www.AnnemMutfakta.TV
Anne ve baba’nın en değerli varlığı evlatlarıdır. Onları sağlıklı ve güvenli bir ortamda büyütmek isterler. Anne baba olmayı biz insanoğluna kimse öğretmez. Bir bakarsınız anne baba olmuşsunuz . Anneler hamilelik sürecinde, içgüdüsel olarak yaşayarak, bazen de zorlanarak öğrenir. Karnındaki çocuğunun doğal gelişimini yaşayarak evladı ile iletişim kurar ve ikisi birlikte büyür aslında. Babalar bu devrede doğal olarak duygusal bir gelişim yaşayamazlar. Çocuğu doğduktan sonra onu kucağına alan baba, o andan itibaren ilk duygusal yaklaşmada bulunur veya daha sonraları gerçek iletişime geçerler. Doğanın kanunu bunu gerektirir.
Aileler çocukları evde iken onları sağlıklı beslemeye özen gösterirler. Ailenin kültürü, geleneği, alışkanlıkları , gelir durumu veya tahsil durumu beslenme şeklini belirler. Ancak çocuklar okul çağına gelip evden çıktığı zaman beslenme alışkanlıkları konusunda daha dikkatli davranmak gerekir. DEVAMINI OKU »
Eskiden ev hanımları mutfakta geliştirdikleri yöntemler ile aile bütçesine büyük katkı yapardı. Özellikle evde hazırlanan gıdalar sayesinde, gözle görünmeyen ancak hesap çıkarıldığında cebimizi koruyan büyük tasarruf sağlanırdı.
Kadınların çalışma hayatına girmesi ile zaman darlığı bahane edilerek gıdaların evde hazırlanması konularına gereken önem verilmemeye başlandı, hatta bu konu unutuldu. Batı özentisi ve tüketim toplumunun kölesi olma hali pek çok insanı sahip olduğu kültüründen neredeyse utanır hale getirdi. Kendi kültürünün zenginliğinden bîhaber olan gençler, pirohi (huluçka) dururken ravyoliyi (İtalyan mantısı ravioli), erişte dururken Çin makarnasını bilir oldular. Evlerde pişen sebzeli sulu pilavlar unutuldu, onun yerine rizotto yemek matah bir şey sanıldı. Şerbet ve şuruplarımızın bir kenara itilip, gazlı içeceklere bağımlı hale gelinmesini de unutmamak lazım.
Ev hanımlarının mutfakta yiyecek saklarken kılı kırk yararak geliştirdikleri yöntemler, onlara besinlerin her kısmının da değerlendirilebileceğini öğretmişti. Sınırlı imkânları ile geçinen ailelerde annelerin mutfaktaki tasarımları ve israfı önlemek için geliştirdikleri yemek çeşitleri büyük oranda gıdaların çöpe dökülmesini de engellemiştir. Taze sağılmış sütün her damlası yoğurt, tereyağı, peynir olarak değerlendirildiği gibi, bayat ekmeklerin çeşitli gıdalarla birlikte pişirilerek (tirit çeşitleri) yemek olarak yenmesi ve çöpe atılmamasını örnek olarak verebiliriz. DEVAMINI OKU »
Yıllardır her gün geçtiğimiz yol kenarındaki tarlayı kısa bir süre önce farkettim. Dişlerimde sorun var ve bir süredir liseden arkadaşım Beste’ nin muayenehanesine gidiyorum. Birkaç dişimin ufak tefek işlerinden sonra, o gün, yani bu tarlayı farkettiğim gün, bir dişimin çekilmesine gelmişti sıra. Oldukça zorlu bir çekimdi. Dişim çekildikten sonra dönüş yolunda etrafıma bir başka gözle bakmış olmalıyım ki, otobanın hemen yanındaki koskoca tarlayı da ilk kez farkediyordum. Bir sonraki dişçiye gidişimde tarlayı inceleyip fotoğrafını çekmeye karar vermiştim. O gün bu gün işte. Arabayı tarlanın bir ucuna doğru giren yolda park ettim. Tarlanın bir kaç fotoğrafını ve video görüntüsünü aldıktan sonra tahta barakalarda sebze satanların yanına yöneldim. Arkasınra Türk bayrağını asmış olan amca beni görünce bir şey alacağımı zannederek tezgaha yanaştı. Ben tarlanın onlar tarafından ekildiğini öğrenince sorularımı arka arkaya sıraladım. Nasıl oldu da İstanbul’ un göbeğinde böylesine büyük bir arazi binasız kalabildi diye merak ediyordum ki arsanın çok yakın bir zamanda satıldığını ve büyük bir inşaat şirketinin kocaman binalar dikeceğini öğrendim.
Ama beni asıl ilgilendiren bu tarlada yetişen onca sebzenin ne olduğu idi. Tezgahta sergilenen sebzelerden bazıları şalgam, turp, pırasa, roka, maydanoz ve hatırlamadığım birkaçı idi. DEVAMINI OKU »
Eskiden evimizin bahçe kapısının mutfağa en yakın olan yerinde 3-4 kuyu açılırdı.
Birinci kuyu 40-50 santim eninde ve derinliğinde, diğeri 60-70 santim eninde ve derinliğinde, bir diğeri de 80-80 santim olarak hazırlanırdı. Açılan kuyulardan çıkartılan topraklar bir kenara konur, içlerine çuval kumaşı serilirdi.
Tahta parçaları kenarlara özenle yerleştirilir ve kuyuların içine pırasa, lahana, turp, şalgam, mor ve sarı havuçlar doldurulurdu. Sonra üzerine yeniden tahta parçaları yerleştirilir ve en üst bölüme çuval kumaşı serilirdi. Çuval kumaşının üzerine de özel bir karışım yerleştirilir ve hepsi tahta parçası ile kapatılırdı. Sonrasında, bu düzeneğin yan taraflarına kuyu içinden yiyecek alırken tutamak görevi görmesi için özel saplar çakılırdı.
Biz çocuklar için pencerede oturup bu kuyuların açılmasını seyretmek, büyük bir eğlence olurdu. DEVAMINI OKU »
Çok eskilerde, yeni yılı karşılarken, ailecek , kalabalık olacağından dolayı, büyük odalı ve rahat ısıtılan bir evde toplanılırdı. Yeni yıl için ortaklaşa yemekler hazırlanır, yemeğin ardından da ud veya kanun çalan babalarla birlikte güzel sesli annelerin söydediği fasıllarda şarkılarla,türkülerle eğlenilirdi.
Bir araya gelen akrabalar veya ahbaplardan kim en iyi neyi yapıyorsa onu yaparak ev sabibinin daha az yorulmasını sağlarlardı. Pek çok çeşidin bulunduğu lezzetli sofralar hazınlanırdı. Aklımda kalanlar, su böreği, zeytinyağlı barbunya pilaki, zeytinyağlı karışık sarma, peynir salatası, karışık salata…Bunlar ve dahası yeni yıl karşılamasında pişirilirdi. Sucuk ve evde hazırlanan pastırma sofrada olmazsa olmazlarındandı.
Çiftlikten gelen özel olarak beslenmiş, kuru yolum yapılarak tütsülenen hindi, kurulanarak doluma hazırlanırdı. Sonra hindi, annemin hazırladığı tavuk suyu ile pişirilen iç pilavla doldurulur ve yorgan iğnesine geçirilen iplikle dikilirdi. Hazırlanan büyük bir kazan içine konan özel sacayağı üzerine hindi yerleştirilirdi. Kazanın dibine hindinin değmeyeceği miktarda su konarak kazanın kapağı hamurla sıvanıp kapatılırdı. Kazanın altı önce harlı, sonra kışık ateş ve sonraları kor takviyesi ile başından ayrılmadan 4-5 saat veya hindinin büyüklüğüne göre 5-6 saat içinde pişirlirdi.
Kazan kapağı tamamen hamurla kapatılırken 1 santimlik bir kısmı açık bırakılırdı. Anneme nedenini sorduğum zaman; “fazla buharın çıkarılması için gerekli”yanıtını verirdi. Pişirme süresinde ara ara bu delik hamurla sıvanır, tekrar açılırdı.(Düdüklü tenceresinin buluş aşamasında , bu tekniğin ilham verdiğini düşünüyorum.) DEVAMINI OKU »




