-Reklam-
Yemek programları yöresel yemeklerimizi katlediyor!!!
Tarih: 28 Ağustos 2010 - 151 kez okundu. - Yorum: 0

Ramazan ayı gelince nedense hep çocukluğum ve eskiden yaşadığımız günler aklıma geliyor. Bu haftaki yazım içinde şimdiki Ramazanlara ait güzel bir şeyler anlatmayı istedim, ancak hiçbir şey aklıma gelmedi. Televizyonlardaki yeni nesil reklamlarda gazlı içecekler ile kurulan iftar sofralarının çocukların beynine işleniyor olmasından mı bahsedeceğim? Veya dünyanın en eski hazır çorbası olan tarhanayı bilmeyen nesillere içirilen, içinde katkı maddesi olan hazır çorbalardan mı?… İnsanların bayram veya seyranlarda birbirlerini ziyaret etmek yerine cep telefonlarından hazır mesaj göndermeleri de bahis konusu olabilir elbette. Ananelerimizden, gelenek ve göreneklerimizden çok uzaklaştık, kendimize yabancılaştık. Hoşaflarımızı unuttuk, siyah gazlı içecekler ile oruç açar olduk. Ben bu medeniyet adı altında Batı’ya özenmeyi, sahip olduklarımızı yok saymayı, kendi kimliğimizden uzaklaşmayı hiç sevemedim, sevmeyeceğim de…

Bir de bunlara son yıllarda tüm televizyon kanallarının ilgi gösterdiği yemek programları ekleniyor. Bu sene çeşitli kanallarda yayınlanan yemek programlarında gençler yılların yöresel yemeklerini kendi yorumlarını katarak sunuyorlar. Daha da kötüsü “Bu da benim yorumum” deme cesareti gösteriyorlar. Örneğin geçen gün bu programların birinde yemek yapan kişi Karadeniz yöresinin meşhur “Laz böreğini” hazır börek yufkası ile aslına uygun olmayan biçimde yaptı. DEVAMINI OKU »

Çocukken tekne orucu tutardık…
Tarih: 23 Ağustos 2010 - 162 kez okundu. - Yorum: 0

Çocukluğumda, henüz apartmanlar mantar gibi hızlı bir şekilde ortalığa yayılmamış iken, geniş bahçeler içinde müstakil evlerde yaşanırdı. Evin oğlu evlendiği zaman evin bir odası yeni gelin için döşenirdi. Tüm aile bireyleri büyük sofralarda beraber yemeklerini yerlerdi. Geniş bahçenin içinde kurulan sofrada söz her zaman annenin olurdu. Kayınbaba ise gelinlerle muhatap olmazdı. Bu evlerde en çok eğlenen ve sefa süren çocuklar olurdu. Babaanne ve anneanneler türlü fedakârlıklarla zamanlarının büyük bir kısmını torunları için harcarlar ve büyük bir sabırla onları büyütürlerdi. Ben de anneannem ile kısa da olsa, çok güzel hatıralarla dolu, unutamadığım zamanlar geçirdim.

Kalabalık ailenin içinde çocuk olmak çok güzeldi. Ramazan ayı boyunca evdeki büyüklerin telaşı, koşuşturmaları, yemek vaktine yakın mutfaktaki hazırlıklar bize oyun gibi gelirdi. Ramazan ayı gelmişti ve evimizdeki büyükler oruç tutuyorlardı. 5 veya 6 yaşımda iken, ben de oruç tutmak istiyordum, ancak annem ve babam çok küçük olduğumu söyleyerek bu isteğime izin vermediler. DEVAMINI OKU »

Ramazan yemekleriniz az ve öz olsun
Tarih: 15 Ağustos 2010 - 91 kez okundu. - Yorum: 0

Eskiden büyüklerimiz, “1 çeşit zeytin var sofrada, diğer yeşil zeytinin işi ne?” derler ve fazla gördükleri yiyecekleri sofradan kaldırtırlardı. Böylece Ramazan sofralarımız olabildiğince sade bir hale gelirdi.

Küçükken bunun sebebini anlayamazdık, ancak Ramazan ayının, oruç tutmanın anlamını kavradıkça biz de çocuklarımıza aynı öğütleri verir olduk.

Bu sıcak yaz günlerinde herkese hayırlı Ramazanlar dilerim. 2-3 senedir Ramazan ayının sıcak havalara rastlaması sonucu insanın sabrı ve dirayet gücü biraz daha önem kazandı. Artan şehir nüfusunun büyük bir bölümünün binalar içinde veya masa başı işlerde çalıştığını ve güneşin kavurucu sıcaklarından korunmasının mümkün olduğunu düşünsek de ne yazık ki güneşin altında çalışmak zorunda olanlar için nefis terbiyesi biraz daha zor olsa gerek. Ancak büyük bir sabır ve inançla oruçlarını tutarlar, tutmaya çalışırlar. DEVAMINI OKU »

Sitemizde 5 yıl önce yaptıklarımız artık televizyonlarda moda!
Tarih: 12 Ağustos 2010 - 100 kez okundu. - Yorum: 0

Bundan 5 sene evveldi.
İnternet üzerinden canlı yemek programı yaparak bir ilki başarmıştık. Daha sonra videoları anlık izlenebilir olmaktan çıkarıp, devamlı izlenir hale getirmeye karar verdik. 3,5, 10,50 derken şu anda sitemizdeki videolar 1000′ lerle ifade edilen rakamlara ulaştı.
Sitemizi uzun süreden beri takip edenler bilirler. İlk 4 sene Ramazan ayı boyunca canlı yayınlarımıza devam ettik, ancak daha sonra teknik altyapı ile ilgili konulara destek olan kimseler çıkmayınca bıraktık.
Canlı yayın devam etmese bile, yemek çekimlerimize devam ettik.
Torunum Doruk siteyi açtığımızda 2,5 yaşında idi, şimdi ise 7 yaşına girmek üzere. Site ile birlikte o da büyüyor.
Sitemizi takip eden sizlerden gelen ortak yorumlar, yemek tariflerimin bulunması kolay malzemelerle uygulanabilir olması yönünde. Zaten benim de vermek istediğim mesaj bu idi, demek ki doğru yerlere gidiyor ve doğru algılanıyor. Tüm bu veriler ise yaptığım işin doğru olduğunu gösteriyor.

Aksi halde aşağıdaki yanlış yapanları eleştirmeye hakkım olmayabilirdi:

- Yemeğin ismi havalı (genellikle bu isme daha da havalı olsun diye yabancı kelime de eklenir) diye ülkemizde bulunmayacak, pahalı yurtdışından gelen malzemelerle dolu olan yemek tarifi yazıp altına imzasını atanları,
-İsmi-cismi meşhur olduğu için yazdığı yemek kitabı satar mantığı ile yemek kitabı çıkartanları,
- Yılların ceviz reçelini en az 25 günde hazırlayabilen anneleri yavaş bulmuş olan yeniyetmeler, aynı ceviz reçelinin 1 haftada yapıldığını yazıp köklü yemek kültürünü basite indirgeyenleri,
- uydurma tariflerin olduğu yemek kitabı çıkartabilme küstahlığını gösterip daha sonra da televizyonlar da o kitabın tanıtımını sırıtarak yapanları
- Daha bir nesil önce annanelerimizden gördüğümüz mutfak bilgilerini sanki “Amerika’ yı keşfettim” edası ile ilk kez ekranlarda sunma çabasında olan cahilleri …
İşte tüm bu hataları sadece iki satır kalem oynatmak uğruna yapanları eleştiriyorum. Yemek kültürümüz hakkında söz sahibi olması gereken gerçek aydınlar sussalar dahi, ben yapılan yanlışları söylemeye devam edeceğim, doğrusunu göstererek tabi… DEVAMINI OKU »

Hülya Erol’ un kaleminden Ramazan’ı karşılama yemekleri
Tarih: 7 Ağustos 2010 - 158 kez okundu. - Yorum: 0

Ramazan’da bir ay boyunca sizlerleyim. Kızım Işıl ve ben, Türk damak zevkine uygun yemekleri birlikte hazırlayacağız. İftar ve sahur için iki ayrı menü vereceğiz.

Salı ilk sahur, çarşamba Ramazan 1. İlk hafta açılışı tavuk suyuna şehriye çorbası, sebzeli güveç ve güllaç sarması ile yapıyoruz. Sahur için ise patatesli börek tarifi var. Günlük yemek menümüzü de mutfağınızın bir köşesine asmayı unutmayın.

Ramazan ayı boyunca her hafta sizlerle eskiden geçirdiğimiz Ramazan aylarını paylaşmaya çalışacağım. Eskiden Ramazan ayı boyunca 10-12 kişinin yemek yiyebileceği büyüklükte çapı en az 120�130 santim olan “sofra” denilen tahta yer tablasında iftar açılırdı. Sofra, 35-40 santim yüksekliğinde, açılıp kapanan dört ayaklı tabla altlığının üzerine oturtulurdu. İftar vaktinden önce tüm çocukların karnı doyurulurdu. Yaşlılar oruçlarını hurma veya zeytin ile açtıktan hemen sonra evde toplu namaz kılarlardı. Namaz bittikten sonra sofraya dönüp yemek yemeye devam ederlerdi. DEVAMINI OKU »



Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!


© Tüm Hakları Saklıdır - Kaynak belirtmeden alıntı yapılamaz! Türkiyenin ilk yemek televizyonu resmi blogudur.
Blog yazılımı'nı açık kaynak kod kullanıyoruz, lisansı burada. Geliştiren : Fatih Toprak.