yasak felan anlamayız” dedi. Satırı kameraya doğru sallamasındaki piskolojik sebepleri irdelemeyi bir kenara bırakırsak, geriye ettiği iki cümle kalıyor. İşte bu cümlelerden ilki kokoreç yapma eylemini sanat dallarından biri sayarak, bu yazının ortaya çıkmasına neden oldu. (Kokoreçi çok ama çok severim, ben de kokoreç yeme sanatçısıyım!)
“Sanat nedir, ne değildir” sorusunun cevabı bir çok kişiye göre görecelidir. Kimi sanat eserinin estetik ve insanı heyecenlandıran özelliğinin bulunması gerektiğini, kimi ise sanat eserinin mutlaka bir fikre gönderme yaparak kavramsal olması gerektiğini savunabilir. Sanat toplum veya kişinin kendisi için yapılabilir. Kant’a göre sanatı sadece dahi kişi ortaya çıkartabilir. Hegel’ e göre ise sanat doğadaki güzelliklerden üstündür. Munir Nurettin Selçuk, Mozart, Bethoven, Matisse, Leonarda da Vinci, Monet, Millet, Shakespeare, Dostoyevski, Tolstoy, Sabahattin Ali, Osman Hamdi Bey, Neyzen Tevfik, Namık Kemal, İsmail Dede Efendi DEVAMINI OKU »
Yarın Işıl ile birlikte ,17 Aralık 2010 Cuma günü “Turizme Yön Verenler” konferans zincirinin 7. durağı , Mengen’ deki Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mengen Meslek Yüksekokulu’nda olacağız.
Konferans Ana Başlıkları;
• Turizmin gerçekleri ve sektörün alt yapı sorunu,
• Meslek, dernek ve federasyonlarının çalışmaları,
• Türk mutfak kültürün devamı tanıtılması ve yöresel yemeklerin turizme katkıları,
• Aşçılık meslek yüksek okullarında ki eğitim,
• İş teknikleri, başarının yolu,
• Turizm de yöresel yemeklerin önemi,
• Mengen’nin aşçılık mesleğindeki yeri ve önemi,
şeklinde olacak.
Sabah erkenden yola çıkıp aynı gün dönmeyi planlıyoruz. İzleyenler arasında bir çok aşçılık öğrencisini görmeyi umuyorum. Mevcut durumun pek de iç açıcı olmamasını konunun uzmanlarının doğru işlere imza atamıyor olmasının sebep olduğunu söylemek de olacağı için, umudumuz yeni nesildedir. DEVAMINI OKU »
Simidin yapılışını izlemek isterseniz burayı TIKLAYIN.
Simitin İstanbuldaki satış fiyatı 1TL olacakmış. Hani fakirin, öğrencinin can simidi olan simit bu. Ekmek arası tavuk döner ve ayran da 2,5 TL. Ya ekmeğin arasındaki döner değil veya da simitin içinde altın gizlemişler. Mantık hataları dolu anlayacağınız.
Fakirin yiyeceği denerek küçümsenip önemsenmeyen simit son yıllarda değişim geçirdi. Kimi pazarlama ve marka uzmanları! yüzyıllardır bilinen simidi aldılar ve saraylarda! satmaya başladılar. İlk olarak bu işi yapan saraylar bu işten çok para kazandılar. Sonra her köşe başında mantar gibi bitiveren sarayları gördük. İngilizce’ ye “Turkish bagel” olarak çevirme sivri zekasını gösteren kişinin alnını karışlamak gerekiyor. Toplam 5 harften oluşan “simit” kelimesini her dile aynı şekilde yaymak varken Türk halkası diyerek yabancıların hafızasında nasıl bir iz bıraktığını da ayrıca düşünmek, sormak ve yazmak gerek. Zaten kendi kültürünü bilmek, tanımak ve tanıtmak dururken her kelimesinin başına ingilizce bir kelime ekleyerek “avrupai” olduğunu sanan insanların ruh halini de ayrıca irdelemek lazım.
Yetki sahibi olan ama mutfak ve yemeklerimiz hakkında bilgisiz yöneticilerin elinden çıkan yasalar ve kanunlarla değerlerimizi tanıtamıyoruz. DEVAMINI OKU »




