-Reklam-
Bir Eylül akşamı rastladım size…
Tarih: 29 Kasım 2008 - 131 kez okundu. - Yorum: 0

Yaz ayları okullar da tatile girdikten sonra, kimimiz yazlıklara kimimiz ise memlekete gideriz.

Hayatın güzelliğini doğa içinde yaşamak isteyen ve imkanı olan bazılarımız da, büyük şehirleri terk edip çoktan bir köye veya balıkçı kasabasına yerleşmişizdir. Veya pek çok insanın hayalini süslüyor da olabilir.

Ekmek peşinde koşmak zorunda olup hiç tatil yapamayanımızda vardır. Ama paraya ve işe ihtiyaç olmasa, içgüdüsel olarak tekrardan toprakla uğraşmaya, doğa içinde yaşamaya geri dönmeye can atacağımıza eminim.

Köylerde hava çok güzel ve yaşam rahat olsa idi tüm köylerimiz boşalmazdı elbette. Sabahın ilk ışıkları ile yaşam başlar köylerde. Sofrada yenen aş için tarladaki sebzeyi, ağaçtaki meyveyi toplamak, hasat yapmak, ekmek, biçmek vaktidir.

Peynir bakkaldan alınmaz, herkes kendi beslediği hayvanın sütünden , yumurtasından faydalanır. Süt anaların elinde yoğurda, peynire, kaymağa dönüşür. Hayvanlar da su ister, ot ister. Onlarla da ilgilenmek lazım gelir. Ve tüm bu işler haftada bir kez gidilen ilçe pazarında satılan ürünlerden kazanılan para içindir. Yaşam savaşıdır bunun adı. Onca emek, çalışma ve zor koşullarda geçen yaşantılar.

Tarım yapan bir toplum iken, ortaokulda okurken aynen bu şekilde öğrenmiştik, nasıl oldu da şehirli bir toplum olduk ki! Kendi köyümüzde dahi 30 senede ortaya çıkan değişime inanamazken, bundan 30 sene sonrası için içim yanıyor. Şu anda köyümüzde sadece yaşlılar var, gençlerin hepsi büyük şehirlerde. DEVAMINI OKU »

Fakir Baykurt’ tan Onuncu Köy
Tarih: 26 Kasım 2008 - 156 kez okundu. - Yorum: 2

Sitemize yeni yemek hazırlıklarımız devam ediyor, ancak bunu yansıtmıyorum şu anda. Yakında birtakım değişikliklerle, pek çok lezzetli yemeklerin videolarını izleyebileceksiniz.

Biraz soluk alalım istedim. Belki de ben soluk alamak istedim…Trafikte, tatilde , her yerde baş ucumda mutlaka okuduğum bir kitabım olur. Şu sıralarda okuyor olduğum kitaptan satırları sizlerle paylaşmak istedim. Yazım dili ve anlatımını çok beğendiğim Fakir Baykurt’ un “Onuncu Köy” adlı kitabından alıntı yapacağım. Fakir Baykurt’ un diğer bir kitabı “Yılanların Öcü” nü aynı adlı sinema filiminden hatırlayacaksınız. Elimde okuduğum kitap 1977 yılına ait ,6. basım.

Öykü bir köyde geçiyor. Köyün ağası Dunana, kız çocuğunu okula göndermek istememekte, okul öğretmeni ise tüm çocukların okula gelmesini istemektedir. Köy ağası Durana ve cami imamı köy halkının ortak malı olan topraklara çit çekmeye ve kendileri için sürmeye başlayınca köy halkı tarlaları bozuyor. Buna karşı Durana kızını okula göndermeye karar veriyor. DEVAMINI OKU »

Hazır baklava yufkaları helal gıda değil mi!
Tarih: 25 Kasım 2008 - 202 kez okundu. - Yorum: 4

Ramazan bayramı  Dikili’de hazırlıkları yaparken hava durumunda etkilenerek ellerim de şişlik ve ağrılarım artınca baklavayı kendim açamıyacağımı anladım. Ama Doruk “baklava baklava” diye sayıklıyordu.
Hamarat yazlık komşularım da, “beraber açalım” dediler, ama onlara da zahmetler vermek istemedim.

Hazır yufka alır yaparım diye düşündüm ve öylede yaptım. Ancak baklavaları tepsiye döşedikten sonra fırının bozulduğunu farkettim. Hemen çarşı fırınına götürdük. Kenarlarını yakmışlardı fırında. Yenilebilecek az bir kısım kalmıştı bize:)

İşte bu günlerde bana sorular gelmeye başlamıştı ; üyelerim benim hazır yufkadan baklava yaptığımı görünce şaşırmışlar. Hazır baklava yufkası açılırken daha ince açılması için , hamurun içine, sözde ” Domuz tüyü veya kılından üretilen sistein ” maddesi kullandıklarını, bunu ambalaj üzerinde yazmadıklarını, böyle bir uygulamanın olup olmadığı soruyorlardı. DEVAMINI OKU »

Zeytin meyvesinin suyu zeytinyağını kullanalım
Tarih: 23 Kasım 2008 - 151 kez okundu. - Yorum: 0

Pazar günü günlük  gazetelere göz atarken Vatan gazetesi’nin Pazar ekinde ilgimi çeken bir yazıyı okumaya başladım. Konu içeriği ve yazı başlıkları  beni hayretler içinde bıraktı. İşte yazı içindekilerden bazıları;


1-Zeytinyağının doymuş yağ oranı margarin kadardır. Zeytinyağında da doymuş yağ yüzde 14 mertebesinde , bu oran margarinde ise 12 ila 15 arasındadır.
2-Türkiye’de yıllık zeytinyağı tüketimi yaklaşık 1 lt dir.
3-İspanya ve İtalya’da ise 20lt yakındır.
4- Zeytinyağı tüketimiyle ilgili bir problemimiz yoktur.
5-Salatalarda sızma zeytinyağı kullanın.

Sızma yağında birtakım antioksidan aktiviteye sahip moleküller daha yoğun olarak vardır. Yağ komposizyonunda çok büyük değişiklikler yoktur… ” şeklinde devam ediyor.

Açıklamayı yapan kişi ise, Hacettepe Ün.Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı: Prof. Tansu Besler. DEVAMINI OKU »

Yarışma sona eriyor
Tarih: 21 Kasım 2008 - 72 kez okundu. - Yorum: 0

Nihayet son gün seyredeceğim bir daha asla böyle saçma sapan formatla hazırlanan bir programı sizlerde izlemeyin.

Naim bey alışveriş için çarşıya çıktı malzemelerini aldı. Malzemeleri alırken yapmış olduğu yorumlar doğru bilgileri içeriyor.

Mutfakta hazırlığa başladı Anadolu da bir çok yerde kışlık hazırlıklar için yarma ile yapılan çok özel ve güzel “Diş tarhanası”olarak bilinen bir çorba yapacak onun için ilk onu ıslatarak  başladı işe.

İkici olarak barbunya yapılışına geçti, doğru bir karar soğuması ve lezzetini bulması için demlenmeye,soğumaya  ihtiyacı olan bir yemeğimiz sizi alkışlarım  pişirirken, zeytinyağı kullandınız. DEVAMINI OKU »

Yarışmanın 4. günü
Tarih: 21 Kasım 2008 - 95 kez okundu. - Yorum: 0

Nesrin hanım’m günü.

Çok hamaratsınız maşallah,her an el işi yaparak güzel örtüler yapmışsınız ne güzel elinize sağlık.

Alışverişe çıkıldı  güzel gidiyor,  market sahibi yarıdımcı,kasabınız yardımcı,  helal olsun süper kavurmalık, sotelik et hazırladı size.

Mutfağa girdiniz  siz tecrübelisiniz Zeytinyağlı barbunya ilk önce bişirmeya başlamalıydınız soğuması lazım,heyecandan atladınız.

Pastayı hazırlamaya başlamanız olmadı terçih sizin ama neden yalancı tiramusu anlamadım (kedi dili biskivüsü) ile yapmadığınız için mi acaba?. DEVAMINI OKU »

Show Tv – Yemekteyiz, Yemektesiniz, Yemekteler !!!
Tarih: 18 Kasım 2008 - 219 kez okundu. - Yorum: 38

“YEMEKTEYİZ” adındaki yarışma programı ile bir alakamız ilgimiz YOKTUR. Lütfen ilgili yazımızı da burayı tıklayarak OKUYUNUZ.

Dün üyelerimiz de israrları ile show tv de yayınlanan  yemekteyiz yarışmasının bu haftaki yarışmacılarını izlemeye karar verdim.

Birinci gün ev sahibi hanım kızımız  Burcu hanım,

hazırlanırken ufak tefek hatalar yaptı olabilir derim, ama bir egeliyim dedi ve yemeklerde margarin kullandı. Bence büyük bir yanlış yaptı,  yemeklerde “Tereyağı” ağır olur  margarin kullanayım hafif olsun dedi.Çok yanlış bilgi uyarmalıyız Burcu hanımı:)))

Ben egeliyim dedi , gönül isterdi ki mutfağında zeytinyağını kullansın  ve sağlıklı olan leziz egenin zeytinyağının tanıtımına bir katkı yapsın ,ama Burcu sevmiyormuş zeytinyağını.

Bazı gençler sağlıklı beslenmeye dikkat etmiyorlar, yazılı ve görsel basın sağlıklı beslenme için çok güzel yayınlar yapılıyor izleseler hem kendilerine hemde sevdiklerine sağlıklı yemekler yaparak paylaşırlar.

Çok doğru bir hareket yaparak,Pilav için tencerede yanan yağı döktü aferin çok doğru yaptı. Yeniden yağ eriterek pilavı pişirdi.

Seyretdiğim proğramın içeriğini hiç beğenmedim, ortada yemek  ve nimetler var,itici ve saygısızca davranış ve mimikleri seyretmek zorunda bırakıldık, tenkit yapılsın formatdır denir ama ,saygı dahilinde olsun.

Bizlere seyretmeyin diyemezler kumandanız var başka kanala geçin diyerek sorumluluktan kurtulamazlar.
Evlerde gelişme çağında evlatlarımız var,sebze yemek istemeyen çocuklar var kötü örnek oluyorlar,yapımcıların hiç yetişen çoçuk yakını yok mu,hırs insanın gözünü mu kör ediyor ayıptır,günahtır,yemek ve sofra kültürümüze ihanetdir bu.

Burcu hanım patetese fazla krema kullandı ve et suyu tabletine ne gerek vardı? az biber salçası ve az kekik veya taze biberiye serpilebilirdi 1 kutu krema yeterli ve daha sağlıklı olurdu.Naim beyin ağzına gelen  tuz parçası et suyu tabletinin dağılmıyan parçasımıydı acaba?)))elinizle ezemediğiniz parça olabilir.

Burcu iyi bir ev sahibiydi. Ufak tefek hatalar kadı kızında da olur.

Verilen puanlar bence az oldu haksızlık bu =2+2+2+2=8

SALI 2. GÜN

MERT BEYİN EVİNDEYİZ.

Çok idialı bir mönü aman allahım işi çok zor.Misafırlerin deniz ürünlerini sevmeyebilirler keşke zeytinyağlı bir çeşit hazırlasaydınız.

Konuklar geldi ama yemekler hazır değil, tabakları masaya koydunuz ama keşke bir silseydiniz, iki üç defa elinizle tabakları sildiniz,bir tabak değişikliği yaptınız neden ?

Tuzda balık  :doğru teknikle pişirdiniz, eminim süper olmuştur ekrandan bizlere nefaseti geçti eline sağlık.

Helva:  Mert süpersin alkışlarım seni, çok hanım helvanın yapılışını sizin kadar detaylı bilemez.

Sizin helvayı kavururken verdiğiniz bilgiler çok doğru bilgilerdi.

AMA sonun da misafirlerin yutamadık dediler acaba yağını mı az koydunuz acaba birde 30-35 dakıka  kavrulması gerekir dediniz ya orada bir değişik bilgi en az 40-45 dakika kısık ateşte kavrulması gerekir, birde süt kullanman çok iyi bir şeçim (helva yapmak sabır işidir) Mert bey çok cesursunuz aferin .

Helvanın şekeri her zaman ve mutlaka masa da mevzu olur,konukların tatlıyı yeme şekli farklıdır,keşke masaya pudra şekeri koysaydın üstüne serperek yerlerdi. Helvanın şekerini çok bulan konuk için yapacak bir şey yok “HELVA”yı yemesin efendim.)))

Jumbo karİdeslerİn  pişirilmesini önceden yapmadınız ? Kızartma işlemini önceden yaparak fırın içinde bekletebilirdiniz masada  misafirleriniz yanlız kaldı bu  davranışınız size eksi olarak dönecek.

Ev sabibi olarak biraz hatalısınız kusura bakma, yemekte misafirlerin var yemekler hazır değil neden?

Tuzda balık kolanya ile ateşleme shovunuzu keşke masa da yapsaydınız. Ama bence güzeldi elinize sağlık deniz ürünlerini sevenler için güzel bir mönü.

Konuklar bu gece gece farklı bir konuyu tartıştılar salonun dağınıklığı  mutfağınızın pisliği konusu, ayıp çok ayıp.

Yarışma yemek ise  sadece yemeklerin tadı tuzu ikram konuşulsun.

Bir hatırlatma yapmam lazım ne zaman balık yense üzerine mutlaka tatlı yenir.Balık lokantaları hiç bir tatlıya girmeseler bile,tahin helvası ikram ederler bazıları sıcak helva getirirler.

Büyüklerimiz derki”Balık yedin mi üstüne tatlı yiyeceksin yemezsen balık mide de oynar” onun için helva hem emek hem zaman isteyen bir değerimizdir .

Mert , helvayı yaptığın ve gündeme taşıdığın için ayrıca sana teşekkür ederim.

Verilen puanlar=4+3+2+2=11

YARIN ÜÇÜNCÜ YARIŞMACI: NİKA’nın evinde yemekteyiz bakalım neler göreceğiz.

Delfina soruyor: Onu nasıl kurtaracağım?
Tarih: 17 Kasım 2008 - 72 kez okundu. - Yorum: 3

Delfina’ nın kendi sitesindeki yazısını, sitemiz ile ilgili yorumlarını ve dostlarının yorumlarını okuyunca çok duygulandım.

2008 Ağustos ayında 2 yılımızı geride bıraktık, ve bu süre içersinde yüzlerce yemek tarifini annem ile birlikte hazırladık, hala da devam ediyoruz . Pek çok güzel yorum aldık, ziyaretçi defterinden takip edilebiliyor. Yemek yapmayı öğrenenlerin mutluluğu, yeni evlenen genç kızların güzel yorumları, yurt dışında yaşayan yurttaşlarımızın vatan özlemini giderdiklerini söylemeleri veya evde pek çok gıdanın hazırlanıyor olmasının ev bütçesine katkı yaptığını duymak bizi hep sevindirdi.

Ama Delfina’ dan aldığım güzel yorumlar beni farklı mutlu etti. Sitemizi kurduğumuzdan beri tüm teknik işleri, kendimi de geliştirerek yapıyorum. Oldukça yorucu bir süreç aslında. Ve başından beri, sitemizdeki tariflerin videolu oluşunun işitme ve görme kaybı olanlarca da dostça olmasına çalıştım. Evet ana sayfada ön plana çıkartmadım bunu ancak elimden geldiğince, teknik konuları daha da öğrendikçe üzerinde durdum. Ve yapıyor olduğum bu çalışmamın farkedilmiş olması beni çok ama çok mutlu etti.

Annem’ de 10 senedir iltahaplı romatizma illeti ile mücadele ediyor. Çok ağır geçen bir hastalık, çoğu sabah vücut eklemlerini hareket ettiremiyor, bir kaç kere büyük ataklar geçirdi ve yürüyemedi. 5 sene önce yoğun bakıma girdi 15 gün hiç göremedik onu. O günleri aslında hatırlamak istemiyorum ama unutamıyorum da. Annemin yoğun bakımda olduğu günler kardeşim ben ve babam nöbetleşe hastanede kalırdık. Evin kapısından her girişimde annemin yemek kokularını hatırlardım, mutfaktan gelecek gülüşünü hayal ederdim. Aynı şeyi kardeşim de yaşamış .Ve 2 gün önce bile evin kapısından girerken gözgöze geldik kardeşimle, hiç bişey söylemedik sadece gözlerinden anladım, onun da o yoğun bakımdaki kara günleri hatırladığını…Ve yoğun bakımdan çıktı çok şükür, doktorlar 1 sene yürüyemez dediler. Ama annem yaşama azmi, sevgisi, inadı ile 4 ayda destekle yürümeye başladı. O yüzden sağlık çok önemli. Ve olmadığı zaman hissedilen tek şey “sağlık”. Ve çoğu zaman da unuttuğumuz bir şey.

Ve bu proje annemin hayata tutunmasına yardımcı olduğu için çok önemli. Ve o yüzden yüreğimizi katarak yapıyoruz. Ve bunun sitemizi izleyenler tarafından hissediliyor olması da çok önemli.

Ve başlığı da Delfina’ nın hayata karşı duyarlı duruşunun bir göstergesi olan güzel bir yazısından seçtim.
Kaçımız düşünmüşüzdür acaba onu nasıl kurtaracağını …
Sokaklardaki kaldırımların nerdeyse yarım metre yüksekliğe vardığını (kimi yerde) düşünürsek. DEVAMINI OKU »

Aşçılar konfederasyonunun kurulma zamanı gelmedi mi?
Tarih: 15 Kasım 2008 - 66 kez okundu. - Yorum: 1

Yıllardır pek çok insandan “Türk halk mutfağına sahip çıkalım, yok olmasına izin vermeyelim” deyişlerini duymaktayız. Aşçılar bir etkinlik düzenlediklerinde, büyük firmalar yemek etkinliklerinde veya kendilerine halk mutfağı araştırmacısı ünvanını yakıştırmış kişiler söyleşilerinde aynı şeyleri söyler dururlar. Çok sözün olduğu yerde de ne yazık ki az iş yapılır.

Yıllardır bu konuda çok iş yapıp özde konuşan rahmetli Tuğrul Şavkay ve Aydın Yılmaz ustanın yitirilmesinin ardından da ne yazık ki ortalık yukarıda bahsettiğim kitleye kalmıştır. Onlar hayatta iken, ustalarına duydukları ( belki de duymak zorunda kaldıkları) saygıdan dolayı, usulsüz ve anlamsız işlere imza atamayan pek çok kişi, vefatlarından sonra meydanı boş bulduklarında büyük bir sevinçle ortaya çıkmışlardır ne yazık ki. Ve şimdilerde meydanda hep onları görmekteyiz. Bunları söylemek acı , ama gerçekleri de birilerinin söylemesi lazım geliyor.

Türk halk mutfağı, Türk kültürünün bir parçasıdır. Türk kültürünü araştırmadan, bilmeden ve dahası yaşamadan bu konuda ahkam kesmek büyük bir saygısızlıktır. Türk mutfak kültürünü araştırırken veya katkı yapmak adına , anlamını yitirmiş şenlikler , yarışmalar düzenlemek de bu saygısızlığa katkı sağlamaktadır. Yemek şenliklerini yöresel yemeklerin kayıt altına alınması amacıyla düzenlendiği bilgisini verip, o yörenin insanından tarifleri toplamak, daha sonra da hazır gelen bu bilgilerle , yemek kitapları bastırmak ne kadar da kolay işi. Ancak muhtemelen bunları yapan insanlara bir “getiri” sağlıyordur. Yöresel yemek arşivini hazırlamak adına düzenlediğiniz etkinlikleri halkın sahip olduğu bilgileri kullanıp düzenleyip, aynı zamanda halkı bu etkinliklerden soyutlaştırmaya çalışırsanız, ortaya çıkan ürününüz de “Türk yemek kültürü”nden o kadar uzak olur. Yaşananlar, izlenenler bunlardır. DEVAMINI OKU »

Mevsiminde yetişen sebze meyveyi tüketelim
Tarih: 13 Kasım 2008 - 189 kez okundu. - Yorum: 2

Bu gün semt pazarına gittim, bizler Allah’ ın sevgili kullarıyız. Pazarda gördüğüm sebze ve meyvelerin bolluğu ve bereketi karşısında şükrederek  pazar alışverişini yaptım.

Eve dönünce de bilgisayarımın karşısına geçtim ve günce sayfamı açtım. Hepimizin bildiği ama faydalarını unutarak gözden kaçırdığımız sebzelerin ,meyvelerin yararlarını bir göz atalım dedim ve yazmağa başladım.

Çeşit çeşit renkleriyle tezgahlar  renk çümbüşüne  dönmüş. Pazar yerlerine can katan, mevsime özgü meyveler ve sebzelerin hepsi yeni dallarından kopmuş, diri ve parlak, taptazeler. “Beni al beni seç” der gibi sıralanmışlar, bana bakıyorlar, fiyatları ise normal  sayılır.

Doktorlar’ın sonbahar için önerdikleri beslenme şekli,  bu mevsimde vücut direncinin azalmasından dolayı, mevsim meyvelerinden ve  sebzelerinden  bol bol yiyerek vücut direncini arttırmaya yönelik öğütlerdir.

Yine büyük görev annelere düşüyor.
Bizlere düşen  ise , vücudümüzün  direncinin yerinde tutmak ve hastalanmamak için yeterince mevsim meyvelerinden ve mevsim sebzelerinden dengeli yiyerek , pişirerek, aile bireylerine uyarılar yaparak beslemektir. DEVAMINI OKU »

Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12


Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!


© Tüm Hakları Saklıdır - Kaynak belirtmeden alıntı yapılamaz! Türkiyenin ilk yemek televizyonu resmi blogudur.
Blog yazılımı'nı açık kaynak kod kullanıyoruz, lisansı burada. Geliştiren : Fatih Toprak.