Arabaşı benim ve çok kişinin özlemle hatırlayarak, bir çok dostun yöresel kültür içereren bir şölen yemeğidir.
Hem yapılışı hem de yenme şekli ile özellikler gerektirir. Arabaşı kültürümüzde geçmişi, büyüklerimizden dinlediğimiz hikayeleri ve sofradaki yeme ritüeli ile çok önemli bir yere sahiptir.
Başöğretmen olan anne dedem, Ahmet bey ve arkadaşlarının avladıkları keklik eti ile pişirilen çorbanın lezzeti bu çorbayı bilenler ve tadını alanlar için inanılmazdır. Arabaşı çorbası çiftliğimizde beslenen hindi, kaz veya horoz etiyle yapılırdı ve çok lezzetli olurdu. Hazırlanan yer sofrasında ortaya hamuru, ve hamurun ortasına açılan yuvarlağa dumanı tüten büyük bakır çorba kasesi konur, yiyecek kişi sayısı kadarıyla tahta kaşık dağıtılırdı. Bu çorba özellikle kış aylarının soğuk geçtiği ve karın bolca yağdığı bölgelerimizde yapılır. Dışarda iliklere işleyen soğuk hava, ve pencereden keyifle seyrettiğimiz yağan karı ancak annemizin çorbanın hazır olduğunu haber verişi bozabilirdi ancak. Bunu duyan biz çocuklar hepbirlikte sofraya oturur ve kaşıklarımızı kapardık. DEVAMINI OKU »




