-Reklam-
Kutu Süt Mü? Açık Süt Mü?
Tarih: 26 Şubat 2009 - 143 kez okundu. - Yorum: 3

Televizyonlarda veya gazetelerde bazı kişilerin margarini övmesini veya kutu sütlerin çok sağlıklı olduğunu söylemeleri beni şaşırtmış diğer yandan da üzmüştür.

Neticede bunları söyleyen var ise, onlara inanan da olacaktır. İnsan sağlığının hiçe sayılması, değerlerimizin kitle iletişim araçları kullanılarak yok edilmeye çalışılması her şeyin paraya endeklendiğini de açıkça ortaya koyuyor. Sitemizde her zaman margarinden uzak durun, veya güvendiğiniz mahalle sütçünüzden süt alın deyip durmuşumdur. Az önce okuduğum yazıyı da , konunun bilimsel boyutu ile ilgilenenler için de eklemek istedim.Çoğu zaman süt ile ilgili sorular gelmektedir. Veteriner Dr. Olcay Karaman konu ile ilgili gerekli bilgileri vermiş.


Kutu Süt Mü? Açık Süt Mü?

” Trakya Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Veteriner Dr. Olcay Karaman, son  zamanlarda UHT süt konusunda bazı televizyon kanallarında yayınlanan reklam kampanyalarını eleştirerek, bu reklamların süt tüketicilerini yanlış yönlendirdiğini ve süt üreticilerini olumsuz yönde etkilediğini belirtti. DEVAMINI OKU »

Hafta Sonu Annemin Ateşi 40 Olunca…
Tarih: 19 Şubat 2009 - 85 kez okundu. - Yorum: 1

Evet annemin ateşi bu hafta sonu 40 derece olmuştu, hemen hastahaneye gittik. Ateş düşürücü iğnenin ardından eve geldik . Doktor bir antibiyotik vermişti. ( Kullandığı kortizon, kolestrol, romatizma ilaçları bir yandan da ). İğneden sonra annemin ateşi de düşmeye başladı. Sonra arkasından güzel bir uyku ve 3 gün dinlendikten sonra kendisine gelebildi çok şükür.

Neyse ki önceden kayıt etmiş olduğumuz daha pek çok yemek çekimi var, onları her gün yayınlamaya devam ettik bu süre boyunca.

Ben niye mi bu yazıyı yazıyorum.
Annem hastalandığında bile sitesini merak ediyordu. Ne yorum gelmiş, üyelerimiz ne yazmış, iyleşeyim de cevap vereyim onlara dedi yatarken bile. Bu heyecan ve siteye, hiç görmediği site takipçilerine duyduğu sevgi her zaman beni şaşırtıyor. Duyduğu heyecan, video çekimlerinden önce eski not tuttuğu defterleri karıştırıp hazırlanması aslında sadece kamera arkasını değil, siteyi de canlı tutan bir durum. DEVAMINI OKU »

Sevgi 365 Günlüktür 14 Şubat Nedir ki!
Tarih: 13 Şubat 2009 - 151 kez okundu. - Yorum: 0

Günümüzde  kutlanmakta olan 14 Şubat , Sevgilier gününün ne zaman ve nasıl başladığını ve büğünkü duruma nasıl geldiğini biliyor muyuz?

Sevgililer Gününün duyulmasını ve çoğu insan tarafından kutlanmasını sağlayan şey Massachusetts’ den Esther Howland ilk sevgililer günü kartını basmasıyla oldu. 1847 yılında dantel süslemeli kartları seri halinde üretip, babasının kırtasiye dükkanında satmaya başladı. Kartları o kadar çok beğenildiki ticari hayatında iyi iş yaparak zengin emekli oldu. Sevgililer gününü ünlü yapan elbette ki sadece bu kart basım olayı değildi. Tarihçesi için roma dönemine putperest inancın hakim olduğu döneme bir göz atmamız gerekmektedir.

Bu durum, ülkemizde kapitalist sistemin etkisi olarak son 20 senedir yoğun olarak basında öne çıkartılan ( 80 sonrası değişen ve yozlaşan pek çok şey gibi ), mağazalar tarafından desteklenen, milyarlarca lira reklam parası harcanıp insanları daha fazla tüketici olmaya alıştıran , tamamen bizim kültürümüze aykırı olan bu yapmacıklığı dışlıyoruz.

Kökeninde putperestlerin başlatmış olduğu ayinleri her sene anmak isteyenler, ve bunu da sevgi günü ilan ederek bu oyuna kılıf uyduranların oyununa gelenler, sevgilisinden hediye bekleyip unuttuğu zaman da sevgilisiyle kavga edenler de sorgulasınlar bir kez daha “aslında ne için kavga ettiklerini“.

Günümüzde de nerden doğmuş olduğu pek az kişi tarafından bilinen, ve ülkemize sonradan sokulan yapay ve kültürümüzle tamamen uyumsuz bu tarihi kutlamıyoruz, kutlamayacağız, ve birilerinin zengin olması için cebimizden para akıtmayacağız ,
Çünkü sevgi 365 günlüktür. DEVAMINI OKU »

Geleneklerimizin Bizlere Verdiği Güç Hazinemizdir
Tarih: 11 Şubat 2009 - 71 kez okundu. - Yorum: 1

Bugün okuduğum bir yazıyı sizlerle de paylaşmak istedim. Yemek sitesinde bu konunun ne işi var diye düşünmediniz umarım! 3 yıldır sitemizde kültürümüze hizmet etmek adına verdiğimiz emekler elbette ki gelenek ve göreneklerimize bağlılığımızdan ileri gelmektedir. Ve bu bağlılığın bizden sonraki kuşaklara da aktarılmasını istiyoruz. Milletimizi bir arada tutan elbette ki köklü ve zengin kültürümüzdür. Bu kültürün içinde yemek, folklor, sanat, mimar, seramik veya el işlerine ve daha pek çok kültürel öge bulunmaktadır.
Bizi biz yapan kültürümüzdür. Bu yüzden kültürümüzü çok iyi bilmeliyiz, öğrenmeliyiz ve bilmeyen yeni nesle öğretmeliyiz. Aksi halde bize güç veren bu değerlerimizin gücünü farkeden düşmanlar hep tetikte beklemekteler. Son senelerde ve özellikle son günlerde ülkemizde olup bitenler elbette tesadüfen değildir. Mutlaka birileri bir yerlerde boş durmuyor çalışıyorlar. 2. Mahmut zamanında Patrik Gregorios’ un Rus çarına yazdığı mektup bu bağlamda önemli bir belgedir. Düşünmemiz ve çalışmamız gerekmektedir. Yitirip gittiğimiz pek çok şeyi yeniden gün yüzüne çıkartabiliriz.

General Ignatief’in Hatıralarından Patrik Gregorios’ un Rus çarına yazdığı mektup

“Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir. Çünkü Türkler çok sabırlı ve dayanıklı insanlardır. Gayet gururludurlar ve izzet-i nefis sahibidirler. Bu özellikleri de; dinlerine bağlılıklarından, kadere rıza göstermelerinden, geleneklerinin kuvvetinden, padişahlarına, komutanlarına, büyüklerine olan itaat duygularından gelmektedir. DEVAMINI OKU »

Hala Dışarda Kızartılmış Gıda Yemekte Israrcı mısınız?
Tarih: 10 Şubat 2009 - 108 kez okundu. - Yorum: 0

Daha çok yeni olan bu haberi annemin bir önceki yazısı ile direk ilişkili olduğu için günce sayfamızda yayınlamak istedim. Daha önce hızlı hazırlanan gıda (fast food olarak bilinir ) satışı yapan yerlerden birinde çalışan bir arkadaşım, halkın yediği yağda kızartılmış gıdalarda kullanılan yağların nerdeyse birkaç ay hiç değiştirilmeden kullanıldığını söylemişti, inanamamıştım. Ancak aşağıdaki haber de bize gerçeği gösteriyor sanıyorum. Dışarda yemek yemek zorunda kaldığımızda pek çok kez yeniden düşünmeliyiz …

Haber kaynağı : Hürriyet

Magnesol XL ile kullanılmış kızartma yağlarının renginin yeniden sapsarı yapıldığı ve tekrar tekrar kullanıldığı ortaya çıktı. Sloganları da hazır: ‘Kızartmalık yağlarınızı dökmeyin!

Kızartmalık yağlarınızı dökmeyin! Artık Magnesol XL var” sloganıyla fast food zincirlerine pazarlanan bu kimyasal, kapkara da olsa yanmış yağlara katıldığı anda rengi sapsarıya dönüştürüyor. Ayrıca, yanık yağ kokusunu da yok ettiği iddia ediliyor. Böylece, en fazla 3 günde bir değiştirilmesi gereken yağ, en az 9 gün kullanılabiliyor. Ancak, işlemin aynı yağ üzerinde defalarca uygulanması, sürenin 20 günlere ulaşmasını sağlıyor. DEVAMINI OKU »

Anneler Patates Kızartması Çok Lezzetli Ama…
Tarih: 4 Şubat 2009 - 146 kez okundu. - Yorum: 1

Bu aksam ana haberde Uğur Dündar’ın konuğu Prof. Dr. Erkan Topuz ile kanser hakkında konuşmalarını dikkatle izledim .Günümüzde artan kanser olaylarını konuştular.
Bende üyelerim için yazma geregi hissederek dinlediklerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Daha önce de Prof. Dr Erkan Topuz’ un kanser ile ilgili söylediklerini sitemizden sizlerle paylaşmıştık. Orda söylenenler de günlük hayatımız içinde yapageldiğimiz pek çok zararlı şeyi farketmemizi sağlamıştı aslında. En basiti, evlerde ayakkabı ile dolaşılmasının ne derece zararlı olduğunu anlatmıştı Topuz. ( Eski yazıyı burayı TIKLAYARAK okuyabilirsiniz)

Erkan Topuz, patates kızartmasının kolon kanserini tetiklediğini ve yenmemesi gerektiğini,  özellikle de çocuklarımız için hiç yararı olmadığının bilinmesi gerektigini söyledi. Kızartma yağını harlı ateşte ısıtıp birden atılan pateteslerin (diğer kızartmalar da dahil)yapısal bozukluklara ugradığı zararlı ve zehirli maddeler içerdiğini anlattı. DEVAMINI OKU »

Kültüre mi Yoksa Kendinize mi Hizmet Ediyorsunuz?
Tarih: 2 Şubat 2009 - 71 kez okundu. - Yorum: 0

Kültür değerlerine sahip çıkmak ve nesillere aktarmak çok zahmetli ve çok zor bir uğraşdır. Önce yazılı metinler, sonra yörede uygulayacak kaynaklar bulunacak ,derlenip toplanacak, sonra “Avrupa birliği fonlarına” başvuracaksınız! Bilgilerinizi önce onlarla paylaşacaksınız, sonra isterlerse size parasal destek verecekler ve siz konunuz üzerine araştırmalarınızı onların istediği biçimde hazırlayarak kitap serilerini çıkarabileceksiniz. Çoğu projenin de bu şekilde yürütüldüğünü ve sonuçlandırıldığını görmekteyiz.

Avrupa birliği bizim kara kaşımız, kara gözümüz için mi paraları veriyor hep düşünmüşümdür.
Bu fonlardan faydalanarak kültüre destek adına çıkarılan yemek kitaplarını da gördük. İmza olarak “STK” (sivil toplum kuruluşu) logosunu yerleştirdi mi tamamdır, doğrudur öyle mi? Yakın bir zamanda yine böyle bir kuruluşun vakfın desteği ile çıkartılmış bir yemek kitabına göz gezdirdim. Ve bu kitapta kültürümüz adına yapılan yalışları çok yadırgadım. Yanlışlıklar içeren kitap basılı kaynak olduğu için seneler sonraki nesillere de aktarılacaktır elbette. Seneler sonra bizim torunlarımız doğru yöresel yemek tariflerini yaparlarken, velev ki “81 İlin Yöresel Yemek” kitabını okuyup 152. sayfasına geldiklerinde diyecekler ki “siz yanlış biliyorsunuz bakın şu tarihte atalarınız kitap yazmışlar bu tatlı Kayseri’ nın değil Konya’nın “Nevzine Tatlısı“dır” diye ahkam keseceklerdir. DEVAMINI OKU »



Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!


© Tüm Hakları Saklıdır - Kaynak belirtmeden alıntı yapılamaz! Türkiyenin ilk yemek televizyonu resmi blogudur.
Blog yazılımı'nı açık kaynak kod kullanıyoruz, lisansı burada. Geliştiren : Fatih Toprak.