Aşçılar Festivalinin birincisi o dönemin Bolu Valisi Adnan Devecioğlu ve Mengen Kaymakamı A. Cafer Akyüz ve öngörüsü yüksek üstat rahmetli Aydın Yılmaz’ ın gayretleriyle kutlanmaya başladı. Ve geçen sene festivalin 25. yıldönümü idi. Ancak ne yazık ki, çeyrek yüzyılı geride bırakan bir festivale hiç de yakışmayan bir kutlama gerçekleşmişti. Yine aynı yüzler sahnede idiler aynı konuları konuşuyorlardı.
Rahmetli Aydın usta ve bir iki arkadaşı festivalin yapılmabilmesi için çok emek harcamışlar , ancak aradan geçen 25 yılda bir arpa boyu bile yol katedilmemiş olması çok üzücü. Egolarını yenememiş her yaştaki kişiler aşçılık mesleğinin menfaatlerini bir kenara bırakıp şahsi menfaatlerini ön plana çıkartmaktan da hala yorulmamış görünüyorlar.
Onlarca aşçılık derneği kurulmuş, daha sonra bu dernekleri aynı çatı altında toplayan bir de federasyon kurulmuş. Hatta geçen sene bu federasyon “milli” olma özelliğini de almış. Türkiye’ nin aşçılık federasyonu olarak üzerine düşen pek çok işin de sorumluluğunu üstlenmiş bulunmaktadır. Ancak federasyon ne yapmaktadır? Birşeyler yapılıyor da biz mi farketmiyoruz ! Türkiye Aşçılık Federasyonu’ nun merkezi İstanbul iken, federasyon başkanı Ankara’ dan biri olur olmaz ofis kapatılmış ve işler Ankara’ dan yürütülmeye başlanmıştır. DEVAMINI OKU »
22 Mayıs 2010 Cumartesi günü Haliç Kongre Merkezinde, TÜRES’ in kongresindeydim. Güzel bir seçim gerçekleşti. Beni heyecanlandıran bir konu Temmuz ayında yapılması planlanan 2. Lezzet İstanbul Festivalinde 2010 çeşit yemeğin yapılacak olmasıydı. Tüm üyeler büyük bir heyecanla bu etkinlikte görev alacak ve çok güzel bir sonuç ortaya çıkacak. Temmuz’ da buluşacağımız 2010 çeşit birbirinden lezzetli yemeklerde buluşmak dileğiyle…
Aşağıda genel kurul ile ilgili basın bültenini okuyabilirsiniz:
TÜRES (Tüm Restoranlar, Lokantacılar ve Tedarikçiler Derneği) 4. Olağan Kongresi, 22 Mayıs Cumartesi günü saat 11.00’de Haliç Kongre Merkezi Lale Salonu’nda gerçekleştirildi. Kongre öncesinde TÜRES Yönetim Kurulu Üyeleri, İşiBürokrasi dünyasının önemli katılımcıları ve TÜRES üyelerinin eşlik ettiği kokteyl düzenlendi.
DEVAMINI OKU »
Mustafa Balbay’ ın kaleminden çıkmış olan, Türkçe ve önemi ile ilgili aşağıdaki yazıyı paylaşmak istedim .
İkinci Dünya Savaşı sürecinin gerilimli günlerinde Almanlar Alsas bölgesine el koyar. Fransız ağırlıklı bölgede aldıkları ilk karar şu olur:
“Yarından itibaren okullarda Fransızca eğitimin kaldırılması!”
O gün ders veren Fransızca öğretmenlerinden biri öğrencilerine şöyle seslenir:
“Çocuklar bugün çok üzgünüm. Bu, son Fransızca dersim. Sizden istediğim dilinizi kesinlikle unutmamanız. Hangi esaret zinciri altında olursanız olun, dilinizi unutmadığınız sürece, anahtar sizin elinizde demektir.”
Dil, bir ulusun varlığını sürdürmesinde en önemli unsurlardan biri.
Avrupa’nın doğusu ile batısı arasında sıkışıp kalan Polonyalıların, tarihte yüzlerce yıl devlet kuramamış olmasına karşın, ulus olarak ayakta kalmasında en önemli etkenin dilini unutmaması olduğu söylenir.
Türkçemizin Anadolu’daki ilk kilometre taşlarından biri 15 Mayıs 1277′de, bundan 733 yıl önce Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçeyi yönetim katlarının başlıca dili ilan etmesidir. DEVAMINI OKU »




