-Reklam-
Zübük tarifi
Tarih: 28 Eylül 2008 - 123 kez okundu. - Yorum: 2

Günümüzde her şey birbiribin aynısı.
Moda adıyla “medya”, Türkçesi “basın” olan büyük gücü elinde tutan kitle nasıl bir yönlendirme yapıyorsa o doğrultuda gidiyor herkes.
Televizyonda her denilene, gazetede her yazılana inanıyorlar.
Sorgulamadan, düşünmeden…
Hani hep deriz ya “eğitim sistemimiz ezbere dayanıyor, hiç deney yapmıyoruz“…İşte sebebi ortada, yaşamın içine girince neden böyle olduğunu görebildik; amaç bu şekilde bir toplum ortaya çıkartmaktır, gayet de başarılı işliyor , kim getirdi ise bu sistemi artık!

Biri daha önce yapılmadık bir fikirle çıksın ortaya, arkasından hemen kopyalar türer. Ve bu kopyacılar o kadar özümsemiştir ki bu davranışları, bir bakarsınız fikri alıp ceplerine atıp kendilerine mal edivermişlerdir , başkasının fikrini. Hani Kemal Sunal’ ın karakterlerinden biri vardı; “Zübük” filimini izleyenler hatırlarlar hemen. Öylesine üç kağıt doludur ki hayatı, hiç bir şeyden utanmaz, hiç bir şeyden çekinmez, yalan dolanla geçer hayatı…İşte bu modelden, zübük modelinden ne çok var çevremizde, uzağımızda. Onu fark ediverirsiniz çoğu zaman.

Evet kızgınım… Sakin bir kızgınlık. Kopyacılara, fikir hırsızlarına bir “endüstri ürünleri tasarımcı”sı olarak alışmışlığım vardır elbet. Tasarımı daha fikir olarak birine söylediniz mi, dosya tesliminde birinin projesi olarak görürsünüz. Ama yine de kızgınlığım , şaşkınlığımdandır muhtemelen.
Bir şeyleri güzel yapıyoruz. Sağolsun annem tüm bildiklerini saklamadan videolarda, herkesle paylaşıyor. Hani aşçıların sırları dedikleri “irmik tatlısını 45 dakika kısık ateşte kavurun” ları mesela. Veya daha önce entel gurme birşeyleri pek severler dernekleri yazarları tarafından köylü işi olarak görülen tatlarımız küçümsenirken, şimdilerde eskiye dönüş adı altında yazılar yazılmaya başlandı.
Birileri bir anda mutfağa giriverdi. Sanki yemekler balkonda yapılıyordu, birden isim sonlarına “mutfakta” eki ekleniverdi. Tüm bunlar olsun elbette, ancak kaynak olarak da bir zahmet “Hülya Erol” gösterilmesin mi, ey zübükler… DEVAMINI OKU »

Bu gece Kadir Gecesi
Tarih: 26 Eylül 2008 - 70 kez okundu. - Yorum: 0

Bu gece kadir gecesi, Kuran’ ı Kerim’ in inmeye başladığı gece, Razamanın’ ın 27. gününe rastlıyor..
Süleyman Ateş’ in Kadir gecesi ile ilgili yazdığı yazıyı eklemek istedim.

Süleyman Ateş – Gazete Vatan

Bu gece, cihanın manevi ışığı olan Kur’ân’ın inmeye başladığı Kadir Gecesi’dir. Dilde kadr: Değer, ölçü, şeref anlamlarına gelir. Kadir Gecesi’nin değer ve şerefi, Kur’ân’ın ilk defa bu gecede inmeye başlamasından kaynaklanır. Bu gecenin değeri, hakkında indirilen surede belirtilir:

“1- Biz o(Kur’â)nı Kadir Gecesi’nde indirdik. 2- Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sen nereden bileceksin? 3- Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır. 4- Melek(ler) ve ruh, o gece Rablerinin izniyle her iş için iner de iner. 5- Esenliktir o, ta tan yeri ağarıncaya kadar” (Kadr Suresi). Dünyanın üstüne çökmüş olan manevi karanlığı aydınlatan Kur’ân’ın inmeye başladığı bu gece, bin aya bedeldir. Bin ay, yaklaşık 84 yıl eder. İşte bu gece yapılan ibadet, âdeta içinde Kadir Gecesi bulunmayan 84 yıl ibadet etmek kadar değerli ve sevaptır. DEVAMINI OKU »

Kemal Çapraz’ ı kaybettik
Tarih: 17 Eylül 2008 - 149 kez okundu. - Yorum: 6

Kemal ağabey aramızdan ayrıldı…

Türk dünyası için emek harcayan, Türk kültürü için çalışan değerli insan, maalesef 15 Eylül’ de bir trafik kazası geçirerek aramızdan ayrıldı.

“Ufuk Ötesi” gazetesini her ay yayınlamak için uğraş veren, yürekli, vatanını seven, yıllarca bu uğurda çalışıp insanları aydınlatmaya çalışan ,binlerce genç yetiştirmiş, gerçek bir Türk aydını idi kendisi.

Türk dünyası, dolayısiyle Türk kültürüne yürekten destek olduğu için de bizim sitemize de yürekten desteğini esirgememişti. Yapıyor olduğumuz işin önemini her fırsatta dile getiriyordu.

Ufuk Ötesi ailesi ile birlikte büyük fedakarlıklarla çalışıp,  gazete yazılarının düzenlenmesi, abonelere gönderilmesi ve daha pek çok işle uğraşıyordu.

Türk insanı için yapmış olduğu tüm fedakarlıklara rağmen , Türk insanı onu yeterince tanıdı mı acaba?
DEVAMINI OKU »

Ro Ro gemisi batmış kimin umurunda?
Tarih: 15 Eylül 2008 - 127 kez okundu. - Yorum: 0

Bize ne oldu,nasıl bir yaşam sürüyoruz, anlamakta çok zorlanıyorum.

Sabah bir üyemizin msn den verdiği haberle olayı duydum ve hemen tv kanallarını gezindim hiç bir haber yok hepsi normal yayınına devam ediyor, ne alt yazı var ne de Ro-Ro gemisi olayıyla ilgili haberleri veriyorlar. Üyemiz Hollanda da yaşıyor ve haberi internette bir haber sitesinde okuduğunu söyleyince , ben de haberi buldum ve okudum.

Ölenlere Allahtan rahmet, ailelerinede sabır dilerim. Hastanede yatan yaralılara da şifalar dilerim.

Şu ana kadar yetkililer kaç kişinin öldüğü veya kaç yaralının olduğu ile ilgili bir açıklamada bulunmadılar. Sebep olarak ise, gemiye giren yolcu ve araçların kayıtlarının yapılmaması olarak gösteriyorlar.

Nasıl oluyor da, insan hayatı bu kadar ucuz olabiliyor?

Tren kazaları sık oluyor, hızlı treni denerken insanlar ölüyor.
Uçak kazaları  oluyor, denetimsizlikten bilim adamları yok oluyor!
şimdi ro-ro batmış kim kimler bu yanlışlara dur diyecek.

Allah sonumuzu hayır eylesin.

Pazar arabamla Dikili pazarında hazıroldayım:)
Tarih: 14 Eylül 2008 - 175 kez okundu. - Yorum: 4

Pazartesi günü Doruk’un tatli sona erdi, İstanbula döndü. Ev birden boşaldı ve sessizleşti, elim boşa çıktı.Söz de ben biraz dinlenecek ve ramazan çekimlerine devam edecektim. Diğer bir yandan da yine yöresel yemekleri araştırmalarıma devam edecektim.

Salı günleri  Dikili’nin pazarı. Pazar alışverişi de , Doruk ve dedesi burda olmayınca:)  Işıl ve bana kaldı.
Kafamdaki plan, pazardan sadece  Bergama tulumu, keçi payniri,meşhur lor’umuzu , taze incir kurusunu da alıp eve dönmekti.

Ancak Ben ve pazar bir araya gelince durum hiç de planladığım gibi olmadı. Mevsiminde her şey taptaze sergilere konmuş, pazar yeri mis gibi sebze ve meyve kokuyordu. Herşey ucuzlamıştı. Dahası pazara girişte gördüğüm 1 ytl olan etiketteki fiyat dönüşümüzde değişmişti. Bir kaç saatlik süre zarfında, pazarcı fiyatı indirme gereksinimi duymuş. Yazlıkçılar döndüğü için talep de azdı tabi. Pazarcıların çoğu Dikili sakinlerinden, yıllardır görmeye alıştığımız simalar. DEVAMINI OKU »

Gidiyorum ben de yorumsuz olarak…
Tarih: 10 Eylül 2008 - 125 kez okundu. - Yorum: 12

Ramazan da bu  günden itibaren çekim yapmamaya ve yeni yemekler eklememeye karar verdik.
Ben çok yoruldum,emekler harcanarak  yapılan paylaşımlar karşılıklı olursa değerlenir.
Bu kadar genç  siteye giriyor msn de sohbetler ediliyor, ama iki satır  siteye yorum yazmaya  üşeniyorlar.
O zaman dedim ki; “ Hülya hoca, bu günden sonra dinlen, sitede zaten çok fazla yemek tarifi var. Madem herkes ( yorum yazanları dışarda tutuyorum) sadece izleyip gitmeyi tercih ediyor, o zaman sen de bir süreliğie siteye uğrama bakalım.
Tariflerimi dileyen şimdiye kadar olduğu gibi vieolarımı izleyerek deneyebilirler. Ben de bu sezon yapacağın yeniliklere yoğunlaşacağım.

Bu bir serzeniş mi?
Elbette serzenişDEVAMINI OKU »

Msn başındayım, yemekle ilgili sorularınızı cevaplıyorum
Tarih: 5 Eylül 2008 - 136 kez okundu. - Yorum: 7

Ramazan yayınlarımız ile üçüncü senemize de girmiş olduk. İki senedir arşivimdeki pek çok yöresel yemek tarfiflerimi sizlerle paylaştım. Videolu olarak izlenebildiği için de yapılması çok daha kolay. Hem tarifin uygulanabilirliğini test etmeniz için illaki yemeği yapmaya çalışmanız da gerekmiyor, videodan yapılmışını izleyebiliyorsunuz.

Ve işte bu süreç içinde sitemizin de pek çok takipçisi oldu. Mesela 5 gündür özel ramazan yemek programı hazırlıyoruz. 3. gün Işıl’ ın İstanbul’ da olmasından dolayı yemek programını göremeyen , ve neler olup bittiğini merak eden bazı üyelerimiz, hemen msnden sormaya başladılar. Merak edip özlediğinizi söylediğinizde inanın ben de mutlu oluyorum aslında. Demek ki bizim yemek çekimlerini yaparken ki heyecanımız sizlere de yansıyor.

msn adresim: msn@annemmutfakta.tv

DEVAMINI OKU »

İstanbul’ daydım, şimdi yoldayım geliyorum:)
Tarih: 3 Eylül 2008 - 140 kez okundu. - Yorum: 3

2 günlük ramazan yayınımızı aksatmadan gerçekleştirdik. Siz değerli izleyenlerimiz, Hülya hanım hayranları da oldukça güzel yorumlarınızı hem sitemizden hem de annem için açmış olduğumuz MSN hesabımızdan dile getiriyorsunuz. Herkesin yüreğine sağlık.

Duyduğum kadarı ile, ramazanın 3. gününde gerçekleşemeyen yayınımızla ilgili yoğun istek ve sorularınız varmış. Annem iletti. Ancak ne yazık ki ben İstanbul’ da annem Dikili’ de iken bu yayının gerçekleşmesi mümkün değil. DEVAMINI OKU »

Ceviz ve ceviz ağacı
Tarih: 2 Eylül 2008 - 89 kez okundu. - Yorum: 1

Binlerce yıldır insan yaşamının vazgeçilmez bir yiyeceği olan ceviz, dünya üzerindeki en yararlı besinlerinden biridir. Ceviz ağacı gölgesinden, yaprak ve yeşil kabuğun boya ve ilaç için, çiyesi ile, her şeyi ile insanların hizmetinde yararlı bir ağaçtır. Ceviz ağacının yararları yalnızca bunlarla sınırlı değil.  Sinekleri uzaklaştıran “jugione” adlı kimyasal başka bitki türleri ve suda yaşayan canlılar üzerinde de zehirleyici bir etki yaratıyor.

Ceviz, uzun ömürlü; gövdesi kalın, kerestesi ve meyvesi çok değerli ve besleyicidir, büyük, ulu bir ağaçtır. İçi nişastalı ve yağlıdır. Hekimlikte; yaprakları, meyvesinin üzerindeki yeşil kabukları ve yağı kullanılır. DEVAMINI OKU »

Mübarek Ramazan tüm insanlığa bereket ve huzur getirsin
Tarih: 1 Eylül 2008 - 76 kez okundu. - Yorum: 0

Aksam teravih kılındı, camiler doldu taştı. Sağlıklı müslümanların özlemle bekledikleri ve huşu içinde tamamlayacaklara bu ayda bolluk, bereket, huzur getirsin  tüm inananlara Rabbim.

Bu ay paylaşım ayıdır, olanın olmayana daha çok vermesi, gözetmesi gereken günlerdir.
Aç olan insan açlığın nasıl bir duygu olduğunu oruçlu iken daha iyi anlar.

Vicdanlarımızı hafileterek amacına uygun oruç tutmaya özen gösterelim. Sofralarımızda isfar’a gitmeden vücüdümuza fazla yüklenmeden oruçlarımızı tutalım. DEVAMINI OKU »



Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!


© Tüm Hakları Saklıdır - Kaynak belirtmeden alıntı yapılamaz! Türkiyenin ilk yemek televizyonu resmi blogudur.
Blog yazılımı'nı açık kaynak kod kullanıyoruz, lisansı burada. Geliştiren : Fatih Toprak.