Günümüzde her şey birbiribin aynısı.
Moda adıyla “medya”, Türkçesi “basın” olan büyük gücü elinde tutan kitle nasıl bir yönlendirme yapıyorsa o doğrultuda gidiyor herkes.
Televizyonda her denilene, gazetede her yazılana inanıyorlar.
Sorgulamadan, düşünmeden…
Hani hep deriz ya “eğitim sistemimiz ezbere dayanıyor, hiç deney yapmıyoruz“…İşte sebebi ortada, yaşamın içine girince neden böyle olduğunu görebildik; amaç bu şekilde bir toplum ortaya çıkartmaktır, gayet de başarılı işliyor , kim getirdi ise bu sistemi artık!
Biri daha önce yapılmadık bir fikirle çıksın ortaya, arkasından hemen kopyalar türer. Ve bu kopyacılar o kadar özümsemiştir ki bu davranışları, bir bakarsınız fikri alıp ceplerine atıp kendilerine mal edivermişlerdir , başkasının fikrini. Hani Kemal Sunal’ ın karakterlerinden biri vardı; “Zübük” filimini izleyenler hatırlarlar hemen. Öylesine üç kağıt doludur ki hayatı, hiç bir şeyden utanmaz, hiç bir şeyden çekinmez, yalan dolanla geçer hayatı…İşte bu modelden, zübük modelinden ne çok var çevremizde, uzağımızda. Onu fark ediverirsiniz çoğu zaman.
Evet kızgınım… Sakin bir kızgınlık. Kopyacılara, fikir hırsızlarına bir “endüstri ürünleri tasarımcı”sı olarak alışmışlığım vardır elbet. Tasarımı daha fikir olarak birine söylediniz mi, dosya tesliminde birinin projesi olarak görürsünüz. Ama yine de kızgınlığım , şaşkınlığımdandır muhtemelen.
Bir şeyleri güzel yapıyoruz. Sağolsun annem tüm bildiklerini saklamadan videolarda, herkesle paylaşıyor. Hani aşçıların sırları dedikleri “irmik tatlısını 45 dakika kısık ateşte kavurun” ları mesela. Veya daha önce entel gurme birşeyleri pek severler dernekleri yazarları tarafından köylü işi olarak görülen tatlarımız küçümsenirken, şimdilerde eskiye dönüş adı altında yazılar yazılmaya başlandı.
Birileri bir anda mutfağa giriverdi. Sanki yemekler balkonda yapılıyordu, birden isim sonlarına “mutfakta” eki ekleniverdi. Tüm bunlar olsun elbette, ancak kaynak olarak da bir zahmet “Hülya Erol” gösterilmesin mi, ey zübükler… DEVAMINI OKU »




