-Reklam-
Cumhuriyetimizin 86. Yılını Kutluyoruz, Ne Mutlu Türküm Diyene
Tarih: 28 Ekim 2009 - 80 kez okundu. - Yorum: 0
Cumhuriyet Bayramı

Üzerimizde oynanmaya çalışılan oyunlar o kadar arttı ki , özellikle de şu son günlerde…Bir oyunları sökmeyince diğerine geçiyorlar hiç zaman kaybetmeden. Ortaya sürülen bu oyunlar sonucunda topluma geçmişi unutturulup yanlış bilgilerle yeni nesilleri donatmak amaçlanıyor belki de. Hele bir açılım fiyaskosu var ki, “açıl susam açıl” denince açılmayan cinsten. Bu ülkenin ne zorluklarla kutlulduğunu, topraklarımızın şehit kanları ile sulandığını, anaların bebeklerinin üzerindeki örtüyü mermilerin üzerine serdiğini çoktan unutanlar için belki geçmiş önemli değildir, ancak yurdunu seven çoğu kişi için hala o günler unutulmadı.

Canı uğruna bu vatanı bizler için kurtarmış olan atalarımıza saygı için yurtdışından getirilenlerin karşılanma törenlerini asla affedemeyiz. Ve dahası bundan 100 yıl evvel Osmanlı’ yı parçalayıp bölen yabancı devletler Atatürk ve onun askerleri ile karşılaştıkları için bu emellerini gerçekleştiremedilerse de, aynı ütopyayı günümüzde de sürdürdükleri için bu defa kendileri değil besledikleri teröristleri üzerimize salıyorlar ve Türk insanı canını vermeye devam ediyor. Ve son günlerde yaşanan ve herkesin içini acıtan karşılama törenleri sanırım en fazla çatışmalarda kayıp vermiş gazilerimizi üzüyor…

Bu vatan kolay kazanılmadı, Cumhuriyet kolay kazanılmadı. Ne Mutlu Türküm Diyene…

İşte ,*’BİR GAZİ’NİN KALEMİNDEN*

*………… ili kırsalında teröristlerin dur ihtarına ateşle karşılık
vermesi sonucu çıkan çatışmada …. güvenlik görevlisi şehit oldu. *

*Ya da; *

*………… ilinde devriye görevini yerine getiren …….. aracına açılan
ateş sonucu ……… güvenlik görevlisi şehit oldu.Ya da *

*Ya da; *

*………… ili kırsalında teröristlerce döşenen mayının patlaması sonucu
….. asker yaralandı.*

*Bu nasıl başlar biliyor musunuz? * DEVAMINI OKU »

TRT-AVAZ Kanalında “Çeyiz Şov” Programındaydık
Tarih: 25 Ekim 2009 - 177 kez okundu. - Yorum: 7

Bu hafta TRT Avaz kanalında yayınlanan Çeyiz şov programına Gurme jüri üyesi olarak katıldım. Programda, Türkiye ve Türk Cumhuriyetlerinden katılan, birbirinden renkli ve marifetli 5 genç kız her gün biri yeteneklerini sunarak, birbirleriyle yarışışması ve birinin ödülü kazanması üzerine hazırlanmış.
Genç kızlar yarışmada yöresel yemek yapmaktan,yöresel ev dekorasyona, şarkı söylemekten dans gösterisine kadar birçok hünerlerini sergiliyorlar.
Çeyiz Show`un esas amacı Türkiye ile Türk Devletleri arasında bir kültür köprüsü oluşturmak. Programda kızlarımız kendi aralarında da kaynaşarak, arkadaşlık kurumaları ve kültürler arası dayanışmanın sağlanması amaçlanıyor.

Yarışma üç aşamadan oluşuyor.
İlk aşamada yarışmacı mutfakta kendi ülkesine ait özel yemekleri, tatlılar hazırlıyor ve yayında uygulamalı pişirip ikram ediyor, Ardından da özel olarak hazırlanmış bir bölümde salon ve yatak odasını kendi istediği tarzda dekore ediyor. Üçüncü ve son aşamada ise genç kızlar özel yeteneklerini sergiliyor. Bu bölümde yarışmacının şarkı söylemesi, bir enstürman çalması, dans etmesi isteniyor . DEVAMINI OKU »

Ülkemizde pirinç tükendi de bir Amerikan pirincimiz eksikti!
Tarih: 22 Ekim 2009 - 136 kez okundu. - Yorum: 0

Aşağıdaki duyuruya bir bakın, şaka değil, gerçek!…

Amerikan pirinci ile Türkiye’ de yöresel yemek yarışması!

Ülkemiz tarım ülkesiydi hani? Nerede bizim pirinçlerimiz? Toprak mı oldu hepsi? Amerika’ dan kasırga buralara geldi de pirinlerimizi uçurdu da vicdan azabı ile kendi pirinçlerini mi getirdiler veya? Aklı başında kafası çalışanların neler döndüğünü bildiklerini tahmin ederek satırları doldurmak istedim biraz da.

Aşağıdaki etkinlik ise pirinçlerin tanıtımının devamı… DEVAMINI OKU »

Ahilik geleneği ve bilmediklerimiz
Tarih: 16 Ekim 2009 - 70 kez okundu. - Yorum: 16

Öğlen vaktine doğru alışveriş için evden çıkmışsınız. Baharat almak için yanyana duran iki aktardan birine giriyorsunuz. 100 gr. kekik almak istediğinizi söylüyorsunuz kasadaki görevliye. Ve size şöyle karşılık veriyor: ” Hanımefendi, yanımızdaki komşu aktar bugün için hiç siftah yapmadı, bizdeki baharatlardaki kaliteyi bulabileceğinizi garanti ederim. Bu yüzden lütfen komşumuzdan alışverişinizi yapar mısınız?”…

Böyle bir şeyi duymak, şimdilerde masallardaki kahramanların konuşmaları gibi gelebilir kulaklarımıza. Oysa ki, bu tip olaylar eskiden pek çok kez yaşanırmış. “Ahilik geleneği” sayesinde , Türk toplumunu bir arada tutan saygı ortamı yaratılmış, kültürümüz bu gelenek yardımı ile zenginleşmiş ve nesillere aktarılmıştır.

Geçtiğimiz hafta 13-19 Ekim tarihleri arasında “21. Ahi Evran Anma Haftası” sebebiyle Kırşehir’ de etkinlikler düzenlendi. Ahilik ile ilgili çeşitli illerde paneller düzenlendi, konuşmalar yapıldı. Gazetelerden okuduğumuz kadarı ile, devlet büyüklerimiz de “esnafın birbirine bağlı ve kollayıcı olmasından dolayı krizleri atlattığı” konularına değinmişler. Ancak ne yazık ki herşey sözlerde, harflerin arasında kalıyor kanımca.

Esnafın kendi arasındaki bağı çok iyi bilmiyorum, ancak her yaptığım alış-verişte güler yüzüne veya samimiyetine inandığım bir mağazadan bir ürün alıp, sonrasında bozulması ve geriye döndüğümde o gülümseyen yüzün artık sonsuza dek gülmez maskesi takınma zorunluluğuna şahit olmak benim esnafa olan güvenimi sarsmıştır. Yazımın en başında verdiğim geçmişteki yaşanmışlıkları bıraktım, güler yüzlü, müşterisine saygılı ve onu doğru yönlendiren, mağazasına mümkünse çin malı sokmamış olan bir esnaftan alışveriş yapsam ona şaşırır haldeyim.

Yani fikrimce, ahilik geleneğini bizler çoktan müzeye kaldırmışız. Geriye kalanlar sadece kelimeler. Esnaf arasında yaygınlaştırılan ve “Ahi Evran” tarafından bağlatıldığı var sayılan bir örgütlenme haline gelen ahilik geleneği, Türk toplumu arasında halkın “imece” usulü olarak iş yapmaya alışmasından dolayı yadırganmamış, aksine hızlı bir şekilde yayılmıştır. Gerçek adı “ŞEYH NASURİDDİN MAHMUD EL HOYİ ” olan “Ahi Evran” 1205 yılında Anadolu’ ya gelmiş ve Alaaddin Keykubat’ a ahilik geleneğini içeren fikirlerini sunmuştur. 30 yıl kadar kısa bir sürede ahilik tüm esnaf tarafından benimsenmiş ve yayılmıştır. Birlik içinde kenetlenen halk iş hayatında ahilik, sosyal hayatında imece usulü ile güçlenmesi çok normaldir. Bu kuvveti içerden bozukluk olmadıkça da dışardan kimseler çözemez elbette.

Oysa şimdilerde ne oldu da geçmişimizde , sadece 803 yıl öncesinden değil daha da öncesinden beri sahip olduğumuz değerlerimizi unutmaya daha kötüsü yok saymaya başladık. “Ahilik” kelimesini dahi duymayan yeni nesilden çocuklarımızın olabileceği ihtimali dahi insanı üzmeye yeter. Ve maalesef özellikle iş hayatında görünen odur ki, herkes yaşına veya tecrübesizliğine bakmadan, sadece adı meşhur okullardan mezun olduğu için kendisini hayat bilgini sanıyor. Kendisinden yaşça büyük belki de ömrünü aynı işe adamış olan büyüklerine saygısızlık eden, burun kıvıran ve yaptığı bu saygısızlığı dahi batılılaşma olarak algılayabilen yaşı küçük nesillerimiz maalesef sayıca artmaktadır. DEVAMINI OKU »

Turgut Özakman’ ın Senaryosunu Yazdığı “Dersimiz Atatürk” Filmi
Tarih: 1 Ekim 2009 - 165 kez okundu. - Yorum: 1
Dersimiz Atatürk

Dersimiz Atatürk

Bugün Uğur Dündar’ ın ana haber bülteninde filimle ilgili haberini izlediğimde ” nihayet !” dedim içimden. Can Dündar denen bir kişinin kendi penceresinden bakıp yeterince göremediği için uydurduğu sahnelerle ve bilgilerle çekmiş olduğu filimden sonra nihayet gönlüme su serpen bir haber almış oldum.

Turgut Özakman “Mustafa” filimdeki hatalardan ve ulu önderimiz Atatürk’ e yapılan karalamalardan dolayı oldukça öfkeli idi. En güzel cevabı da bu filim ile verecek gibi görünüyor. Çekimleri şu anda devam etmekte olan filimin kamera arkası görüldüm kadarı ile ortaya çok güzel bir işin çıkacağını işaret ediyor. Yönetmenliğini Hamdi Alkan‘ ın , yapımcılığını Birol Güven ve Serkan Balbal‘ ın yaptığı “Dersimiz Atatürk” filminde Atatürk rolünü Halit Ergenç oynuyor. Diğer başrolü ise Çetin Tekindor üstlenmiş. Filim senaryosu özellikle çocukların anlayabileceği bir üslup ile yazılmış olması da ayrıca sevindirici.

Daha önce yapılmış, saçmalıklarla ve uydurma hikayeler ile dolu olan filimde ATATÜRK’e utanmadan  ve yüzsüzce  “ Yemek yemeyi seven , hep sarhoş gezen,sarhoş olunca ağlayan, kadın düşkünü… …” iftirası yapan hayalperest ve ruhunu şeytana satmış olan şahıs ( şahıslar) da umarım “Dersimiz Atatürk” filminden çok ders alır.

Ruhunu şeytana satmış , DEVAMINI OKU »



Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!


© Tüm Hakları Saklıdır - Kaynak belirtmeden alıntı yapılamaz! Türkiyenin ilk yemek televizyonu resmi blogudur.
Blog yazılımı'nı açık kaynak kod kullanıyoruz, lisansı burada. Geliştiren : Fatih Toprak.