Uzun bir aradan sonra, Hıdırellez’in gelmesi vesilesi ile, günlük sayfamızdan merhabalar herkese. Sosyal paylaşım sitelerinin etkin olması sebebi ile, birçok etkinlik hakkındaki bilgi ve fotoğrafları buradan paylaşmayı ihmal ediyorduk. Ancak yeniden asli sayfamıza hareket vermeye kaldığımız yerden devam edeceğimizi belirtmek istiyorum.
Türk kültürününde çok eski zamanlardan bu yana kutlanmakta olan Hıdırellez günü ile ilgili çeşitli rivayetler ortaya atılmıştır. Konu ile ilgili detaylı bir yazı yazmıştık, okuyabilirsiniz. Umutların tükenmemesi için toplumsal bir etkinlik olarak niteleyebileceğimiz Hıdırellezde ateş yakılarak üstünden atlanır. Dileği olanlar ateş üzerinden geçerken bu dileğini aklından geçirir ve olmasını temenni eder. Ateş üstünden atlayarak dileğinin olacağı inancını içinde taşır. Ayrıca 5 Mayıs gecesi gül ağacı altına küçük taşlar ile sahip olmak istenen şeyler resmedilir, para keseleri asılır. Evlenmek isteyenler, bebek sahibi olmak isteyenler dilekte bulunurlar.
DEVAMINI OKU »
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı basın açıklaması: DEVAMINI OKU »
Dikkat! Market raflarında böcek var
Dünyanın en büyük kahve şirketlerinden Starbucks’ın bazı ürünlerinde ‘cochineal’ adlı böcekten elde edilen ‘karmin’ isimli renklendirici kullanılması tepkiye yol açarken market raflarının aynı madde katılmış gıda ürünleriyle dolu olduğu ortaya çıktı. Bisküviden şekerlemelere kadar çok sayıda üründe kullanılan bu maddenin şimdilik bilinen tek zararı alerjik reaksiyonlara yol açması.
Gıda sektöründe böceklerden elde edilen renklendirici ve tatlandırıcı kullanılması tartışması Starbucks’ın ürünüyle birlikte yeniden alevlendi. Radikal, marketlerde satılan ve ‘karmin’ içeren ürünleri araştırdı. Market rafları bu maddenin katıldığı ürünlerle dolu ve tüketiciler aldıkları ürünlerde böcekten elde edilen renklendirici kullanıldığını bilmiyor.
Yılda yarım kilo!
Hollanda’da Wageningen Üniversitesi’nden Entomoloji Profesörü Marcel Dicke, geçen yıl yaptığı açıklamasında işlenmiş gıda tüketen herkesin bir miktar böcek yediğini de anlatıyor: “Dünyanın herhangi bir yerinde işlenmiş besin maddesi tüketenler zaten böcek yemiş oluyorlar. Bunun miktarı da yılda yaklaşık 500 gram. Domates sosu, fıstık ezmesi ya da ekmek gibi işlenmiş tüm gıdalarda böcek var.” DEVAMINI OKU »
8 Mart 1850 yılında Amerika’ da işçi kadın ayaklanması sonucunda olaylar çıkmış ve yüzden fazla işçi kadın hayatını kaybetmişti. 1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag şehrindeki kadınlar toplantısında yaşanan bu acı olayların anısına 8 Mart’ın “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılması önerisi getirildi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
Sevgililer gününde sevgiliye, doğum gününde o gün doğan kişiye, yılbaşında sevilenlere hediye alınır peki ya kadınlar günü olarak kutlanan bu günde acaba ne yapılır? Veya kadının ve erkeğin eşit haklara sahip olduğunu düşündüğümüz bir yüzyılda, kadının hala işkence ve şiddete maruz kaldığının önüne geçilmediği düşünülürse, acaba “erkekler günü” diye bir gün de kutlanacak mı? Veya madur kadınların yaşadığı sorunları sadece televizyonlardaki kadın programlarında mı çözülmeye çalışılacak?
Televizyonlara bakıyorsunuz, birbirinin kopyası olan, ilkesiz yayın yapan kalitesiz pek çok program yayını yapılıyor. Hele kadın programları adını verdikleri programlar var ki Türk kadınını her daim ezilen, hor görülen, aldatılan veya aldatan, şahsiyetsiz olarak göstermekten başka bir görevi yokmuş gibi yayın DEVAMINI OKU »
Günlük gazetelerimi okurken “Çorba,mutlaka” başlıklı bir yazı ilgimi çekti ve konu da tarhana ile ilgili olunca okumaya başladım. Yemek konusunda ödüllü kitaplar yazan Sahrap Soysal, köşesinde yazdığı bu yazısı ile beni hayrete düşürdü. Okuduktan sonra gazeteyi bir tarafa bırakıp konuyu da unutabilirdim elbette, ancak geleneksel yemeklerimiz ile ilgili yapılan yanlışlara artık tahammül edemez hale geldiğim için bu yazıyı yazmak da gerekli oldu benim için.
Yemek ile ilgili yazılar yazmak veya lokantalara giderek tatları ekranlarda tanıtmak özellikle son yıllarda konu hakkında uzman olan ya da olmayan bir çok kişi için ekmek kapısı oldu. Kimisi programın parasını cebinden ödeyerek televizyonda yemek yapıp sohbet ediyor, kimisi de her gün yazı yazma zorunluluğu olduğundan ve konu sıkıntısı çektiğinden haddini aşarak geleneksel yemek kültürümüze kötülük yapmaktadırlar. Tabi bunlardan en kötüsü de önceki yıllarda 5 kişinin bir masa etrafında ahlaksız ve seviyesiz duruşları ile yemeği alet ederek birbirlerini aşşağıdıkları “yemekteyiz” programını da anmadan geçemeyiz. Bu yarışmaya adı-sanı duyulmuş aşçıbaşıların da destek vererek yarıştıklarını ise hangi sözlerle eleştirmeli bilemiyorum.
Şimdi yukarıda bahsettiğim yazının içeriğine geçelim ve yazıdaki tarhananın hazırlanışına göz atalım:
” Tarhana kuruyup sofraya gelmeden önce pek çok işlemden geçiyor. Buğday ununa yogurt ekleniyor ve karışım büyük kazanda pişiriliyor. Kazanda ılık hale gelmesi beklendikten sonra biraz daha buğday unu ve maya eklenerek yoğruluyor. Kuruması beklenen tarhana iri parçalar halinde torbalara konuyor. Uzmanlar sabahları erken kalkıp işe giden erişkinlere ve okul çağındaki çocuklara da özellikle tarhana çorbası içmelerini öneriyorlar. Çünkü Türk mutfağının vazgeçilmezi olan çorba bakteri ve mikroplara karşı vücut direncini artırıyor. Ben de okuldan gelen çocuklarıma mutlaka soğuk yada sıcak çorba içiririm. http://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/19994275.asp “. DEVAMINI OKU »






