-Reklam-
Bir nefes almak için karda bisikletle düştük yollara…
Tarih: 19 Şubat 2010 - 184 kez okundu. - Yorum: 1

Biraz nefes almam gerekiyordu. İstanbul artık Şair Orhan Veli Kanık’ ın “İstanbul’ u dinliyorum gözlerim kapalı” şiirinde yazdığı gibi gözler kapatılıp dinlenemiyor. Şiir çok güzel ancak şiirde bahsi geçen İstanbul’ u çeşmeleri, ağaçları, tertemiz denizi, beyefendileri ve hanımefendileri var iken yaşamak şimdiki İstanbul’ u solumaktan çok farklı olsa gerek. Artık1970′ lerde çevrilen Türk filimlerindeki manzaraları bile kaybetmiş bir şehir var bizi boğan. Gün geçtikçe de daha fazla sıkışıyorum. 1980 sonrasında talan edilen ve eşkıya vari insanların cirit attığı koca bir şehre dönüşmüş durumda.

Her konuda değişimin yaşandığı o dönemin sosyolojik etkilerini yazacak değilim elbette. O etkileri zaten her gün trafikte görebiliyoruz. Kendi memleketinden para kazanmak uğruna büyük şehre göç etmiş ve çalarak çırparak mütehatlik yapıp çok para kazanebildiğini görmüş ve varlığını sadece maddi şeylerle gösterebileceği şeyler edinmiş birini ele alalım. Asaletten bihaber olarak yaşayıp, ki sonradan görme deniyor bu tip kişilere halk arasında, arabasını yolun ortasına ( mecazi değil gerçekten arabaların geçtiği yolun ortası) park edip rahatlıkla arabasından inen bu kişi tabii ki siz kırmızı ışıkta beklerken sırıtarak yanınızdan geçer, kurukta beklerken sıranızı çalar, kaçak gecekondu yapıp kaçak elektrik kullanır veya kaçak yapılaşmayı oy uğruna destekler, süt diye süttozu satar, yoğurt diye sulu beyaz kıvamda bir şey satar, katkı maddeli gıdalar üretir, yapar da yapar…Yani bu tip insanlar o kadar çok ki, boğulduğumu hissediyorum bu şehirde.

Gözlerimi kapamak şöyle dursun, geçen gün Kadıköy’ de yayalara yeşil yanıyor iken karşıdan karşıya gegeçerken, kendisine hala kırmızı ışık yanmakta olan taksi son devirde arabayı hareket ettirdi. Saniye farkı ile bana çarpmadı. “Sonra arabadan inen taksici kibarca benden özür diledi” demem gerekirdi aslında değil mi!…Tabii ki özür dilemedi, hatta bağırdı yavaş yürüdüğüm için, daha nasıl hızlı yürünebileceğini sormak aklıma gelmemişti maalesef.  İşte o anlarda medeniyetin ne anlama geldiğini de daha iyi anlıyor insan. Kocaman bir şehire gelmiş ama kendini yetiştirememiş cahillerin yoğun olarak barınmaya çalıştığı bir yer İstanbul. O yüzden gözlerimi kapamak bir yana İstanbul’ da ise insan gözlereini kırpamıyor bile. Her an bir cahil veya eğitimli maganda karşınıza çıkıp ezebilir insanı. DEVAMINI OKU »



Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!


© Tüm Hakları Saklıdır - Kaynak belirtmeden alıntı yapılamaz! Türkiyenin ilk yemek televizyonu resmi blogudur.
Blog yazılımı'nı açık kaynak kod kullanıyoruz, lisansı burada. Geliştiren : Fatih Toprak.